Yasa teklifindeki ‘el koyma’ gerekçelerindeki soyutluk ürkütüyor
Anadolu’da bu diyoloğu yaşayan bir sivil toplum örgütünün başkanı masasındaki en önemli konunun bu olduğunu söylüyor. İş dünyası harıl harıl en geç iki haftaya kadar Meclis Genel Kurulu’nda olması beklenen bir yasa teklifini inceliyor. Hukukçulara soruluyor, açıklamalar hazırda bekletiliyor. Ancak susuluyor. Nedenini soruyorum aynı başkana;  “Yasa teklifi o kadar muğlak ki netleşmesini ve daha açık hale gelmesini bekliyorum. O yüzden şimdi bir açıklama yapmamız doğru olmaz” cevabını alıyorum.

SUSKUNLUĞUN SEBEBİ NE?

Peki ama iş dünyasını çok tedirgin eden bir o kadar da suskunluğa neden olan bu yasa teklifi ne?
Konu CMK’nın 128. maddesi. Gelin bu maddenin şimdiki haline ve yapılmak istenen yeni düzenlemeye bir göz atalım. Mevcut hali: Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 128. maddesindeki, “Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma” maddesi “Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait taşınmazlara el koyma” hakkı tanıyordu. Silahlı örgüt (TCK 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Türk Ceza Kanunu (TCK) 315) suçlarında da aynı şekilde malvarlığına el konuyordu.  Yeni yasa teklifi: TCK’da sadece 314 ve 315. maddede sayılan suçlardan mal varlığına el konulma kararı verilebilirken getirilen teklifle bu kapsam daha da genişletilmek isteniyor. CMK 128/17’ye eklenmesi istenen hükümle, “Anayasayı ihlal”, “yasama organına karşı suç”, “hükümete karşı suç”, “hükümete karşı silahlı isyan”, “silahlı örgüt”, “silah sağlama” ve “suç için anlaşma” soruşturmalarında da malvarlığına el konulma kararı verilebilecek.

HÜKÜMETE KARŞI SUÇ

İşte bu yeni yasa teklifinde en çok tartışmaya neden olan tanım ‘yasama organına karşı suç’ ile  ‘hükümete karşı suç’ iddiasıyla yürütülen soruşturmalar sırasında da soruşturulan kişinin malvarlığına el koyulacak olması. Tabii teklif bu haliyle yasalaşırsa. Geçmişte yürütülen çeşitli soruşturmalardaki delillerin hala tartışıldığına dikkat çeken bir hukukçu dün yasa teklifindeki belirsizliğe şu sözlerle dikkat çekti:
“Bu yasa teklifindeki ibareler o kadar belirsiz ki. Eğer teklif bu haliyle yasalaşırsa savcının biri çıkar ‘bu adam hükümete karşı suç işledi’ diye bir soruşturma açar. Bu soruşturma da geçmişte olduğu gibi 4-5 yıl sürer. Geçmiş olsun, adamın malı 4-5 yıl tedbirli kalır. Umarım buradaki suç tabirleri neye göre kime göre daha net ifadelerle anlatılır. Türkiye gibi hükümetlerin çok sık değişebildiği bir ülkede ‘hükümete  karşı suç’ tabiri aslında faydadan çok sorun da yaratabilir.”

DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMAK

Hükümetin son düzenlemeleri özellikle ‘paralel yapı’ ile mücadelede daha somut sonuçlar almak için yapmak istediği görüşü genele hakim. Ancak iş dünyası ve özellikle de sivil toplum örgütlerinin kaygısı bu düzenlemelerin kalıcı hale gelecek olması. Özellikle her türlü yabancı sermayenin bu yasal düzenlemeler nedeniyle Türkiye yerine alternatif ülkelere yönelebilecek olması endişelerin başında yer alıyor. Ayrıca hükümetler ve gündem değişse bile yasal düzenlemedeki bu soyut ifadeleri dayanak yaparak günün birinde birilerinin durumdan vazife çıkarması ve haksız bir süreç başlatması iş dünyasını ürkütüyor. İşte bu nedenle sivil toplum örgütlerinin hukukçuları mesaide, açıklamaları ise başkanların masalarında bekliyor.


Sefer LEVENT / Hürriyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.