Yılın belirli bir döneminde çalışan veya tüm yıl çalışmakla birlikte yalnızca yılın belirli bir döneminde iş yoğunluğu artan işçilerin başında turizm işçileri gelmektedir.

Turizm sektörü, emeğin yoğun olduğu bir sektör olması sebebiyle hem ülke çapında istihdamın artmasına katkı sağlamakta hem de işsizliğin azalmasında etkin bir rol oynamaktadır.

Turizmin pek çok türü olmakla birlikte yaz turizmi ve kış turizmi gibi daha çok belirli mevsimlerde yoğunluğu artan türlerinde çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin belirli süreli, mevsimlik veyahut belirsiz süreli mi olduğu buna göre kıdem tazminatlarının hesabında sözleşmenin askıda bulunduğu dönemlerin hesaplamada dikkate alınıp alınmayacağı önemli bir sorun teşkil etmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki sözleşmenin türüne göre doğacak sonuçlar değişecektir. Örneğin, Mayıs ayında otelde çalışmak üzere işe alınan ve Eylül’e kadar çalışacak olan bir işçi açısından iş akdi dört ayla sınırlı olmak üzere yani belirli süreli yapılmış olabilir. Bu durumda kıdem tazminatı alma koşullarından olan en az 6 aylık çalışma gerçekleşmemiş olacağından bu şekilde çalışan bir işçinin kıdem tazminatı hakkı doğmayacaktır. Bu sözleşme mevsimlik iş akdi olarak düzenlenmiş ve Eylül ayında sona erdirilmeyip bir sonraki döneme kadar askıda tutulmuş ve yeni dönemde de işçi çalıştırılmış olsa toplamda 8 ay çalışmış olacağından kıdem tazminatını almaya hak kazanmış olacaktır. Görüldüğü gibi mevsimlik çalışanlarda işçinin çalışmamış olduğu dönem yani askı süreleri kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmamaktadır. Ancak işveren, kıdem tazminatını ödemekten kaçınmak amacıyla işçiyle yapmış oldukları belirli süreli iş akdini daha sonraki sezonlarda yenileyerek tekrar belirli süreli iş akdi yapmış olabilir. Böyle bir durumda iş akdi belirsiz süreli sayılacak ve işçi kıdem tazminatına hak kazanmış olacaktır.

Uygulamada yaşanan;

-Sezon sonunda sözleşmelerin yenilenmemesi,

-Her sezon farklı işçilerin çalıştırılarak kıdem tazminatı ödemekten kaçınma yoluna gidilmesi,

-İşçilere yalnızca çalıştırıldıkları süreler boyunca sosyal güvenlik primlerinin ödenmesi böylelikle emekliliğe hak kazanmada doldurulacak gün sayısı bakımından başka sektörde aynı sürede çalışmış bir diğer işçiye göre daha zorluk yaşamaları,

-Son torba kanunla birlikte, gece çalışmasında maksimum 7,5 saat çalışma sınırının turizm işçileri bakımından kaldırılmasıyla, Anayasadan doğan dinlenme haklarının, işveren tarafından kontrolsüzce kullanılabilmesine olanak tanınmasıyla,

-4857 sayılı Kanun madde 53’e göre niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren ve yıllık izin hakkının doğabilmesi için gerekli en az bir yıl çalışmış olma koşulunu sağlayamayan mevsimlik çalışanların yıllık izin haklarının olmaması gibi pek çok olumsuz çalışma koşullarına sahip turizm işçileri.

T.C Sosyal Sigortalar ve Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre 890,000’den fazla turizm işçisi ülkemizde mevcut. Ancak konaklama ve eğlence işleri işkolunda örgütlenen turizm işçilerinin toplam sayısı ise ÇSGB Ocak ayı istatistiklerine göre 29,554.  İşte sayısal verilerle sendikalı turizm işçilerinin azlığı ortada. Turizm işçileri için kanunlarla değişiklik yapılana kadar mevcut durum içerisinde sendikalılaşma oranı artırılarak toplu iş sözleşmeleriyle iyileştirici düzenlemeler getirilebilir. Örneğin; bir sezon çalıştırılmış işçinin bir sonraki sezon başka bir işçiye göre öncelik tanınarak çalıştırılması şartı veya izin hakkı tanınması gibi normlar getirilerek işverenler bağlayıcı tutulabilir. Sorunlar ortak, çıkarlar ortaksa güçlünün karşısında ancak örgütlenerek haklar koparılabilecektir.

Stj. Av. Karsu KÜÇÜK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.