Hak arama özgürlüğü temel bir insan hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes hakkını arama özgürlüğüne sahiptir.

Her meslekte olduğu gibi alanında uzmanlaşmış kişilere danışarak yani işin ehli insanlara başvurarak hukuki olaylara çözüm getirilebileceği gibi kişiler, “avukata vekâlet verme” yoluna başvurmaksızın da bizzat kendileri haklarını arayabilirler. Fakat dava açmak, dilekçe yazmak, süreli işleri takip edebilmek, doğru taleplerde bulunabilmek işi bilenler dışında kolaylıkla yapılabilecek türden olmadığından pek çok durumda avukattan yararlanma ihtiyacı doğmaktadır. Ancak zaten masrafı fazla olan dosya, tebligat, posta, keşif, tanık giderleri gibi celse, karar ve ilam harçlarıyla yargılama giderleri artmaktadır. Bunlara bir de avukatlık ücretinin eklenmesi ile toplam masraf bazı bütçelerce karşılanamayacak ağırlıkta olabilmektedir. İşte bu tür durumlar için hem adil yargılanma hakkı hem de sosyal devlet ilkesi gereği adli yardım kurumu oluşturulmuştur.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334 ve devamında adli yardıma ilişkin hükümlere yer vermektedir. Adli yardımdan yararlanabilmenin en temel iki koşulu; yoksulluk ve haklılıktır. Hükümet gerekçesinde de yer verildiği üzere yoksulluk; tamamen fakr-u zaruret içinde bulunmak değildir. Kişi kendisinin ve ailesinin normal geçimini sağlayacak düzeyde gelir elde ediyor veya normal geçimi sağlayacak kadar mal veya haklara sahip olabilir. Ancak açmak zorunda olduğu bir dava veya kendisine karşı açılmış bir dava sebebiyle harcamalarda bulunması gerekebilir. Eğer ki bu harcamalar kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zora düşürecek ise adli yardımdan yararlanabilme koşullarından birini sağlamış olacaktır. Haklılık koşulu ise, kişinin baştan açıkça haksız olmaması çerçevesiyle sınırlı olarak hâkim tarafından takdir edilecektir. 

Ceza davalarından bağımsız olarak hukuk davaları bakımından öngörülmüş olan adli yardım usulü için şartları sağlayan kişilerden bulundukları illerdeki barolara göre bazı farklılıklar olabilmekle birlikte genel itibariyle istenebilecek belgeler aşağıdaki gibidir;

Sosyal Güvenlik Kurumundan Sicil Kaydı,

Muhtardan İkametgah Belgesi,

Nüfus Cüzdanı Fotokopisi,

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden üzerinize kayıtlı mal varlığı bulunmadığına dair belge,

Emniyet Genel Müdürlüğünden üzerinize kayıtlı araç bulunmadığına dair belge,  (Tapu ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınacak belgeler yerine Muhtarlıktan “fakirlik belgesi” alınması da istenebilir.) 

İlgili belgelerle birlikte bulunduğunuz ilin Barosundan talepte bulunabilir ve süreci Baronun adli yardım ofisi aracılığıyla takip edebilirsiniz.


Stj. Av. Karsu KÜÇÜK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av. burak güneş 2 yıl önce

karsu hanım emeğinize sağlık, lakin hmk 334 vd de bahsedilen adli yardım müessesi sadece görülecek olan davada yapılacak olan harçları kapsamaktadır. baroların uyguladığı adli yardım ise farklı bir müessesedir. nitekim hmk 334 ten yararlanmak için illa ki baroya başvurmak zorunlu değildir. saygılar

ayrıca barolarda uygulanan adli yardım müessesi için bakınız:
türkiye barolar birliği
adli yardım yönetmeliği
adli yardım bürosunun gelirleri
madde 8 — adli yardım bürosunun gelirleri şunlardır:
a) türkiye barolar birliğinden baroya gönderilecek adli yardım ödeneği,
b) kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından, il veya belediye bütçelerinden baroya yapılan yardımlar,
c) bu amaçla yapılan her türlü bağışlar,

d) adli yardım görevlerinden çekilen ve haklı neden olmaksızın hizmeti sonuçlandırmayan avukatlardan geri alınan ücretler,
e) taahhütname gereği ilgiliden alınan paralar,
f) yardımdan yararlanan ilgili lehine ilamda belirlenen harca esas değerin %5'i .