Bir işadamının feryadı: Mahkemeler beni korumuyor!
Türkiye Gazetesi'nden Fuat Uğur'un yazısına göre;

Genel toplumsal alışkanlıklarımızı atasözlerimiz çok iyi özetler: “Komşunun tavuğu göze kaz görünür.
Yahut şu hikâye:

“Yoksulun feryadına kulak veren Hızır “Ancak bir şartım var, sana verdiğimin iki katını komşuna vereceğim” der. Yoksulun ilk talebi “Tek gözümü kör et” dir.
Bir işadamının; Sakarya’dan Faruk Yılmaz’ın mektubu ulaştı elime. Çeşitli “buluşları”ları var. Onlardan biri de ucuz “süt poşetleme makinesi”.
Fena halde dertli:
“15 yıldır Türkiye’nin tek kolay ve ucuz, süt poşetleme makinesini üreten firmasının sahibiyim. Günlük sütün tüketiciye en ucuz şekilde ulaştırılması için harika çözümler ortaya çıkartan bir projem var, deneme örneklerim elimde, ama yapmak istemiyorum.”
İyi ama neden? Aradım, anlattı:
“Sadece patent almak bile dünyanın parası. Hadi aldın diyelim patentin koruması ve güvencesi, çalana yaptırım yok. Adamın biri çıkıp senin ürününü kolayca taklit edebilir ve mahkemelerde yıllarca sürünürsün. Hâkimler, işi bilmeyen adamları bilirkişi diye tayin ediyor. Onlar da ‘dış görünüşü benzemiyor’ dediyse işin bitik. Benim gibi pek çok arkadaşım var, hiçbirinin patent takipleri daha sonuçlanmadı. Zaten davayı kazandığında iş işten geçmiş oluyor.
İşte bu yüzden kimse bana inovasyon anlatmasın, masal bile sayıp dinlemek istemiyorum.”
Bu toprakların insanları “başımıza buluş çıkarma” diyen bir neslin ahvadı olduğuna göre inovasyon bize kültürel olarak uzak görünebilir.
Özetin özeti şu:
“Yeni bir fikriniz mi var? Bu fikri bir ürüne, hizmete ya da yönteme dönüştürdüyseniz yaptığınız şeyin adı “inovasyon” dur.”


ÇAKALLIK YERİNE REKABET KÜLTÜRÜ
Artık eski köye yeni buluş getirenlerin sayısı arttı. Ama bunun Faruk Yılmaz örneğinde olduğu gibi ağır bir bedeli de var.
Henüz çakallık kültürünü aşıp rekabet kültürüne atlamış bir toplum değiliz tam olarak. Dedik ya, komşunun tavuğu meselesi. Oysa devlet her yıl 6,7 milyar Dolar ARGE’ye, yani araştırma ve geliştirmeye para aktarıyor. Kimse dert yanmasın, bu büyük bir para.

BÜROKRASİ: DEVLETİN FİKİRLER MEZARLIĞI
O halde neden yerel ve uluslararası çapta markalaşmada gelişemiyoruz?
1-Fikri, yasa ile korumak gerek. Yaptırımı ağır olmalı. Gelişmiş ülkelerde fikri taklit etmeye cüret eden pişman ediliyor.
2- Bizim ülkemizde bürokrasi bir fikri infaz kurumu gibi. Onlar sayesinde devlet kurumları bir fikirler mezarlığına döndü. Başbakan bir buluşun altına imza atan genci görüp ve onun tanıtımını yapıp “Bu genci destekleyin” talimatı veriyor ama bir süre sonra o genç de, buluşu da bürokrasinin eritme kazanında buharlaşıp yok oluyor.
3-Devletin kültürel eylemlerle fikri taçlandırması, fikre hürmeti vatandaşa anlatması gerek.

İstanbul Patent-Marka ve Danışmanlık Ltd. Şirketinin ortaklarından Avukat Güven Çalık’a sordum. Çalık, öncelikle yerel patent tescili için ödenen paranın sanıldığı kadar yüksek olmadığını belirtti. Ancak güvencesizlik konusunda o da Faruk Yılmaz’a katılıyor.
“Yasalar Avrupa’dan farklı değil aslında ama bilgisizlikten de kaynaklı uygulama sorunları var. İhtisas mahkemeleriyle biraz hızlandıysa da yargılama yine de 3-5 yıla yayılıyor ve yaptırım az. Ancak şunu da söylemek gerekir ki bir girişimci iyi bir patent vekiliyle çalışmışsa aldığı belgeyi korumakta zorluk çekmez. Patent korumada uzman avukatlar çok önemli.”



Ve bir patent kitabı: “BEN BULDUM BAŞKASININ OLDU

Tesadüf, bu arada bir kitap tanıtımı geldi. Tam da konuyla örtüşüyor. Destek Patent’in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz yazmış. Kitabın adı da manidar:
Ben Buldum Başkasının Oldu
Kemal Yamankaradeniz “Şirketlerde hâlâ patent bilinci yok” diyor:
“Fikri haklar etkili korunursa ülkemizde taklitçilik de önlenir, üretim de artar. Araştırmaların sonucunda ortaya çıkan yeniliklerin markalaşması, hem firmaların hem de ülkenin zenginliğini artıracaktır. ‘Komşu ne yaptıysa onu yaparım’ anlayışını artık geride bırakmalı.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.