Bilirkişilik kanun tasarısı meclise sunulmak üzere, Bakanlar Kurulundan görüşüldükten sonra meclise sunulacak ve muhtemelen yasalaşacak.

Mevzuatımızda bilirkişilik kurumu diğer kanunlar ve yönetmelikler içerisinde düzenlenmiştir. Sadece bilirkişilik kurumunu düzenlemesi bakımından bu kanun bir ilktir.

Yargı sistemimizin kanayan yaralarından biri olan bilirkişilik, birçok mağduriyete sebep olmuş ve olmaktadır. Yetersiz, eksik ve hatalı binlerce bilirkişi raporu öncelikle usul ekonomi ilkesini zedelemektedir.

Bir meslek erbabının, yaptığı işi belli bir süre devam ettirmesi ona BİLİRKİŞİ olma hakkını kazandırmaktadır. Mesleki anlamda belli yılları tamamlayan kişiler, Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonlarının verdiği ilanlarda ki prosedürel aşamaları tamamlayıp BİLİRKİŞİ olabilmektedirler.

Bilirkişi olmanın bu kadar kolay olması sistemimizde ki “BİLMEZKİŞİ” leri çoğaltmış, bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulan davalarda tek raporla bitirilebilen davaların sayısı merak uyandırıcıdır. Rapora gönderilen dava konusu meseleler, bilirkişinin değerlendirmesi incelemesi gereken hususlar irdelenmeden mahkemelere sunulmakta, hesap hatası olmayan raporları bulmak oldukça zorlaşmaktadır. 

İncelenmesi istenen konular bilirkişiye açıklanarak verildiği halde söz konusu raporlar bir seferde tamamlanamamakta sürekli ek raporlara ihtiyaç duyulmakta ve bazen kedisiyle çelişen raporlar sunulduğu müşahade edilebilmektedir.

Yeni bilirkişi kanun tasarısıyla bilirkişi seçiminde niteliği ön plana çıkaracak adımlar atılmaya çalışılmış mesleki deneyim daha fazla olması aranmış ve bilirkişilik sınavı ihdas edilmiştir.

Bilirkişilerin tarafsızlığını ön plana çıkarmak adına taraflarla şahsi münasebeti yasaklanmıştır.

Bilirkişilikle ilgili meselelerin hepsi kanun taslağında değerlendirilip düzenlenmemiş, bazı noktalara hiç değinilmemişken bazı meselelere ilişkin olarak da Bilirkişi Üst Kurulu ve Bilirkişi Bölge Kurullarına düzenleme yetkisi verilmiştir.

Düzenlemede bu gibi önem arz eden, faydalı olacağı düşünülen düzenlemeler getirilmişken bunun aksi yönde bizde olmazsa olmaz denecek maddeler de eksik edilmemiştir.

Örneğin:

Kanun tasarısının, Bilirkişilik Üst Kurulunun görevleri başlıklı 5. Maddesinin f bendinde:

 “Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitimi ile bu eğitim sonunda yapılacak sınavdan muaf tutulacaklara ilişkin esas ve usulleri belirlemek.”

Şeklinde ki düzenlemesiyle:

Yeterli eğitime sahip olduğunu peşinen kabul edilebilinecek kimseler olabileceği noktasında mutabık kalınabilir. Ancak bu kabulle sağlanılan kolaylık sınavdan muaf olma gibi bir istisnayı meşru kılmamalı herkes yeterliliğini ispatlamalıdır. 

Bilirkişi olmak isteyenlerden öncelikle uzmanlık alanlarında 5 yıl çalışmış olmaları şartı aranacak daha sonra Bilirkişi Üst Kurulunun yapacağı sınavlarda başarılı olmaları halinde bilirkişi yeterlilik belgesi almaya hak kazanacaklar. Alınan bilirkişi yeterlilik belgesi 5 yıl geçerli olacak.

Düzenlemenin en dikkat çekici maddelerinden biri ise; Bilirkişiliğe Kabul Şartları başlıklı 12. Maddenin 3. Fıkrasına göre: “Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda hukuk öğrenimi görmüş kişiler bilirkişi olarak görev yapamazlar. Ancak, hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirdiği takdirde bilirkişi olarak sicile kayıt edilebilirler.”

Buna göre hukukçuların, hukuki konularla ilgili bilirkişilik yapmaları YASAKLANMIŞTIR. Artık hukuki alanlarla ilgili bilirkişilik yapamayacaklardır. Hakimin hukuk alanında uzman olmasından bahisle böyle bir kanun maddesi getirileceği düşünülse de, hukukun derya deniz olması, çok çetrefilli konuların bulunması durumlarına ilişkin bir düzenleme getirilmesi gerekmektedir.

Kanun tasarısı taslağı genel sınırları çizmekle yetinmiştir. Daha kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu kanaatindeyim. Öncelikle yaşanan problemlere ilişkin kapsamlı bir çalışma yapılmalı ve tespit edilen problemlere çareler üretebilecek maddeler düzenlenmelidir. Aksi takdirde değişikliklerle, yamalı bohçaya dönme potansiyeline sahip bir tasarı ortada, hukuk dünyamızın kanayan yaralarından birine çare olması temennisiyle…



(Bu köşe yazısı, sayın Av. Naim UZUN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
HOBİTİN KANKASI 12 ay önce

Avukat bey kaleme aldığınız değerli yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim.İstifadelerimize sunduğunuz bu gibi yazılarınızın devamını bekleriz.