Kamu adına soruşturmaları yürütmek ve soruşturmanın sonunda iddianame düzenlemekle görevli olan Cumhuriyet Savcısı, şüphelinin lehine ve aleyhine delil toplamak, korumak ve muhafaza etmekle yükümlüdür. Cumhuriyet Savcısının bu görevi yalnızca soruşturma aşaması için geçerli değildir. Cumhuriyet Savcısı kovuşturma aşamasında da sanığın lehine veya aleyhine sonuç doğuran bir rol ifa etmektedir. Cumhuriyet Savcısı şüpheli hakkında iddianame düzenlemek veya sadece sanığın ceza almasını sağlamak için var edilmemiştir. Cumhuriyet Savcısı da ceza muhakemesinin amacı doğrultusunda maddi gerçeğin ortaya çıkması için bir fonksiyon taşımaktadır. Bu fonksiyon delillerin hukuka uygunluğunun tartışılması, savunmanın nitelendirilmesi, duruşmada aktif rol alınarak gerçeğin ortaya çıkmasının sağlanması gibi önemli hususlara temas etmektedir. 

Cumhuriyet Savcıları, 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun uyarınca duruşmalara katılmak zorundadır. ( 5235 S.K., m.20, C.M.K.m.188 ) Ancak Cumhuriyet Savcılarının daha önce var olan Sulh Ceza Mahkemelerindeki duruşmalara katılma zorunluluğu kanunen bulunmamaktaydı.  ( C.M.K.m.188/2) Bu mahkemelerin bakmakla görevli olduğu suçlara yönelik cezaların kısa süreli hapis cezaları olması ve büyük çoğunluğunun ertelemeye veya seçenek yaptırımlara çevrilmeye müsait olmaları nedeniyle Cumhuriyet Savcısının katılımı lüzumlu görülmüyordu. 

Cumhuriyet Savcılarının duruşmalara katılma zorunluluğunun düzenleyen bu temel yasanın varlığına rağmen bugün Asliye Ceza Mahkemelerindeki duruşmalara Cumhuriyet Savcıları katılmamaktadır. Bunun nedeni temel yasalarda yer alan duruşmaya katılma zorunluluğunun başka yasalarla getirilen hükümlerle ertelenmiş olmasıdır. Oysa hem C.M.K. hem de 5235 Sayılı Kanun uyarınca Cumhuriyet Savcılarının duruşmaya katılma zorunluluğu vardır. 

Cumhuriyet Savcısının duruşmaya katılma görevi idari bir zorunluluk değil doğrudan adaleti ilgilendiren adli bir fonksiyon taşır. Bu zorunluluk Cumhuriyet Savcılarını daha fazla çalıştırmak için ihdas edilmiş değildir. Cumhuriyet Savcısının duruşmaya katılması doğrudan adil yargılanma hakkını ilgilendirmektedir ve verilen hükümlerin doğruluğunu etkileme gücüne sahip olan bir sigortadır esasen. Bu anlamda Cumhuriyet Savcılığı makamı yargıdaki iş gücü yoğunluğundan ötürü gözden geçirilebilecek bir makam da değildir. 

Cumhuriyet Savcısının duruşmaya katılma zorunluluğu 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen Geçici Maddelerle ertelenmiştir.

Öncelikle Geçici 3. madde olarak çıkarılan yasa ile Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılan duruşmalara Cumhuriyet Savcılarının katılma zorunluluğu 1.1.2014 Tarihine kadar ertelenmiştir. 

Daha sonra bu süre yeterli görülmemiş ve çıkarılan yeni yasa ile duruşmalara katılma zorunluluğu 31.12.2019 Tarihine kadar ertelenmiştir. ( Geçici 9. madde )

Asliye Ceza Mahkemelerinde görülen davalara Cumhuriyet Savcılarının katılmaması adil yargılanma hakkı bakımından fevkalade önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir. Üstelik bu mahkemeler artık Sulh Ceza Mahkemelerinde görülen ve cezası daha hafif olan suçlara da bakıyor ve iş yoğunluğu bir hayli fazladır. Üstelik Sulh Ceza Mahkemelerinin kaldırılmış olması nedeniyle birden bire Asliye Ceza Hakimi olan binlerce genç ve tecrübesiz hakim bulunmaktadır. 

Ceza hukukun en ağır yükünü Asliye Ceza Mahkemelerinin çektiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Böyle bir yoğunlukta yargılamanın seyri, savunmaların hukuki nitelendirilmesi ve değerlendirilmesi anlamında hakime yardımcı olabilecek Cumhuriyet Savcılarına ihtiyaç olduğu gün gibi aşikardır. 

Savunmanın yalnızca hakimin bakış açısıyla karşı karşıya kalması, Cumhuriyet Savcısının mütalaasını bilmeden hükümün tefhim edilmesi, tüm savunma yükünün ve delil toplama görevinin adeta sanığa yüklenmesi adil yargılama hakkı bakımından şüphesiz önemli bir eksikliktir. 

Halen uygulamada verilen kararlar Cumhuriyet Savcısına tebliğ edilmekte ve yasa yoluna başvuru imkanı verilmektedir. Ancak duruşmaya katılmayan, sanığın ifadesini bizzat dinlemeyen, sanığa soru yöneltemeyen, tanıkları dinleyemeyen ve yalnızca zabıtları okumakla yetinen Cumhuriyet Savcısı bu yolları ne kadar etkin kullanabilecektir. Bu büyük bir soru işaretidir. 

Bu olumsuz tabloya rağmen Anayasa Mahkememiz, Asliye Ceza Mahkemelerinde görülen davalara Cumhuriyet Savcılarının katılmasını erteleyen yasaların Anayasaya aykırılığı yönündeki itirazı reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi 22.10.2015 Tarih, E: 2015/9. K: 2015/94 sayılı kararında “Ceza muhakemesinde mahkeme, dava açıldıktan sonra pasif konumda olmayıp, hüküm vermek için yeterli kanaate ulaşıncaya kadar maddi gerçeği araştırmaya devam etmek zorundadır. Maddi gerçeği resen araştırma ilkesi uyarınca mahkemeler, Cumhuriyet savcısının ortaya koyduğu delillerle bağlı olmadıkları gibi hüküm için gerekli tüm araştırmaları kendiliğinden yapmak ve tarafların haklarım korumakla yükümlüdürler. Bu nedenle, Cumhuriyet savcısının duruşmada bulunmaması ve katılma hususunda görüşünün alınmaması, adil yargılanma ilkesi ile mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerine aykırılık oluşturmamaktadır.” demek suretiyle yasal düzenlemelerin anayasaya ve hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir. 

Ancak bu kararda henüz mesleğe yeni başlamış bir hakimin birdenbire Asliye Ceza Hakimi olmasının doğurduğu sakıncalar yok sayılmış, ceza yargılama hukukunda Cumhuriyet Savcısının sahip olduğu fonksiyon, yasama organının inisiyatifine bırakılmış olmaktadır. 

Anayasa Mahkemesi hakimin herşeyi halledebileceğini düşünmektedir. Oysa 2005 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirilen sistemde Cumhuriyet Savcısı adeta olmazsa olmaz bir konuma getirilmiş ve ceza muhakemesinin en önemli aktörlerinden birisi olarak düzenlenmişti.

Sık sık dile getirilen ancak bir türlü başarılamayan yargı reformunda bu husus muhakkak tartışılmalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
stj av ibrahim korkmazoğlu 1 yıl önce

yu yazıya katılmamak mümkün değil. zira bizde cumhuriyet savcısı 'devletin savcısı' olarak görüldüğünden ve 'kamu adına' ibaresi yine malesef sanki 'devlet adına' hareket eden olarak algılandığından cumhuriyet savcısının 'adil yargılanma' hususundaki pozisyonunu henüz algılayamamış bir yargı sistemimizin olduğunu ortaya koyuyor. Savcı ve hakim bir safta, avukat ve sanık bir safta olarak değerlendirildiği müddetçe adil bir yargılamanın olmayacağı açıktır.