Rakkalı avukata IŞİD işkencesi

İnternette yayınladıkları görüntülerde tutsaklarını kafalarını keserek veya kurşuna dizerek öldürürken görülen IŞİD’in daha başka ne yöntemlerle insanları öldürdüğünü ellerinden kurtulanlar anlatıyor. IŞİD’in uyguladığı işkenceleri detaylı olarak anlatamayacağız. Mağdurların yaşadıklarını tarif etmeleri bile dinleyenin kanını donduruyor. Buraya yazabileceğimiz kadar hafif (!) olanları aktaracağız.

Enver el-Hıdır, Rakkalı bir avukat. Suriye de tanınmış bir isim. IŞİD Rakka’yı ele geçirdiğinde onu da tutuklamış. Suçu avukat olması ve mülteci Suriyeliler için Türkiye’den yardım malzemeleri getirmesi. Hıdır’a göre, demokrasiyi kafirlik olarak gören örgüt, avukatları da yasaları temsil ettikleri için tamamen mürted (dinden çıkmış-kafir) olarak değerlendiriyor. El-Hıdır’ın tutuklandıktan sonra yaşadıkları korku filmi sahneleri gibi: “Ellerimi arkadan bağlayıp arabaya bindirdiler. Yanıma oturan militan yol boyunca başıma silah dayayıp; ‘İçinde bir mermi var, bakalım o domuz kafanı ne zaman patlatacak!’ diyordu. Her seferinde ‘tık’ sesi geliyordu ama tabanca patlamıyordu. Beni Rakka’da bir yeraltı cezaevine götürdüler. Yaşadığım için sevinçliydim. Ancak cezaevindeki işkencelerden dolayı her gün ‘Keşke arabada ölseydim.’ diyordum. Önce tavandan bir zincirle beni yukarıdan bağladılar. Sürekli ayaklarımın ucunda duruyordum. Kendimi bıraksam kollarım kopacak gibi oluyordu. 48 saat bu şekilde kaldım. Ne zaman gözümü kapatıp uyusam büyük bir acıyla gözlerimi açıyordum. Öyle işkence sesleri duyuyordum ki insanlar ‘Beni öldürün, öldürün!’ diye ağlıyordu. Sonra da kurşun sesleri duyuyordum. Sesler kesiliyordu. İki gün sonra beni askıdan indirip sadece boyum uzunluğunda ‘tabuta’ benzer bir hücreye koydular. İçinde tuvalet ihtiyacı için bir delik vardı. Boğuluyorum zannediyordum.”

İçinde ölülerin ve hayvan leşlerinin olduğu Hute adlı çukura tutsaklar yaralı veya elleri/ayakları bağlı halde canlı olarak atılıyor.

 

İşkence var, işkence var

Enver el-Hıdır, kendisine yapılan işkenceleri anlatırken zaman zaman duraksıyor. Adeta o günleri yaşamanın acısıyla gözyaşlarına boğuluyordu. Bazen özür dileyerek gördüğü bazı işkenceleri anlatmaktan utanıyordu. Neredeyse her cümlesi “Bunlar Müslüman değil, bunlar insan bile olamaz.” sözleriyle bitiyordu.

Konuştuğumuz diğer mağdurların anlattıklarına göre IŞİD’in akla ziyan işkence usulleri var. Mesela demir zincirle dayak, boğulma hissi veren poşet ve elektrikli işkenceyi mağdurlar sıradan işkence yöntemleri olarak ifade ediyor. Bir süre ağladıktan sonra kendini toparlayan el-Hıdır, ‘akrep bağlaması’ adını verdikleri bir işkencenin kendisine uygulandığını anlatıyor.

 

‘GUANTANAMO’DA, BİZE YAPTIKLARI İŞKENCELERİ ŞİMDİ KAFİRLERE YAPIYORUZ’   

Örgütün işkence ekibi Guantanamo’da, Afganistan ve Pakistan’da işkence görmüş kişilerden oluşuyor. El-Hıdır, işkencecilerinin buralarda kendilerine yapılanları anlatıp; “Şimdi biz bu işkenceleri kafirlere yapıyoruz.” dediklerini aktarıyor. Ne acıdır ki el-Hıdır, Suriye’de devrimin ilk başlarında da hapis yatmış ve işkence görmüş. Diyor ki; “Ama IŞİD’inkinin yanında inanın onlar işkence bile değildi. IŞİD’in yaptığı bu işkenceler, insan fizyolojisini ve yapısını çok ama çok iyi bilen belki de uzman doktor olan bir kişinin tasarlayabileceği işkence türleriydi. Çünkü insanı öldürmekten beter ediyordu. İnançlı bir insan olmama rağmen imkânım olsaydı, orada hiç düşünmez intihar ederdim.”

El-Hıdır, işkencecisine Kur’an-ı Kerim’den esire işkence yapılmamasını emreden ayetleri okumuş. Aldığı cevap şu olmuş: “Sus kafir, bizim emirimizin talimatı böyledir. Biz emirleri emirimizden alırız. O Allah’ın vekilidir.” El-Hıdır, işkencecilerin Suriyeli olmadığını söylüyor. Diyor ki; “Avukat olduğum için beni kafir ilan ediyorlardı. Ayet, hadis okusam da beni dikkate almıyorlardı. Hatta bir seferinde ‘35 bin avukat var hepsi kafir mi?’ diye sordum. ‘Hepsi kafir hepsini öldüreceğiz.’ dediler. Soruyorum, bunların İslam’la ne alâkası var?”

El-Hıdır, akrabalarının Rakka’nın emiriyle görüşüp, yüklü miktarda fidye vermesinden sonra kurtulmuş. 3 ay kaldığı hapisten çıktıktan sonra kendisine yapılan işkenceleri araştırmış, Suriye’de bu tür işkenceleri kimsenin bilmediğini öğrenmiş. İşkencelerin etkisini hapisten çıktıktan sonra daha fazla gösterdiğini anlatan El-Hıdır, “Sadece susup, hiçbir şey konuşmadan bir kenarda oturmak istiyorsun. Cezaevinden çıktıktan sonra çocuğum ‘baba’ diye sarılıyordu. Onu tokatlıyordum. Ben hapisten çıktığıma inanmadım. Aileme yaşadıklarımı hiç anlatamadım. Arkadaşlarım var IŞİD’in zindanlarından çıkan. İnanın hepsinin psikolojisi bozuk. Benim görmediğim bazı işkenceleri onlara yapmışlar. Bazılarının kemikleri kaymış.” diyerek yaşadıkları özetliyor.

 

IŞİD’İN KORKUNÇ İNFAZ ÇUKURU ‘HUTE’

IŞİD’in Suriye’de belki de en korkutucu infazlarından biri Telabyad’ın 25 kilometre güneyinde bulunan 150 metre derinlikteki Hute çukurunda yapılıyor. Esirlerini ölü ya da canlı buraya atıyorlarmış. El-Hıdır, bir IŞİD komutanının kendisine “Şimdiye kadar bir Nusayri esiri Rakka’ya getirmedim. Hepsini bu çukura doldurdum.” dediğini söylüyor. El- Hıdır, “Çukurun etrafında öyle bir koku var ki yanından bile geçemezsin.” diyor.  

 

Her an gırtlağının kesileceği korkusuyla yaşamak!  

Ölümcül işkenceleri yaşayan ve tanık olan Türkiye’de bir sürü mülteci var. Fakat korkuyorlar. Tekrar örgütün eline geçmekten, en çok da öldürmeyip süründüren bu işkenceleri görmekten. O sebeple birçoğu ismini vermek istemiyor. İsmini veren de fotoğrafını… Ama hangi Suriyeliyle konuşsanız bu dehşet işkencelerden söz ediyor.

IŞİD’in elinde 3 gün tutsak kalan ve kurtulan Suriyeli gazeteci Hazem Dakil, sadece fotoğraf veriyor. Kendisi, Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) destekleyen bir gazeteci. IŞİD, kendileri hakkında olumsuz haber yaptığı ve uluslararası gazetecilere bilgi verdiği için Suriyeli medya mensuplarını kaçırıyor ve çoğunlukla öldürüyor. Hazem Dakil aralarında sağ kurtulanlardan. İdlib kentine bağlı Maarit Mısri ilçesinde habere gittiği sırada önünü kesen 3 silahlı ve motosikletli IŞİD militanınca kaçırılmış. Dakil, hapsedildiği evde günlerce işkenceye maruz kalmış. Birini şöyle anlatıyor: “Ellerim bağlı halde tutuyorlardı. Sık sık bıçaklarla gelip Allahu Ekber diyerek tekbir getiriyorlardı. Öldürüleceğimi sanıp kelime-i şehadet getiriyordum. Sonra gülüp tekme tokat dövüyorlardı. Tutulduğumun üçüncü günü ellerim bağlı şekilde pencereden kaçtım. Dönersem kesinlikle öldürüleceğim. Bu yüzden Avrupa’ya iltica başvurusunda bulundum.”


Yalvarırım beni öldürün...

Suriyeli avukat Enver El Hıdır gördüğü işkencelerden birini arkadaşı üzerinden göstererek anlattı. Akrep Bağlaması denen bu duruşta eller kelepçeyle kilitleniyor. Bu haldeki kişinin kan dolaşımı durduğu için bir saat sonra acılar içinde ölüyor. IŞİD işkencecileri tutsaklarını bu halde yarım saat bekletiyor. Çözüyor bir süre sonra tekrar yarım saat bekletiyor. Nasıl acıdığını işkenceye maruz kalan El Hıdır, “Beni öldürün diye yalvarıyordum.” diyerek tarif ediyor.

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.