AK Parti’nin has dairesinde şifreli bir kelime var: Dava!

‘Dava’dediklerinde aynı şeyi kastediyorlar. Birbirlerinin ne demek istediklerini anlıyorlar. Milletvekili adayından Twitter savaşçısına, il başkanından partili entelektüeline ortak bir ‘dava’ söz konusu.

Seçim yaklaştıkça ‘dava’ daha çok duyulur oldu. Benim için en anlam ifade eden iki örnek vereyim:

Çok az tanıdığım ama uzaktan bile bakınca abide bir kadın olduğunu düşündüğüm Sibel Eraslan ‘dava’ koduyla Saadet Partisi çevresinden Ak Parti için adeta oy rica etti.

Dünya tasavvuruna oldukça mesafeli durduğum ancak hiç tanışmadığım halde aktivizmini, enerjisini, tok gözlülüğünü uzaktan uzağa izleyip takdir ettiğim Hakan Albayrak işi daha da ileri götürdü. Diriliş Postası’nda ‘dava’ şifreli başyazısında, bu şifre ile açılacak tüm kapılarda oy için yalvardı, “eleştirilerimizi yutalım” çağrısında bulundu.

Peki ‘dava’ nedir? Ak Parti’nin seçim beyannamesinde biz seçmenlere vaat edilenlere bakalım: Başkanlık sistemi, yeni yollar ve köprüler, zenginlik, iyilik, güzellik, sağlık, vb.

 ‘Dava’ bunlardan hangisi olabilir? Sanırım hiçbiri.

Marx’tan ödünç alıp bizim durumumuza uyarlayalım. Türkiye’nin üzerinde bir hayalet dolaşıyor. Bu Ak Parti’nin davasının hayaletidir.

Her hareketin bir davası olabilir tabii. Ancak burada sadece bir hareketten değil aynı zamanda bir siyasi partiden söz ediyoruz. Hem de iktidar olmaya en yakın duran partiden. Bu nedenle onların davası demek ülkece hepimizin davası demek. Ödenecek bedelleri birlikte ödeyeceğiz. Karşılığını birlikte alacağız.

Cemaatten şeffaflık istenilmişti. Geldiğimiz noktada gizli kapaklı bir şey kalmadı. Geleceğimizi daha doğrudan etkileyecek AK Parti’den de bu ‘dava’ konusunda şeffaflık beklemek hakkımız.

Mesela ‘dava’nın bize maliyeti ne olacak? Yolsuzluk tartışmasını bir Avrupa ülkesi gibi yapıyoruz. Yurdum insanının zevklerinin ve hayal gücünün sınırlarını göz önünde bulundurduğumuzda, sözü edilen miktarlarda  paranın tümünü bir kişinin cebine atması makul ve mantıklı değil. Belli ki; ‘dava’ diye bir motivasyon var. O halde; zorlama fetvalarla ihaleleri tırtıklamak, havuz problemleriyle boğuşmak yerine davanın en yetkilisi çıksa, bize olayı enine boyuna anlatsa, maliyeti de bu kadar dese, bütçeye yazsa, rızamızı istese. 

Daha hakkaniyetli olmaz mı?

Zamanın Ak Parti İstanbul İl Başkanı, şimdinin milletvekili adayı ve partinin önemli şahsiyetlerinden Aziz Babuşçu’nun, özetle, “şimdiye kadar birlikte yol yürüdüğümüz liberaller bundan sonra yapacaklarımızdan hoşlanmayacak” dediği bu  ‘dava’ ile alakalı olabilir mi?

Bu ‘dava’ yüzünden dünyada kimlerle bozuşacağız? Kimlerle ittifak kuracağız? İşin bir yerinde, birileriyle savaşmamız gerekecek mi?

Diyelim ki bu ‘dava’ belli bir yere kadar geldi. Gidişattan hoşlanmadık diyelim. “Dava”dan geri dönüş mümkün olabilecek mi? Tam olarak ne zaman iş işten geçecek?
Her şeye rağmen ‘dava’ya inanmayanların hükmü ne olacak?

İster AK Parti’ye oy versin, ister mitingde Cumhurbaşkanına arkasını dönsün, bu sorular hepimizi ilgilendiren sorular. AK Parti iktidarda olduğu sürece de bu 'dava' istesek de 

istemesek de hepimizin 'dava'sı. Nedir bu 'dava'?

(Turgay Oğur / Meydan Gazetesi)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.