Dünyaya destan olmuş hikayeleriyle, tarihiyle ne kadar da ünlü bir milletiz. Şanıyla, ordularıyla dört bir yana nam salmış, ayak basmadık toprak bırakmamışız. Lakin, bu üne bu şöhrete kavuşmuşken, dünyaya destan olmuş hikayeler bir bize olamamış.. Bir bizim haberimiz olmamış neler başarabildiğimizden. Leonardo Da Vinci'nin ilham aldığı Türk bilim adamlarının isimlerini unutmuşuz, sonrada Da Vinci'nin hayranı olmuşuz.. "Dünyanın başkenti" dedikleri İstanbul'u çöp şehire çevirmiş, sonrada Londra'ya, Paris'e gidebilmek hayallerimizi süslemiş..

Çünkü eğitemeyen bir eğitim sistemimiz var ve bu yıllardan beridir düzeltilememiş  olmasına karşın hala tartışmalara konu olmakta, sonu nereye gider bilinmez. Bununla ilgili Mehmet Çetin adlı bir şarkıcının çok güzel bir lafı var; "İki yılda bir eğitim sistemini değiştirmek yerine, sistemi eğitin." Çok haklı. Öyle haklı ki, "Türk eğitim sistemi" içerisinde öğrenim hayatını tamamlamış bir bireyin örneğin Ertuğrul Facia'sından haberi olmuyor, Japonya'da ki şehitliğimiz hakkında hiç bir fikri yok, ya da Roketatarı icad eden ülke Ukrayna diye öğreniyorlar ancak esinlendikleri çalışmaların 17.yüzyılda Ukrayna'ya sürgün edilen Lagari Hasan Çelebi'ye ait olduğunu bilmiyorlar.

Kaybolup giden o şanlı tarihimizi Alman, İngiliz veya Amerikan milletinden öğreniyoruz. Oda televizyon başındayken onların yapmış olduğu belgesellerden birine denk gelirsek..

Hiç kimse "Onlar refah seviyelerini aştıkları için, bu tarz sosyal ve bilimsel olaylarda daha aktif" demesin, diyemez. 40 yaşına kadar madde bağımlılığı ile mücadele veren Ali Tuncay'ın konuyla ilişkilendirilebilecek çok güzel bir lafı var; "Eğer bana hangi bitkinin hangi coğrafya da yetiştiğini öğretene kadar, bana bir bitkinin nasıl oksijen ürettiğini anlatsalardı ben müslüman olurdum." ... Öyle ki böyle bir tarihe sahip olmanın bilincinin yanında, bu gençliği bu tarihin bilgisini aşılayabilmiş olsaydık, bizim için sahip olduğumuz madenlerden, coğrafyadan, enerjiden çok daha değerli bir kaynak var olurdu ve oda gençliğin ta kendisi olurdu..

Japonya bu işi aynen böyle yapmıştır. İnkılaplarına onlarda bizim gibi 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başladı. Elbette biz onlardan çok daha hızlı atıldık bu işlere, onların ilham aldığı devletlerden biriydik belkide. Ancak her ne olduysa, bugün günümüz dünyasına baktığımızda onların arıza vermeden çalışan bir fabrikası, bizimse çer çöp dolu bir asma bahçemiz var.

Hiç kimse "Atatürk daha fazla yaşasaydı.." "Bir Atatürk daha çıkmadı.." savının arkasına sığınmasın. Öyle ki Mustafa Kemal'in bir lafı vardır "Sahip olduğun kudret, damarlarında ki asil kanda mevcuttur!" Ancak anlayamadık, sahip olduğumuz kudreti biz ya Amerikan Emperyalizminde aradık, ya Rus Komünist rejiminde, ya da Avrupa'da.. Elbette coğrafi olarak olağanüstü zorluklara sahibiz, dünya istihbarat örgütlerinin, Mosad gibi, bir numaraları hedefleri konumundayız. Ancak Kemal Atatürk'ün söylediği gibi be arkadaş, sahip olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kanda mevcut idi.. Biz bunun gereğini yapamadık.

Mosad'ın Türkiye projesini yakın zamanda kaleme alacağım yazılarda değineceğim, ancak şunu bilmemiz gerekiyor, aslında biz ne yaptıysak kendimize yaptık. Bizler "Gerçek Türk gençleri" yetiştirmek yerine, ya solcusunu yetiştirdik, ya sağcısını. İkisi de çıktı meydanlara, ikisi de "Vatan, millet, Sakarya..". İkisininde uğruna savaştığı şey aynıydı, ama savaştı. Çünkü ikisine de kim olduğunu ve namluyu kime çevirdiğini öğretemedik. Eğer öğretebilmiş olsaydık, Çerkez'ide, solcusu da, sağcısı da, Kürdü'de o namluyu kime çevireceğini pek ala bilirdi.

"Ey Türk Milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini, töreni kim bozabilir." Bilge Kağan

Burak KÖMBE
Hukuk Fakültesi Öğrencisi



Not: Burak KÖMBE ve HukukiHaber.Net kaynağına atıf yapılarak bu yazı kullanılabilir. Aksi halde tüm yasal haklarım saklıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.