Türk siyasetçiler hakkında yorum yapmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım, ki tam anlamıyla 'siyasetçi' gömleğini üstüne giymiş bir şahsın var olduğunu söyleyemem. Ancak bu aralar Selahattin Demirtaş hakkında dikkat çekici paylaşımlar ve bilgilerle karşılaşıyorum ve barajı geçmek hakkında ki iddialarını gerçekleştirmek adına çabalarını topluma çok iyi lans ettiklerini düşünüyorum. Lakin, hemen hemen her konuşmasında ağzına aldığı "özerklik" tanımındaki yanlış anlam, zihniyet ve anlam karmaşası beni benden alıyor.. 

Sayın Demirtaş'a göre 'Halk, devlet olmadan da kendini yönetebilir' ve bu özerklikle sağlanır.. Elbette yönetebilir ve zaten öyle değil mi? Çağdaş devlet yapısı da bunu gerektirmiyor mu? Bununla özerkliği bağdaştırmak niye?.. 

Devlet kelime itibariyle tam olarak "belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme" demektir yani 'devleti' anlayabildiğimiz üzere elbette halk kuruyor.. "Halk, devlet olmadan kendisini yönetebilir.." cümlesinde ki anlam bozukluğu ise tam olarak bundan kaynaklanıyor; Halkın yönetilmesi için halkın kurduğu devlet, yürütme işlemini halkın verdiği yetkiyle kullanıyor ve zaten halk kendi ihtiyacı olan 'kendini yönetme gereksinimini', kendi ürettiği yöntem ile 'Devlet örgütünü kurarak' karşılıyor. Görünmeyen bir el gelip, halkı yönetmiyor ya da bu yapılanmayı kurmuyor, tamamen halkın teşvikiyle ve eylemiyle gerçekleşiyor her şey! Ve yine söylemek gerekirse, halkın kendini yönetmesi için özerklik neden gereksin?. Bahsedilen iki şey, birbirinden çok farklı. -Bu anlam kargaşasını umarım anlatabilmişimdir.
Eğer 'Yok hayır, biz halk olarak kendi teşvikimizle ve eylemimizle özerklik getiremez miyiz? Madem devlet kurabiliyoruz, bunu da yaparız. Bahsettiği şey farklı, o özerkliğe değiniyor' dedik, diyelim.. Özerklik dediğiniz şey öyle dışarıdan görüldüğü gibi her toplumun kaldırabileceği tarzdan bir örgütlenme sistemi değil maalesef, belki bizim tarihimizde daha önce pek çok defa uygulanmış ve başarıyla sonuç alınmış olabilir ancak gerçek bir siyasetçinin toplumun yapısını her zaman en iyi şekilde gözlemlemesi gerektiğini düşünüyorum ve devletin bu şekilde örgütlenmesinin şu haliyle mümkün olamayacağının da bilinmesi gerekir.

En basit haliyle İspanya'yı ele almamız ve bir öngörü çıkartmamız mümkün. Şuanda 'Bölgeli Devlet' anlayışıyla yönetilen İspanya'nın 'Katalonya' bölgesi ve bu bölgenin halkı İspanya devletinden ayrılıp bağımsız bir devlet olmak için can atar halde. Çünkü zengin olan Katalonya bölgesi, ihtiyaçları karşılamak üzere resmen diğer bölgelerin yükünü sırtlamak durumunda kalıyor ve halk bundan dolayısıyla şikayetçi. Şimdi mantıklı olarak düşünürsek, bu örgütlenme sisteminin bizim ülkemizde ne gibi sonuçlar doğuracağını ve bölünmenin nereden başlayacağını tahmin etmek elbette kolay..

Oyuna gelme Türkiyem. 

Burak KÖMBE
Hukuk Fakültesi Öğrencisi



Not: Burak KÖMBE ve HukukiHaber.Net kaynağına atıf yapılarak bu yazı kullanılabilir. Aksi halde tüm yasal haklarım saklıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.