Yasağa inat başörtüsüne devam
ZEYNEP KILIÇ / ZAMAN


Norah Jaffary, Kanada’nın Quebec eyaletinde yaşayan bir tarih profesörü. İki aydan fazla bir süredir de Concordia Üniversitesi’ndeki derslerine başörtülü giriyor. Jaffary’nin 8 Aralık’ta başlayan başörtüsü serüveni, Batılı kadın gazeteci ya da aktivistlerin zaman zaman örtülü olmayı deneyimlemek için yaptıkları ‘tesettür deneyi’nden farklı. Onu Müslüman olmadığı halde başörtüsü takmaya yönelten sebep, Quebec eyaletinde yürürlüğe girmesi beklenen ve kamuda dinî kıyafet ve sembollere yasak getirecek düzenleme olmuş. Düzenlemenin tartışmaya sunulduğu 7 Aralık’ın hemen ertesi günü üniversiteye başını örterek giren Jaffary, yasağa karşı mütevazı bir ‘duruş’ olarak düşündüğü eyleminin bir anda bütün dünyanın dikkatini çekmesine oldukça şaşırmış. Jaffary’ye geçen iki ayda yaşadıklarını sorduk.

Eyleme ne kadar daha devam etmeyi düşünüyorsunuz? Yasa yürürlüğe girene kadar sürecek mi?

Üniversite kampüsü içinde başörtüsü takmaya devam ediyorum. Ne kadar bir süre daha takarım emin değilim. Çıkarmak için geçerli bir sebep olduğunda eyleme son verebilirim. Bu, birinin beni ‘bu eylemin bir işe yaramayacağı konusunda ikna etmesi’ olabilir. ‘Beni bu eyleme iten sebeplerin ortadan kalkması’ durumunda da çıkarabilirim. Ya da gerçekten çok bunalırsam eyleme son verebilirim. Zaten tasarı henüz yasalaşmadı. Eyalet hükümeti, tasarıyı onaylamadan önce halka danışıyor. Oylama da mart ya da nisan ayından önce olmayacak.

Neden diğer dinî semboller değil de başörtüsü?..

Eyalet yönetiminde bulunan Quebecois Partisi’nin tasarıyı sunmasının ertesi günü ‘yasağa karşı muhalefetimi’ işyerinde başörtüsü takarak göstermenin tam zamanı diye düşündüm. Müslüman olmadığım halde bunu yaptım çünkü kamuda dinî sembollerin yasaklanmasının federal ve yerel yasalarla teminat altına alınmış din ve ifade özgürlüğüne açık bir ihlal olduğunu düşünüyorum. Ayrıca tasarının açık bir şekilde hedef aldığı Müslüman kadınlarla dayanışma sergilemek istedim. Son olarak eylemimin diğer insanları da protesto amaçlı olarak dinî semboller takmaya teşvik edebileceğini düşündüm. Bu, yetkililere yasağı uygulamanın imkansız olduğunu göstermek için etkili bir strateji olabilirdi.

Sizden sonra benzer eylemler yapan oldu mu?

Bir meslektaşım, bir doktora öğrencisi ve bir idari personel benim eylemimden sonra farklı sürelerle başörtüsü taktı. Benden bağımsız olarak farklı eylemler yapanlar da oldu. Mesela ‘Support Another’ (Ötekini Destekle) adlı bir kampanya düzenlendi yasağa karşı. Eyleme katılanlar bir günlüğüne başörtüsü taktı.

Yakın çevrenizin, öğrencilerinizin ve Müslüman toplumun tepkisi nasıl oldu?

Beş yaşındaki oğlum başörtülü olmamdan hoşlandı. ‘Herkes istediği şeyi giyebilir’ diyor. Sekiz yaşındaki oğlum ise sınıftan çıkarken ona doğru geldiğimi görünce açık bir şekilde rahatsız oldu. ‘Çocuklar benimle dalga geçecek’ dedi -ki çok haklıydı. Çocuklarımla aynı okulda okuyan bir çocuğun başörtülü annesiyle sohbet ederken, kızının okulda yalnızca bir arkadaşı olduğunu, onun da tahmin edilebileceği gibi Müslüman olduğunu söyledi. O çocuk okula gelmediğinde kızı bütün bir günü yalnız geçirmek zorunda kalıyormuş. Bunların yanı sıra birçok öğrencim çok olumlu tepkiler verdi. Tabii benimle aynı fikirde olmayan öğrencilerimin bunu rahatça söyleyemeyebileceğinin de farkındayım. Sonuçta onların profesörüyüm. Müslüman kadınlardan hatırı sayılır miktarda teşekkür mektubu aldım. Olumsuz tepkiler de vardır mutlaka ama internete girip bakmayı bıraktım bir süre önce.

Biraz da başörtülü olmanın nasıl bir deneyim olduğundan bahsedebilir misiniz? Başörtülü olmanın zorlukları neler?

Öncelikle açık konuşmak gerekirse eylemimin abartılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bence başörtüsü takmam, hak ettiğinden daha fazla ilgi gördü. Bu süreçte ötekileştirilen ve damgalanan başörtülü kadınların sık sık hissettiği şeyleri biraz olsun anlayabildim. Hissettiğim kadarıyla başörtüsü takmak, bazı insanları rahatsız ediyor. Ancak kabul etmeliyim ki fiziksel olarak çok rahat edemedim. İnsanları çok iyi duyamıyorum hatta göremiyorum. Ve bazen çok sıcak oluyor. Bununla birlikte saçlarım kirli diye her sabah duş almak zorunda kalmamak ya da ‘saçlarım nasıl görünüyor acaba’ diye düşünmemek güzel. Son olarak beni en çok rahatsız eden şey ise ‘insanların benim Müslüman olduğumu düşünmeleri’. Öncelikle bir nevi insanları yanıltıyor olmam çok dürüstçe bir şey değil. Bir de insanların örtülü kadınlar hakkındaki varsayımlarını bildiğimden bazen o şekilde olmadığımı göstermek için farklı davranışlar içine girebiliyorum. Normalde olduğundan daha yüksek sesle konuşmak ya da lafını esirgemez davranmak gibi.

Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’de de başörtüsü konusunda çok sıkı bir yasak olduğunu biliyor muydunuz?

Bilmiyordum. İtiraf etmeliyim ki ben ne tarihe mal olmuş bir aktivist ne de Müslüman hakları konusunda çalışmaları olan bir araştırmacıyım. Bu olaya dahil oldum çünkü hiç abartısız kapımın önüne kadar geldi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.