Bu dava mihenk taşı
Haber: Memet KILIÇ*

Sanki ölenler dönerlermiş gibi önceleri basında ‘Döner Cinayetleri’, güvenlik birimlerinde o dönem yürütülen soruşturmanın ise ‘Boğaziçi Operasyonu’ olarak anılan ‘Nazi Cinayetleri’nin davası 17 Nisan 2013 tarihinde görülmeye başlandı. 4 Kasım 2011 tarihinde Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın bir banka soygununun ardından kıstırıldıkları karavanlarında ölü bulunmalarıyla ortaya çıkan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün çekirdek kadrosundan geriye sadece Beate Zschäpe (Çepe olarak okunur) adlı terörist kadın kaldı.

Türkçe basınının mahkeme salonunda yer alamaması tartışmaları Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla son bulmuşa benziyor. Artık Türkçe basına da yer ayrılacak. Bundan böyle tartışmanın istikameti davanın içeriğine yönelik sürdürülebilir. Duruşmada Zschäpe’nin yanı sıra hakkında dava açılanların sayısı dört. Zschäpe’nin yanı sıra tek tutuklu olan Ralf Wohlleben, örgüte dokuz cinayette yardımcı olmakla suçlanıyor. Diğer üç kişi Carsten S., Holger G. ve Andre E.’nin örgüte gerek kimlik gerekse silah veya taşıt sağlayarak yardımcı olduğu tespit edildi. Bilindiği kadarıyla 17 kişi hakkında da soruşturma açılmış. Zschäpe ve onlara yardım ve yataklık eden birçok kişiye karşı yürütülen davada, sadece bu kişilerin suçlu olup olmadıkları, şayet suçlu iseler cezalarının belirlenmesi söz konusu olacak.

Savcının iddia ettiği husus Beate Zschäpe ile diğerlerinin örgüt üyesi olduğu, örgüte yardım ve yataklık ettikleri noktasında. Savunma ise böyle bir örgütün varlığını dahi reddediyor. Beate Zschäpe’nin sadece hücre evini yaktığını belirlemek dahi mümkün olursa, Zschäpe’ye 15 yıl hapis cezası verilebilir. NSU cinayetleri olaylarına birebir yardım ettiği tespit edilirse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması mümkün olabilir.

Görüldüğü gibi bu mahkeme daha uzun bir dönem gündemde kalmaya devam edecek. Çekirdek kadrosu üç kişiden oluşan, ancak Federal Meclis Araştırma Komisyonu’na yakın zamanda bildirildiği gibi destekçi ağı 129 kişiyi bulan büyük terör ağı söz konusu olan. Meclis araştırma komisyonları da ırkçı terör örgütünün 13 yıl boyunca güvenlik birimlerinin dikkatini çekmeden nasıl 10 kişiyi öldürebildiği, iki bombalı saldırıda bulunabildiği ve bilindiği kadarıyla 15 banka soyabildiğine yanıt arıyor.

Bir buçuk yıl önce görevine başlayan Federal Meclis Araştırma Komisyonu büyük bir gayret ve ciddiyetle çalışmalarını sürdürüyor. Şimdiye kadar yüzden fazla tanığın ifadesine başvuran komisyon, yaklaşık bir milyon sayfalık bilgiyi değerlendirmek durumunda. Gerçekçi bir tahminle komisyonun görev süresi içerisinde (Eylül 2013’e kadar) bunu tümüyle yapabilmesi olası gözükmüyor. Yine de yaz sonuna kadar hazırlanacak raporun en geç eylül ayında gerekirse olağandışı bir oturumla meclise sunulması gerekiyor.

Meselenin karanlıkta kalan yanları, aydınlatılabilenlerden çok olsa da ortaya çıkan tablo, beş Anayasayı Koruma Örgütü başkanını istifaya götürmeye yetmiştir. Bunlar içinde bana en samimi gelen Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Heinz Fromm’un istifasıdır. Fromm olayın ortaya çıkışından sonra yapılan İçişleri Komisyonu’nun gizli oturumunda (21 Kasım 2011) bu olayların ‘güvenlik birimleri için ciddi bir yenilgi’ olduğunu kabul eden ilk kişidir. Ayrıca “Güvenlik birimleri birçok kez bu teröristleri yakalamak üzereyken son anda mümkün olmamıştır. Bunun araştırılması gerekir” deme samimiyetini ve cesaretini göstermiştir. Kendisiyle baş başa yaptığım bir görüşmede de olayları aydınlatma konusunda samimiyetine inandığım Heinz Fromm, istifa etmek zorunda kalan ilk başkan olmuştur. Çünkü olayın ortaya çıkmasından bir hafta sonra ırkçılar hakkında yüzlerce dosyayı yok etmeyi ‘beceren’ İstihbarat Teşkilatı daha ilk imhanın tartışmaları sürerken altı ay sonra yine yüzlerce dosyayı imha etmiştir. Böylece bu samimi başkanın istifasının önü açılmıştır.

“Bizim sağlam araştırmalarımızın baskısı altında teröristler 2006 yılından itibaren kimseyi öldürememişlerdir” gibi trajikomik bir açıklaması bulunan Federal Polis Teşkilatı Başkanı Bay Ziercke ise hâlâ görevinin başındadır. Üstelik sadece o da değil...

2006 yılında Halit Yozgat adında bir genç, işlettiği internet kafede vurulduğunda o kafede bir de İstihbarat Teşkilatı’nın bir üyesi, Andreas Temme bulunuyordu. Bu kişi olaydan 45 dakika önce ve olaydan 15 dakika sonra sicili kabarık ırkçılar ile telefonlaşmıştı. Polis teşkilatı bu ırkçıları sorgulayamadı çünkü ırkçılar muhbir olarak İstihbarat Teşkilatı tarafından korundular. Bu korumaya onay veren, zamanın Hessen Eyaleti İçişleri Bakanı Bay Bouffier şimdi aynı eyalette başbakan olarak görev başında. Olay yerinde olduğu tespit edilen Andreas Temme’nin evinde yasadışı ırkçı yazılar, çok sayıda ruhsatlı ve ruhsatsız silah, yüz adet orduya ait manevra fişeği ve esrar bulunmuştur. Lakabının gençliğinde ‘Küçük Adolf’ olduğu da basına yansımıştır. İşte bu kişi de İstihbarat Teşkilatı’nın ardından atandığı Kassel Kaymakamlığı’nda görevine devam etmektedir. İstihbarat Teşkilatı, Temme’yi işe alırken bu özellikleri bilinmiyor muydu şeklindeki soru ise henüz bir yanıta kavuşmuş değil.

Ölen teröristlerden biri, başka bir şahsın ismi ancak kendi resmiyle resmi bir makamda düzenlenmiş bir pasaporta sahipti. Pasaportu düzenleyen resmi makam hakkında soruşturma açılmadığını ortaya çıkarmak ikisi İçişleri Komisyonu Meclis Oturumu’nda sözlü, diğer ikisi yazılı soru önergesi olmak üzere dört soru önergesine mal oldu. Ve sonunda öğrendik ki pasaportu yanlışlıkla düzenleyenler de diğerleri gibi hâlâ görevlerinin başındaymış.

Meclis araştırma komisyonunda öğrendiğimiz üzere istihbarat teşkilatlarının sözüm ona ırkçılar hakkında bilgi toplamak için her yıl milyonlar ödediği ‘muhbirler’in kimi ırkçı kriminal işlere bulaşmış ancak görevleri nedeniyle cezai kovuşturmalardan birçok kez kurtarılmışlardır. Hatta bir muhbirin avukat masrafları da teşkilat tarafından karşılanmıştır. Bu azılı ‘muhbirler’ de hâlâ ‘görevlerinin’ başındalar.

Terörist Beate Zschäpe diğer iki teröristin öldüğünü öğrendikten sonra, kaçmadan önce, Zwickau kentinde birlikte yaşadıkları evdeki delilleri yok etmek için evi ateşe vermişti. Zschäpe’ye birkaç saat sonra Sachsen Eyaleti İçişleri Bakanlığı’dan birisi telefon etti. İçişleri Bakanlığı’ndan Zschäpe’nin telefonunu kim biliyordu? O meçhul kişi de büyük olasılıkla hâlâ görevinin başındadır.

Yeşiller Partisi Meclis Fraksiyonu olarak güvenlik birimlerinin hem yapısal hem de personel olarak değiştirilmesini istiyoruz. Eğer bu gerçekleştirilmezse bu kişiler ‘görevlerinin’ başında kalmaya devam ederken daha çok evler ve daha da kötüsü canlar yanar.

* (Almanya) Yeşiller Partisi Federal Milletvekili

Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.