Bu yazımda üzerinde duracağım husus iddianamede bulunması gereken unsurların neler olduğu ve bu unsurların bulunmaması durumunda hukuken ne olacağıdır. Dolayısıyla öncelikle soruşturma evresinin başlaması ve bitimine kadar olan evreyi kısaca açıklamak gerekmektedir.
           
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi gereğince “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.“ Buradan da anlaşılacağı üzere ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir durumun görülmesi durumunda gerekli soruşturma işlemlerine başlanacak, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 170/2 gereğince ise soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenleyecektir.
           
CMK m. 170 gereğince; görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; şüphelinin kimliği, müdafii, maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, şikâyette bulunan kişinin kimliği, şikâyetin yapıldığı tarih, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, suçun delilleri, şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,  gösterilir. İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine  hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan  güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
           
İddianamenin iadesinin düzenleyen CMK m. 174 gereğince ise; mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde  soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, suçun sübûtuna  etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gö sterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden  iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
           
“AİHS'nin 6/3-a maddesine göre resmi merciler tarafından bir suç isnadına maruz kalan kişi, kendisine yöneltilen suçlamanın niteliğini ve sebeplerini ayrıntılı olarak öğrenme hakkına sahiptir. İddianame, kişinin suçlandığı resmi belgedir. İddianame, sanığa savunma hazırlayabilme imkanı vermesi açısından isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri, fiillerin hukuki nitelendirmesini, yerini, zamanını açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin, kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında sanığın bilgilendirilmemesi, sözleşmenin 6/3-a maddesinin açıkça ihlalidir.

CMK’nın 170/3-6. maddesi uyarınca iddianamede "Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeler, mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar" gösterilecek, aynı Kanunun 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilecektir.

Kanuni düzenlemelerde açıkça belirtildiği gibi, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemdir. İddianamede açıklanan fiilin dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan bir eylem nedeniyle yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması Kanuna aykırıdır. Bu nedenle iddianamenin ayrıntılı olması, sanığa yüklenen fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde açıklanması zorunludur. Sanık sorgusundan önce iddianame okunduğunda yüklenen suçun ne olduğunu anlamalı ve buna göre savunmasını yapabilmeli, fiille ilişkilendirilen kanıtlara karşı kendi kanıtlarını sunabilmelidir. İşlendiği iddia edilen fiil ve yüklenen suç belirsiz olmamalı açık ve net olarak anlaşılmalı, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.

Yargılamaya konu somut olayda; sanığa yüklenen ve suç olduğu kabul edilen eylemlerin neler olduğundan bahsedilmeksizin sadece mağdurların ifadelerine yer verilerek sevk maddelerine göre cezalandırılmalarına isteme şeklindeki iddianamenin, eylemler açıklanmadığı için suç yükleme niteliğinde sayılamayacağı, dolayısıyla anılan belgenin hukuken iddianame sayılamayacağı gözetilmeden, yargılamaya devam edilip hükümler kurularak Anayasanın 90, AİHS'nin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve CMK'nın 225. maddelerine aykırıdır.”[1]
           
Yargıtay benzer bir kararında da bu hususu “Sanıklar hakkında 10/12/2012 tarihli iddianamenin CMK'nin 170/3-j, 4, 6 maddelerine uygun olarak tanzim edilmediği, her sanık yönünden ayrı ayrı suç teşkil eden eylem veya eylemlerinin neler olduğu, hangi sanığın hangi mağdur veya mağdurları ne şekilde darp ettiğinin mevcut delillerle ilişkilendirilerek anlatılmadığı anlaşılmakla, dosyanın kül halinde Başsavcılığa iade edilerek hangi sanığın hangi mağdur veya mağdurlara ne surette yaralama suçunu işlediği açıklattırılıp CMK'nin 176. maddesi uyarınca Başsavcılığının bu yazılı görüşü sanıklara tebliğ edilerek, ardından her mağdurdan ayrı ayrı ne şekilde darp edildikleri doktor raporlarında bahsedilen yaralanmalarının kim veya kimler tarafından ne şekilde gerçekleştirildiği hususlarının sorulup bu doğrultuda sanık savunmalarının da tespiti ile ayrıca dosya içerisinde bulunan suç tutanağında imzası bulunan polis memurlarının da tanık olarak dinlenerek hangi sanığın hangi mağdur veya mağdurlara ne şekilde yaralama suçunu işlediği sorularak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayinin gerektiğinin gözetilmemesi,” şeklinde ifade etmiştir.[2]
           
Yukarıda da açıklandığı üzere sanığa yüklenen ve suç olduğu kabul edilen eylemlerin neler olduğundan bahsedilmeksizin sadece mağdurların ifadelerine yer verilerek sevk maddelerine göre cezalandırılmalarına isteme şeklindeki iddianamenin, eylemler açıklanmadığı için suç yükleme niteliğinde sayılamayacağı, dolayısıyla anılan belgenin hukuken iddianame sayılamayacağı, buna rağmen yargılamaya devam edilip hükümler kurulmasının Anayasanın 90, AİHS'nin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve CMK'nın 225. maddelerine aykırı olduğu hususu açıktır. Faydalı olması dileğiyle herkese sevgi ve saygılarımla.
 
Av. Murat YILMAZ


----------------------------
[1] YARGITAY 4. Ceza Dairesi, Esas No : 2011/17946, Karar No : 2013/22233
[2] YARGITAY 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/8661, Karar No: 2015/31419, Karar Tarihi: 09.11.2015
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş 10 ay önce

Memlekette apar topar jet hızıyla kararlar verip bununla övünen yargıçlar var. İddiane me unsurları nı bir kenara koyalım.