“(Elektrikli otomobilde ÖTV) Benim teklifim sıfır olması“

Dün Antalya Rixos Otelinde Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından düzenlenen "OSB Çevre Zirvesi"ne katılan Bakan Ergün, program sonrasında basın mensuplarıyla sohbet toplantısı yaptı.

Türkiye’de 2001 yılında bankacılık sektöründe yaşanan krize değinen Bakan Ergün, söz konusu dönemde denetimsiz bir şekilde birçok kişiye banka kurma lisansı verildiğini, sonuçta bazı bankaların "dolara, marka yüksek faiz" gibi reklamlarda küçük yatırımcıların bile tasarrufuna yöneldiğini söyledi.

Çocukların bayram harçlıklarına bile yönelinen, sonra da bu tasarrufların suistimal edildiği bir durumun ortaya çıktığını kaydeden Ergün, "Banka izni verilirken (hamili kart yakınımdır, iyi çocuktur, banka kursun, sizin orada da şubesini açsın) diye mektuplar verildi. Böyle banka kurma izni verilir mi, verilirse maliyeti bu olur" diye konuştu.

Banka kurma izni alan bazı kişi veya şirketlerin topladıkları mevduatları kendi şirketlerine aktardıklarını ve kontrolsüz bir finansman olarak değerlendirdiklerini kaydeden Ergün, sonuçta 22 bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildiğini hatırlattı.

Ergün, "Eğer bugün Türkiye’de global krize rağmen bir kriz yaşanmadıysa, bunda Türkiye’deki istikrarın, alınan tedbirlerin ve bankacılık sektörü üzerindeki dikkatli takibin çok büyük rolü var" dedi.

-28 ŞUBAT SÜRECİNİN KRİZE ETKİSİ OLDU MU?-

Söz konusu dönemde yaşanan ekonomik krizde 28 Şubat sürecinin, siyasi yapıyı doğal olmayan bir şekle büründürdüğü için katkısı bulunduğunu kaydeden Nihat Ergün, şöyle konuştu: "28 Şubat’ı herkes siyasete müdahale yönünden ele alıyor. Ama Türkiye’nin siyasi istikrarına yapmış olduğu tahribat yönünden, doğal siyasi düzenin bozulması yönünden bakmıyorlar. Doğal siyasi düzen bozuldu ve suni bir iktidar yapısı oluşturuldu. Açıkçası o yapı da bankacılık sisteminde bankaların içinin boşaltılmasına yol açan bir tabloyu ortaya çıkardı. 28 Şubat o açıdan bakıldığında Türkiye’nin en büyük bankacılık soygununa göz yumulması, fırsat verilmesi olayıdır. Birçok yolsuzluğun, devlet bütçesinin tahrip edilmesinin ortamıdır aslında. Bu konu ekonomik boyutlarıyla fazla değerlendirilmiyor, sadece siyasete müdahale yönüyle değerlendiriliyor."

-"28 ŞUBAT, BAŞKA BİR ŞEY MURAT ETMİŞSE BİLE BAŞKA BİR ŞEY ÇIKMIŞTIR"-

2001 ekonomik krizinin bir de siyasi faturası olduğunu belirten Nihat Ergün, toplumun 3 partiyi de Meclis dışında bıraktığını söyledi.

Türk toplumunun olanı biteni çok iyi okuduğunu, kimin ne yapıp, ne yapmadığını takip ettiğini dile getiren Ergün, 2001 krizinin ardından toplumun bir liderin doğuşuna (Recep Tayyip Erdoğan) şahitlik ettiğini kaydetti.

Ergün, şöyle konuştu: "Bunu 28 Şubatçılar da gördü. Siirt’te okuduğu şiirden dolayı, ki o şiir bütünleştirici bir şiirdir, toplumun ortak değerlerine vurgu yapan bir şiirdir. Devlet Güvenlik Mahkemesinde halkı kin ve düşmanlığa tahrik unsuru olarak değerlendirildi. Toplum bu olayı okudu. Hapse giren, siyasi hakları elinden alınan bir adam, niye bu... Demek ki benim gördüğümü bunlar da gördü, ’toplumun lider olarak gördüğü birini yok etmek istiyorlar’ fikrine sahip oldu toplum. Ama sahip çıktı. Eskiden toplum bu işlerden ürkerdi, fakat bu sefer sahip çıktı.

Toplum 28 Şubat sürecinde, ondan sonra olanı biteni iyi okuduğu için kendisi inşa etti bunu. Yoksa 28 Şubat döneminde yok etmek istediği adamları toplum sahiplenmesiydi başarılı olabilirdi 28 Şubat süreci. 28 Şubat, başka bir şey murat etmiş olsa bile ortaya başka bir şey çıkmıştır."

-LİBYA’DAKİ OLAYLAR-

Bakan Ergün, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da gelişmelerin yılın ilk yarısında petrol fiyatlarına olumsuz bazı etkilerinin olabileceğini, fakat ikinci yarıdan itibaren stabil durumun oluşacağını söyledi.

Bölgedeki gelişmeleri ve petrol fiyatlarını herkes gibi kendilerinin de yakından takip ettiklerini ifade eden Ergün, "Şimdiden bir felaket senaryosu oluşturmanın çok anlamlı bir tarafı yok, gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Libya’da bir istikrarın sağlanacağını, dolayısıyla bu istikrarsızlığın petrol fiyatlarına yapmış olduğu olumsuz etkinin yılın ikinci yarısında daha stabil bir duruma imkan vereceğini görüyoruz" diye konuştu.

Türkiye’nin bir pazarı olarak söz konusu bölgeye bakıldığında ise dünyada pazara kim ne satıyorsa herkesin birden olumsuz etkileneceğini belirten Sanayi Bakanı, bölgede Türk ürünlerine tüketicilerin ilgisi olduğunu vurguladı.

Ergün, "Bölgedeki gelişmeler demokrasi, insan hakları, özgürlükler istikametine doğru olacaksa, bu istikametteki gelişmeler Türkiye’nin pazar kaybına yol açacak gelişmeler değildir. Bölgede Türkiye’nin popülaritesi devam etmektedir. Kısa vadede bir sorun yaşayabiliriz, orta ve uzun vadede sorun yaşamayız" dedi.

Bölgede yatırım yapan sanayicilerin "mücbir sebep" gibi taleplerinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine Ergün, önce bir fotoğrafa bakmak gerektiğini, bölgede iş yapan firmaların ne zarar gördüğünün, bunun firmanın Türkiye’deki durumuna ne gibi etkisi olduğunun ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Ergün, "Bir bakalım, alınması gereken acil tedbirler zaten alınıyor, şu andaki en önemli meselemiz onları oradan acil şekilde Türkiye’ye getirmek" açıklamasında bulundu.

-"TEKSTİL SEKTÖRÜ CİDDİ MANADA YENİDEN CANLANDI"-

Türkiye’de tekstil sektörünün ciddi manada yeniden canlandığını da belirten Bakan Ergün, Çin’de iç pazarın genişlemesi sonucu küçük ve orta çaplı siparişleri almadıklarını, bunun da Avrupa pazarlarını yeniden Türkiye’ye yönelttiğini kaydetti.

Tekstil sektöründe canlanmanın pamuk üretimine de etki edeceğini kaydeden Ergün, Türkiye’de bu sene pamuk üretiminin geçen senenin 2-3 katına kadar artacağını ifade etti.

Yatırım açısından Türkiye’deki işsizlik maliyetlerinin bir avantaj sağlamadığını, bunun yanı sıra ucuz enerji ve hammadde de sunulmadığını anlatan Sanayi Bakanı, "Bunlar bizim rekabet üstünlüğümüzü sağlayacağımız unsurlar değil. Bunları geride ararsak bulamayız, biz ileride arayacağız. İleride aramanın yollarından bir tanesi markalaşmaya, Ar-Ge’ye önem vermektir. Bunlar bizim avantajımız olacaktır" dedi.

Türkiye’de en fazla cari açığı enerjiden sonra makinede verildiğine dikkat çeken Ergün, ithal edilen 20-23 milyar dolarlık makinenin yüzde 70’inin yurt içinde üretilebileceğini bildirdi.

Nihat Ergün, yurt içinde üretilen makinelerin tercih edilmesi ve yerli ürün lehine fiyat avantajı sağlanması için Torba Kanunda düzenleme getirildiğini de söyledi.

-ELEKTRİKLİ OTOMOBİLDE ÖTV ORANI-

Elektrikli otomobilde ÖTV oranlarının Ekonomi Koordinasyon Kurulunda müzakere edildiğini dile getiren Nihat Ergün, Bakanlar Kurulunun söz konusu oranı sıfıra kadar indirmeye yetkili olduğunu bildirdi. Ergün, "Benim teklifim sıfır olması ama bir tek benim teklifimle olmaz, diğer arkadaşlar da konuyu kendi açılarından değerlendiriyorlar" dedi.

Bir gazetecenin "yüksek olmasını isteyecek kim var Maliye Bakanı dışında" şeklindeki sorusu üzerine Ergün, "İşin ilginci Maliye Bakanı da (sıfır olsun) diyor. Minimum seviyede, sembolik bir rakam olmasını isteyen arkadaşlar var. 3 gibi, 1 gibi. Yüzde 5’i geçmeyen rakam olsun gibi düşünceler de var.

Yüksek isteyen yok, (37 olsun, 27 olsun) diyen yok" diye konuştu.

2B arazilerinin satışıyla ilgili düzenlemenin seçim sonrasına kalıp kalmadığının sorulması üzerine de Bakan Ergün, "sonraya kaldı" yanıtını verdi.




AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.