Üçüncü İntifada mı geliyor?
İsrail’in 7 Temmuz’da Gazze’ye başlattığı ve 51 gün süren operasyonun ardından Mısır’ın arabulucuğunda ateşkes sağlanmış olsa da, bölgedeki gerginlik durulmuyor. 2 bini aşkın kişiyi kaybetmenin ve binlerce kişinin yaralanmasının acısını yaşayan Filistinliler, bu kez de İsrail’in Kudüs’te, birçok ülkenin kınadığı 500 yeni konut inşa etme ve Mescid-i Aksa’ya girişleri kapatma kararıyla sarsıldı.

İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapatma gerekçesi olarak Kudüs’ün batısında Yehuda Glick adlı aşırı sağcı hahamın saldırıya uğramasını gösterse de karara İsrail’in müttefik ülkelerinin yanı sıra uluslararası örgütler de tepki gösterdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın “savaş ilanı” olarak nitelediği kararı protesto etmek için Filistinlilerin eylemler düzenlemesi ve İsrail’de saldırıların meydana gelmesiyle “Üçüncü İntifada mı geliyor?” sorusu sorulmaya başlandı. Peki, İntifada nedir?

YERLEŞİM YERLERİNE TEPKİ

Türkçe’de “ayaklanma” anlamına gelen İntifada’yı Filistinli Siyaset Bilimci Khalil Shikaki, “Statükoyu reddetmek ve somut ve anlamlı adımlar aracılığıyla onu değiştirmeye çalışmak” sözleriyle tanımlıyor. İlki 9 Aralık 1987’de başlayan İntifada, 1993’te, Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı Yaser Arafat ile İsrail Başbakanı İzak Rabin arasında imzalanan Oslo Anlaşması’na kadar devam etti. İntifada süresince, İsrail’in Filistin topraklarında yerleşim yerlerini artırmasına karşı ayaklanan Filistinliler, sivil itaatsizlik ve genel grevin yanı sıra İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki idarî kurumlarına boykot uygulamaya başladı. Altı yıllık İntifada’da vergi ödemeyi ve İsrail’in yerleşim yerlerinde çalışmayı reddeden Filistinliler, toprakları içindeki İsrail ordusuna ait binalara yönelik eylemler düzenledi. Kayıp sayısının fazla olduğu İntifada’da yaklaşık bin 200 Filistinli ve 100 İsrailli hayatını kaybetti.

ŞARON'UN ZİYARETİYLE BAŞLADI

İkinci İntifada ise 2000’in Eylül ayında başladı. Bu yıl hayatını kaybeden, İsrail’in o dönem başbakanı Ariel Şaron’un Harem-üş Şerif'e ziyaretiyle başlayan protestolar, ayaklanmaya dönüştü. “Provokatif” olarak nitelendirilen ziyaretten sonra beş yıl boyunca devam eden İkinci İntifada, ilkinden daha ağır bilançoyla sona erdi; yaklaşık 3 bin Filistinli, bin İsrailli ve 66 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetti. Bu ayaklanmayı bitiren olayın ne olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunsa da, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Şaron’un, 2005’te Şarm el Şeyh Zirvesi’nde görüşmelerinin İntifada’nın sonu olduğuna inanılıyor.

'BİR VE İKİYLE AYNI OLMAK ZORUNDA DEĞİL'

İsrail’in bu yıl Gazze’ye düzenlediği 51 günlük saldırılarda da sıklıkla gündeme gelen Üçüncü İntifada, bir kez daha tartışılmaya başlansa da, uzmanlar arasında yaşananın adının 'ne' olduğu konusunda fikir birliği bulunmuyor. Kudüs’te arabayla düzenlenen, 14 kişinin yaralandığı ve bir polisin hayatını kaybettiği eylemi Hamas’ın “muhteşem operasyon” sözleriyle üstlenmesinin ardından İsraillilerin İntifada günlerine geri dönüldüğünü düşündükleri belirtiliyor. Yaşananların Birinci ve İkinci İntifada’ya benzemediğini ifade edenlere ise uzmanların bir bölümü, üçüncünün “diğerleriyle aynı şekilde seyretmek zorunda olmadığını” söylüyor. İsrail’de bulunan Bar llan Üniversitesi’nden Menachem Klein, “Bunun İntifada olmadığını söyleyenlerin aklında model olarak bir ve ikinci var, ancak ben üçüncünün birebir birinci ve ikinciyi kopyalayacağını varsaymayı reddediyorum” diyor.

 Konu hakkında New York Times’a konuşan, haber sitesi The Source’un İsrailli editörü Shimrit Meir de benzer bir düşünceyi dile getiriyor. “Kimi zaman 21’inci yüzyıla ait olayları incelemek için 20’nci yüzyıla ait araçları kullanıyoruz” diyor ve ekliyor, “Benim gördüğüm postmodern İntifada gibi, dolayısıyla yoğun şiddet dönemlerinin ardından gelen uzun süreli sakinlikler görebiliriz.” Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Birinci İntifada’yla ilgili bir kitap yazan Ehud Yaari ise, yaşananlara İntifada denilebilmesi için gerekli özellikleri, “İntifada olması için ayaklanmanın yayılması ve nüfusun birçok bölümünün katılımı gerekiyor” sözleriyle anlattı.

KIVILCIM OLSA DA...

Öte yandan uzmanlar, İntifada’da liderlik ve koordinasyon elementlerinin önemli olduğunu ve ayaklanmanın başlaması için bir “kıvılcımın” gerekliliğini vurguluyor. Birincideki kıvılcım, İsrail askerî aracının Gazze Şeridi’nde dört Filistinlinin ölümüne neden olması; ikincideki ise Şaron’un Tapınak Tepesi ziyareti olarak kabul ediliyor. Geçen aylarda, “kıvılcım” olarak adlandırılabilecek birçok olayın meydana geldiğinin altını çizen analistler, İkinci İntifada’nın ardından İsrail ve Filistin yönetimi arasındaki güvenlik işbirliğinin kuvvetlenmesi nedeniyle olayların daha önceki gibi hızla "alevlenemediğini" öne sürüyor.

'HALİ HAZIRDA BAŞLADI'

İntifada olasılığı hakkında geçen hafta açıklama yapan Devlet Başkanı Abbas, “İntifada’yla ilgilenmiyoruz” ifadelerini kullanırken, Birinci İntifada’nın lideri Filistin Kurtuluş Örgütü’nün merkez konseyi üyesi Mustafa Barguti, üçüncünün “hali hazırda” başladığını duyurdu. “Ben İntifada dediğimde, kamu düşüncesinin ve toplumun direniş eylemlerinde bulunmaya hazırlığının genel durumunu kast ediyorum” diyen Barguti, “Eğer bu tanıma uyarsak, kesinlikle yeni bir aşamadayız” sözleriyle Üçüncü İntifada’nın başladığını belirtti. Hamas sözcüsü Musa Ebu Merzuk da benzer olarak, “Yeni bir İntifada’nın eşiğindeyiz” ifadelerini kullandı.

İsrail ve Filistin arasında bugünlerde yaşananların İntifada olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı tartışıladursun Filistinlilerin daha fazla acı yaşamak istemediği bir gerçek. İsrail hükümetinin uluslararası çağrılara kulak vermediği göz önüne alınırsa, sokaklardaki gerginlik de yakın zamanda sona ereceğe benzemiyor. Bugüne kadar binlerce kişinin öldüğü ve çocukların kaybedildiği topraklarda, silahların yerini “zeytin dalının” alması ise şüphesiz ki birçok kişinin en büyük dileği...


Haber: NEŞE İDİL - Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.