Avukat Umut Kılıç’ı Erdoğan’a “faşist” dedi diye tutukladılar.

Oysa Faşizm bir devlet şekli ve yönetim rejimidir.

Gerçekten de bugün Türkiye’deki rejim faşizan bir cumhuriyet modelidir.

Barolar Birliği isabetle açıklamış.

Bu tür hakaret suçlarında tutuklama mümkün değil.

Sonunda hapse mahkûm olsa onu bile yatmayacak çünkü erteleme sınırı içinde.

Şunu kesin olarak söylemeliyim.

Politikacıları ve üst düzey yetkilileri (cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri gibi) hakaret veya şöhrete yönelik saldırılara karşı özel olarak korumayı hedefleyen bütün kanunlar AİHS 10. maddeye aykırıdır.

Bu madde için Anayasa Mahkemesi’ne gidilmeli.

10. madde ifade özgürlüğüdür.

AİHM içtihatları böyle olduğu için söylüyorum.

Bu minvalde özel olarak Cumhurbaşkanı’na hakareti düzenleyen TCK.299. madde tam da bu aykırılığın göbeğindedir.

AİHM Cumhurbaşkanlığı makamının bile en geniş şekilde eleştirilebileceğine hükmetmiştir.

Bazı örnekler vermek isterim.

1- ANAP’lı eski bakanlardan Ekrem Pakdemirli’nin o dönem Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’e söylediği “Şişko, yalancı, iftiracı, dar kafalı, Allah belanı versin” gibi sözlerinin akıbeti ne oldu?

AİHM, bu sözlerin cumhurbaşkanına hakaret ya da başka suçlardan cezai ve hukuki sorumluluk doğurmayacağına hükmetti.

Ve Türkiye aleyhine karar verip Pakdemirli lehine 35 bin euro gibi yüksek bir tazminata hükmetti. (Pakdemirli v. Türkiye Kararı–2005)

2- Ya Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy?

Sarkozy’ye sosyalist bir vatandaş “defol git seni pislik” demişti.

AİHM bu ifadenin hakaret suçundan herhangi bir cezai ve hukuki sorumluluk doğurmayacağına hükmetmiş ve Fransa aleyhine karar vermişti. (Eon-France kararı)
Üstelik burada kritik bir ayrıntı var.

Vatandaşın Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye “pislik” derken kullandığı “prick” kelimesi aynı zamanda “erkeklik organı” manasını taşıyor.

İşte bu durumda bile AİHM, bu ifadeyi eleştiri hakkının içerisinde görmüştü.

3- AİHM’in Lingens&Avusturya kararında; başbakan aleyhine söylenen “ahlaksız, şerefsiz” sözleri ile Avusturya Özgürlük Partisi lideri Jorg Haider’i “geri zekâlı” olarak tanımlayan bir gazetecinin mahkûm edilmesini ifade özgürlüğüne aykırı bulmuştu.

4- Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de Tuncay Özkan’ın Erdoğan’a yönelik “mal” tabirini hukuka aykırı bulmadı.

5- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014 kararında "Slogan olarak atılan "Ampul Tayyip" ifadesi siyasi hicivdir. Hakaret suçu teşkil etmez” demişti.

6- Erkan Mumcu 2006’da bir grup konuşmasında Başbakan Erdoğan’a “sahtekâr, hırsız, açgözlü” ifadelerini kullanmıştı.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu sözleri hakaret değil sert eleştiri saydı.

Sözün özü şudur ki, AİHM “benim için devlet ve devlet görevi kutsal değildir, bunlar halkın hizmetkârıdır, gerektiğinde her türlü azarı işitir, kitleleri yönetmeye talip olduysan bunlara da katlanacaksın” diyor.

Doğru da söylüyor.

Şu çizdiğim yüksek mahkeme kararlarına dayalı tabloda “faşist” sözünün lafı bile edilemez.

Eleştirinin veya ağır eleştirinin muhatabı olan kişi Cumhurbaşkanı, Başbakan veya üst düzey bürokratlarsa AİHM bunların normal vatandaşa nazaran daha da sabırlı ve hoşgörülü olması gerektiğini belirtiyor.

Üstelik “faşist-faşizm” tabiri siyasal uygulama ve yaklaşımlara verilen ve siyaset terminolojisinde mevcut olan bir kavram.

Kabul etmek gerekir ki, Erdoğan’ın ve AKP’nin uygulamaları hukuken ve siyaseten faşizan uygulamalardır, despotizmdir.

Kelimenin tam manasıyla Tek Parti diktasıdır.

Hakaret iddiasında büyük bir gayretkeşlikle hukuku aşarak tutuklama kararı vermek ise saray yaltakçılığından başka bir şey değil.


Kaynak: BUGÜN
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.