Bilindiği gibi, 213 sayılı VUK’nun 112. maddesinde “özel  ödeme zamanları” belirtilmiştir. Maliye Bakanlığı konuyla ilgili olarak  yayımladığı  bir iç  genelgede ortaya çıkabilecek tereddütleri ortadan kaldırmaya çalışmıştır.[1] Buna göre, Danıştay  tarafından  verilen bozma kararları üzerine  ilgili  vergi mahkemesi  tarafından  yeniden  verilen kararlarda, bozulan kısım aynen onaylanmakta veya  önceki verilen  kararda ısrar edilmektedir.
 
Vergi mahkemesi kararlarına karşı Danıştay nezdinde açılan temyiz davaları sonucu, Danıştay’ca bir kısım kararların kısmen onaylanması ve kısmen bozulması yolunda verilen kararlar ile ilgili olarak, vergi mahkemesince yeniden verilen kararlarda,  bozulan kısım aynen onanmakta  veya ilk verilen kararda direnilmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da ilk vergi mahkemesi kararına istinaden düzenlenen 2 No.lu ihbarnameye göre tahsil edilmesi gereken verginin mahkeme yeniden karar verinceye kadar terkin edilip edilmeyeceği, ikinci kez verilen mahkeme kararı üzerine ilk tarhiyatın yok sayılarak 2 No.lu ihbarnamenin düzenlenip düzenlenmeyeceği, kısmi bozma hallerinde takibin bozulan kısım için mi yoksa ihbarnamenin tamamı için mi duracağı konularında yoğun tereddütler yaşanmaktadır.
 
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararın Bozulması” başlıklı 49 uncu maddesinde ;
 
1. Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay:
 
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerine uyulmamış olması,
 
Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
 
2. Temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verilir.
 
3. Kararın bozulması halinde dosya  Danıştay’ca karar veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.
 
4. Mahkeme bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebilir. Israr kararının ilgili tarafından temyizi halinde, dava konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca incelenir. Danıştay’ın ilgili dava dairesinin kararı uygun görülürse mahkemenin kararı bozulur; aksi halde onanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.
 
5. Kararın kısmen onaylanması ve kısmen bozulması hallerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.
 
6. Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde de bu maddenin 4’üncü fıkrası hariç diğer fıkraları kıyasen uygulanır.
 
Aynı Kanunun “Temyiz ve İtiraz İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması” başlıklı 52’nci maddesinin 4’ncü bendinde “kararların bozulmasının yürütmeyi kendiliğinden durduracağı” hükme bağlanmıştır.
 
Yazımızın yukarıdaki bölümlerinde yapılan açıklamalardan ve ilgili yasa hükümlerinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere;
 
a. Danıştay’ca verilen tamamen bozma kararlarında temyize konu olan vergi mahkemesi kararının hukuki sonuçları ortadan bütünü ile kalkmakta ve yeni bir karar verilinceye kadar da yürütme kendiliğinden durmaktadır.

b. Ancak Danıştay’ca kısmen onaylama ve kısmen bozma yolunda karar verilmesi durumunda temyize konu kararın onaylanan kısmı kesinleşmekte ve yeniden karar verilmesi gereken kısmı için ise yürütme durmaktadır.
 
Dolayısıyla, Danıştay tarafından vergi mahkemesi kararının bir kısmının onaylanması, bir kısmının bozulmasına  ilişkin olarak verilen karar üzerine;
 
c. Danıştay tarafından onanan kısım ile ilgili olarak, vergi mahkemesinin ilk kararına dayanılarak tanzim edilen ihbarnameye istinaden onanan kısmın takip ve tahsil işlemleri vergi idaresince sürdürülecek,

d. Danıştay tarafından bozulan kısım için ise; yürütme kendiliğinden duracağından yeniden verilecek kararın vergi idaresince beklenilmesi, başka bir ifade ile mevcut durumun korunması ve vergi mahkemesince verilecek ısrar kararı da dahil olmak üzere bu karara göre ihbarname düzenlenmesi, dolayısıyla daha önceden düzenlenen ihbarnameyle ilgili olarak gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması gerekmektedir.
 
Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından düzenlenen işte bu 1 nolu ihbarnameler  üzerine vergi mahkemesinde dava açılması veya düzeltme talebinde bulunulması mümkün bulunmaktadır.   Ne var ki, 2 nolu ihbarname dediğimiz yargı kararları üzerine düzenlenen ihbarnameler için tekrar yargıya gidilmesi istisnai bir yol olarak gözükmektedir.  2 nolu ihbarnamelerde  dava açılabilmesinin tek koşulu bu ihbarname kapsamında yer alan vergi hatasına ilişkin hükümlerin  yer alıp almadığı konusudur. 2 nolu ihbarname içeriğinde vergi hatası veya diğer hatalar söz konusu ise bu ihbarnamelere karşı  düzeltme talebinde bulunmak veya dava açmak hakkı mümkün  bulunmaktadır.[2]
 
Vergi tatbikatımızda 2 nolu vergi ve ceza ihbarnameleri, vergi dairesinin ihtilaflı işler servisinin ilgili memur veya şefi tarafından düzenlenip, ilgili müdür tarafından imzalanmaktadır.  Bu ihbarnameler VUK 112/3 ve 2577 sayılı İYUK’nun 28/5 md. hükmüne göre düzenlenmektedir.  Bu ihbarnamelerin tebliğ edilmesi üzerine bölge idare veya Danıştay  nezdinde yapılan itiraz ve temyize esas olamaz.  İtiraz ve temyiz bu  ihbarnamenin  (bildirimin) ilişkin olduğu vergi mahkemesi kararına karşı ve bu kararın tebliği üzerine yapılır. Bu ihbarnamede (bildirimde) vergi hatası bulunması   halinde VUK’nun 116-126. maddeleri hükümlerine göre düzeltilmesi istenmelidir.
 
Yerel vergi mahkemeleri kararlarına göre hesaplanan ve bu  ihbarname ile tebliğ edilen vergi; taksit süresi geçmemiş ise taksit  süreleri içinde, taksit süresi kısmen veya tamamen geçmiş ise bir ay içinde ödenmelidir.[3]Açılan davanın  kısmen  veya tamamen mükellef aleyhine  sonuçlanması durumunda dava konusu yapılan vergilerin ödenmemiş kısmı üzerinden, tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren vergi mahkemesi kararının vergi dairesine  tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için, VUK 112/3. maddesine göre hesaplanan gecikme faizi de aynı süre içinde ödenmelidir.
 
Vergi mahkemesi kararına göre  hesaplanan ceza, bu  2 nolu ihbarnamenin  tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenmelidir. [4]
 
Bölge İdare Mahkemesine veya Danıştay’a başvurulmuş olması,  mahkeme kararlarının yürütülmesini durdurmaz, ancak, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi halinde, mahkeme kararlarının yürütülmesini durdurabilmektedir. [5] Bu gibi durumda mahkeme tarafından tehir-i icra kararı  verilmesi zorunludur.
 
Diğer taraftan,  ödeme emrine karşı açılan davaların reddi ve kesinleşen yargı kararı üzerine 6183 sayılı  kanunun 58. maddesine göre alınacak %10 zam tutarı için bu 2 nolu  ihbarname  düzenlenmektedir.   Bu zam, yani haksız çıkma zammı  ihbarnamenin  tebliğ tarihinden itibaren başlayarak 1 ay içinde ödenmesi gereklidir.[6]
 
Öte yandan, yüksek mahkeme Danıştay tarafından verilen bir kararda: “inceleme raporuna göre yapılan tarhiyatın kaldırılması istemi ile açılan davayı  reddeden vergi mahkemesi kararı sonucu, ihbarname ile istenen vergi  borçlarının tebliği tarihinden itibaren  süresinde ödenmemesi üzerine, düzenlenen ödeme emrinin, vergi mahkemesi kararının Danıştay’ca bozulması üzerine iptal edilmesi gerekir” şeklinde kararları bulunmaktadır.[7] 
 
(2) nolu vergi/ceza ihbarnameleri vergi dairelerinin  davalı  işler servisi tarafından düzenlenmekte ve  bu ihbarname üzerinde “İHB2” kod numarası bulunmaktadır. Aynı zamanda ihbarname üzerinde, ilgili vergi dairesinin adı,   ihbarname tanzim tarihi, cilt sıra numarası, mükellefle ilgili bilgiler tablosu, davaya konu olan vergi-harç ve cezaya ilişkin ihbarnamenin tarih ve numarası,  yargı aşamaları: yani dava konusu edilen vergi ve ceza kısmı, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan verginin ve cezanın matrahı, kat veya oranı ve miktarı, yine Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay  kararına göre  ödenmesi  gereken vergi ve cezanın matrahı, kat veya oranı ve miktarı gösterilmelidir.
 
Diğer taraftan, (2) nolu ihbarnameler üzerinde, mahkeme kararına göre hesaplanan gecikme faizi ve karar harcı gösterilmelidir. Nihayet,  ihbarnamenin en sonunda hangi mahkemenin kararı olduğu mahkemenin mercii, kararın tarihi, esas veya karar  numaraları ayrı ayrı gösterilir.  (2) nolu ihbarnameler 3 nüsha olarak düzenlenir ve bir nüshası mükellefe diğer 2 nüsha ise vergi dairesinde  iki farklı servislerde dosyalarda muhafaza edilir. Mükellefe tebliğ edilecek nüsha kapalı bir zarf içerisinde posta ile iadeli taahhütlü olarak gönderilir.  Bu tebligat yapılmadan mükelleften herhangi bir vergi veya cezanın istenmesi söz konusu olamaz.  Mükellefin davayı kazanması durumunda ise, (2) nolu  ihbarnamenin düzenlenmesine söz konusu değildir.  Anlaşılacağı üzere böyle bir durumda mükellef açtığı davayı kazanmış ve mahkeme mükellefin lehine  neticelenmiş, sonuçta vergi dairesi davayı kaybetmiş bulunmaktadır.
 
Danıştay tarafından verilen  bütün kararlar üzerine her zaman  (2) nolu ihbarname  düzenlenmeyebilir. Örneğin, Danıştay tarafından verilen bozma kararları üzerine  (2) nolu ihbarname düzenlenir fakat bu ihbarname üzerinde sadece  yargı harcı gösterilir.  Mükellefe evvelki aşamalarda  yapılan tarhiyatla ilgili  vergi ve ceza gösterilmez.   Bozma kararları  Danıştay tarafından alt mahkemelerin verdiği kararların  2577 sayılı kanun 49. maddesine göre bozulabilmektedir.  Bozma kararları, Danıştay tarafından alt mahkemelerin verdiği kararlar için  uygulanmaktadır.  Alt mahkemeler,  bozma kararları üzerine  ya ısrar kararı veyahutta  bozma kararına aynen uyabilirler.   Kararı bozulan ilk derece idari yargı yerleri  dosyayı  kendisine geldikten sonra  öncelikle  bu dosyayı karara bağlamak zorundadır.  Ancak bunun için   bozma kararının taraflara tebliğ edilmesi ve tebliğ tarihini izleyen günden itibaren  aleyhine bozma kararı verilen taraflar bakımından  15 gün içerisinde  Danıştay’ın aynı dairesine karar düzeltme talebinde bulunulabilir.  İşte bu noktada  Danıştay’ın bozma  kararı üzerine vergi dairesi tarafından (2) nolu ihbarname düzenlenemez.  15 günlük süre içerisinde  kararın düzeltilmesi başvurusu bulunması halinde, kararı bozulan mahkeme veya Danıştay dava dairesinin, bu başvurusunun  sonuçlanmasını da beklemesi zorunludur.[8]   Kararın düzeltilmesi  başvurusunda bulunulması veya  yapılan başvurunun, temyiz merciine usul veya esas yönlerinden reddedilmesi halinde,  kararı bozulan ilk derece idari yargı yeri, dosyayı öncelikle inceler.   Eğer;  kararı bozulan ilk derece idari yargı yeri,  Danıştay dava dairesi ise, bozma  kararına  uyulması ve gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunludur.  Buna karşılık; kararı bozulan  idare ve vergi mahkemelerinin, yapacakları bu inceleme sonucuna göre, iki tür karar vermeleri olasıdır: Kararı bozulan ilk derece yargı yeri (idare veya vergi mahkemesi), bozma kararına  uyarak, gereklerini yerine getirmek suretiyle  kararını verir veya  bozulan kararında direnir. Kararı bozulan mahkemenin bu iki tür davranış biçimi dışında, üçüncü bir seçeneği yoktur. Ancak; bu durum, birden fazla hüküm fıkrası içeren  mahkeme kararının bozulması halinde, kimi hüküm fıkraları bakımından bozma kararına uyulmasına; kimi hüküm fıkraları  direnilmesine engel değildir.[9] Mahkeme, ulaşacağı kanıya göre, bozulan hüküm fıkralarından yalnızca   birine veya bir kaçına uyup, diğerlerine direnebilir.  

 
---------------------------------------------------
[1] Bakanlık tarafından  yayımlanan 01.02.2002 tarih ve 2002/3 sayılı Uygulama İç Genelgesi ile  213 sayılı  VUK’nun 112. maddesinde yer  alan özel ödeme zamanları  ile ilgili tereddütler giderilmeye çalışılmıştır.
[2] 2 nolu ihbarnamelerin ekinde  herhangi bir ek iliştirilmesi söz konusu değildir.
[3] 213 sayılı VUK md. 112/3
[4] 213 sayılı VUK md. 368/2
[5] 2577 sayılı İYUK md. 27, 52
[6] 6183 sayılı AATUK md.37
[7] Dnş. 4. D.nin, 07.02.1996 gün ve E:1995/4468-K:1996/390 sayılı kararı, (Danıştay Dergisi, Sayı:92, 1997, s.382).
[8] Dnş. 7. D., 14.05.1992 gün ve E:1991/5518-K:1992/1538 sayılı kararları, Danıştay Dergisi, Sayı:86, s.403: İlk derece mahkemelerinin  kararının bozulması ve bozma kararının da düzeltme başvurusuna konu edilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin, dava hakkında yeniden karar vermeden önce, kararın düzeltilmesi  başvurusunun sonuçlanmasını beklemek  zorunda olduğu hk.; DVDDGK, 04.10.2004 gün ve E:2004/49-K:2004/87; DİDDK, 06.10.2005 gün ve E:2005/381-K:2005/2293, Danıştay Dergisi, Yıl: 36, Sayı:112, s.51 aynı  görüşte kararlarıdır.
[9] CANDAN Turgut, “İdari Yargılama Usul Kanunu”, Maliye ve Hukuku Yayınları, 2. Baskı, Ekim 2006 s.963-964
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.