banner487

15 Temmuz'daki
banner488

İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Yalova'daki Hava Harp Okulu öğrencilerini İstanbul'a sevk eden, aralarında eski Yalova Hava Meydan Komutanı ile kalkışma gecesi görev yapan helikopter pilotlarının da bulunduğu 10'u tutuklu 16 sanığın, üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve çeşitli hapis cezalarına çarptırılması istemiyle yargılandığı davada, üç sanık itirafçı oldu.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, suç tarihinde Yalova Hava Meydan Komutanlığı'nda 1. Filo Takım Komutanı olarak teğmen rütbesiyle görev yapan tutuklu sanık Sabri Çalışkan savunma yaptı.

Çalışkan, Yalova Hava Meydan Komutanlığı'nda 15 Temmuz günü eski Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın ve heyetinin, kampı ziyaret ettiğini söyledi. Resmi yazışmalar yapılmadan saat 21.00 civarında 8'i vapur, 2'si ise şahsi araçlarıyla toplam 10 öğrencinin İstanbul'a doğru yola çıktığını öğrendiğini iddia eden Çalışkan, "Çardakta toplantı yaparken saat 22.00'de Yüzbaşı Sinan Canlı toplantının bittiğini söyleyerek ayrıldı. Bunun üzerine odama geçip televizyon izledim. Televizyondan köprünün kapatıldığını öğrendim. Şahsi aracıyla giden iki öğrenci beni arayarak 'Ne yapalım?' diye sordular. Ben de, 'Olaylara sakın karışmayın, güvenli bölgeye gidin' dedim. Darbeye ne fiziken ne de manen katılmadım." dedi.

Gece boyunca kimseden emir almadığını ve kimseye emir vermediğini savunan Çalışkan, 20 Temmuz 2016 günü bilgi amaçlı ifade alınmak üzere emniyete davet edildiğini ve ifadesinin ardından gözaltına alınıp tutuklandığını belirtti.


- "FETÖ beni pilot olmaya zorladı"

Çalışkan, hakkındaki FETÖ üyeliği suçlamasına ilişkin şunları söyledi:

"Bu yapının 'cemaat', 'hizmet hareketi' olarak anıldığı dönemde bana arkadaşımmış gibi yaklaşan kişilerin 'irtibatımız kopmasın' şeklindeki telkinleri sonucunda görüşmelerim devam etti. Bu görüşmelerde yazılı ve sözlü bilgi verme veya tarafımdan yapılması istenen herhangi bir konu olmamıştır. 2013 yılı mezuniyetim ardından yaşanan parasal mevzular, ev tutma, eşya alma ve himmet adı altında para verme kendi isteğim dışında pilot olmaya zorlamaları ve 17-25 Aralık operasyonları konusunda siyasete müdahil olmalarına karşı çıkmam nedeniyle aramızda tartışmalar yaşandı. Pilotaj eğitiminden istifa ettikten sonra 'beni aramayın, sormayın, rahatsız etmeyin' diyerek ilişkimi kestim. 2014 yılı kasım ayında ilk görev yerim olan Alemdağ İstanbul'daydım. Burası meslekte sürgün yeri olarak bilinir ve burada daha bir yılım dolmadan kendi isteğim dışında Hava Harp Okulu'na atandım. Hava Harp Okulu'na atanmamdan sonra beni bir telefondan arayarak görüşmek istediler. Ben görüşmek istemediğimi söyledim ancak aramalar devam etti. Bu taciz boyutuna varan aramalar üzerine görüşmek istemediğimi belirtmek için yüz yüze görüştüm. Bu andan itibaren kesinlikle görüşmem, bir irtibatım olmamıştır."

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, "İzzet Kara beyanında senin kod adının Gökhan olduğu söylemiş. Doğru mu?" sorusuna Çalışkan, "Doğru. Bu konuyla ilgili bana 'kod adı bulunduracaksın' şeklinde bir ibare olmadı. 'Biz size kendi isimleriniz dışında bir isimle hitap edeceğiz' dediler. Ben de beğendiğim için Gökhan ismini kullandım. Bu ismi ben seçtim." dedi.

Çalışkan, bir soru üzerine, "FETÖ mensuplarının özellikle benim pilot olmamı istemelerine rağmen dilekçe vererek pilotajdan istifa ettim." diye konuştu.


- "Dine soğuk bakanları ispiyonlamamı söylediler"

Suç tarihinde Hava Harp Okulu Öğrenci Alayı Harekât Eğitim Şube Müdürlüğü Plan Koordinasyon kısmında astsubay rütbesiyle görevli olan tutuklu sanık Hasan Yıldırım, eski Binbaşı Gazi Odacı'nın 15 Temmuz'da terör saldırısı olacağını ve Hava Harp Okulu'na gideceklerini söylediğini iddia etti.

Kampa mavi renkli kamyonla mermi geldiğini ifade eden Yıldırım, bu mermilerin öğrencilere dağıtıldığını anlattı. Otobüslerin kamptan 00.00-00.30 arasında çıkış yaptığını aktaran Yıldırım, daha sonra televizyon izlediğini ve köprü ile havalimanının kapatıldığını öğrendiğini ileri sürdü.

Astsubayların bulunduğu WhatsApp grubuna mesaj attığını ve "Ne yapıyorsunuz, neredesiniz?" diye sorduğunu beyan eden Yıldırım, "Astsubay Hayati Gültekin, 'Abi köprüde mahsur kaldık, otobüse saldırdılar araba pert oldu, üç öğrenci ellerinde, asker de yaralandı' şeklinde sesli mesaj gönderdi. Kamptan tekrar otobüs çıkacaktı ama bu mesajı kamptakilere gösterdim. Bunun üzerine yeni otobüs çıkışı olmadı." diye konuştu.

Yıldırım, otobüslere seçilen öğrencilerle ilgili bir tespiti olduğunu söyleyerek, "Listeden okunarak otobüse bindirilen öğrenciler, zeki, çalışkan, emre itaatsizlik yapmayacak, disiplinli askerlerdir. Otobüslere bindirilmeyen, kampta kalan öğrenciler ise disiplinsiz öğrencilerdi." dedi.

Sanık, Yıldırım şunları kaydetti:

"2004 ve 2010 yılları arasında o dönem 'cemaat' diye bilinen yapıyla sadece dini ve İslami duygularla görüşmem oldu. Bu görüşmeye de amcam Süleyman Yıldırım'ın yönlendirmeleriyle başladım.

Cemaatte görüştüğüm kişiye asker olmak istediğimi söylediğimde kendisi Silahlı Kuvvetler'de İslam'a bağlı insanların olmasının onure olduğunu söyleyerek olumlu karşıladı. Astsubay olarak göreve başladığım döneme kadar görüşmelerim bunlara inandığım için devam etti. Ancak astsubay olarak göreve başladıktan sonra benden çeşitli isteklerde bulunmaya başladılar. Böyle olunca ben de ilişkileri Allah rızası için değil de siyasi ve ekonomik çıkarları için kurduklarını anladım. Benden her ay para istediler. O dönem AK Parti'ye karşı söylemlerde bulunanları ve dine soğuk bakanları da ispiyonlamamı söylediler ancak ben bunların hiçbirine karşılık vermedim."


- "Bu yapıyla dershane döneminde tanıştım"

Suç tarihinde Yalova Hava Meydan Komutanlığı 4. Filo Takım Komutanı olarak teğmen rütbesiyle görev yapan tutuklu sanık Faruk Şimşek, bu yapıyla terör örgütü ilan edilmediği zamanlarda görüşmelerinin olduğunu savunarak, "Bu yapıyla 2009 yılında Işık Dershanesi'ne gittiğim dönemde tanıştım. Sınıfımın sorumlusu olan İdris Hoca, beni birisiyle görüştürmek istedi. Kendisini Hasan olarak tanıtan kişi, öğrenci evlerinde kaldıklarını, beraber ders çalıştıklarını, aynı zamanda dini ibadetlerini yerine getirdiklerini, beni de aralarında görmek istediklerini belirtti." şeklinde konuştu.

Evinin küçük olması ve rahat ders çalışma imkanı bulunmaması nedeniyle haftada bir gün FETÖ'nün evlerine gittiğini anlatan Şimşek, rahat ders çalışma imkanı bulduğunu ve bu durumun sınavlarda performansını artırdığını belirterek bu evlere gitmeye devam ettiğini söyledi.

Şimşek, "Beni bu evlere davet eden Hasan adlı kişi, daha sonra bize askeri okullara gitmeyi düşünüp düşünmediğimizi sordu. Ben de başvuru yapmayı düşündüğümü belirttim. Nitekim sınav sonuçları açıklandığında Hava Harp Okulu'nda mülakata katılmaya hak kazandım. Hava Harp Okulu'nu kazandıktan sonra okulun içinde Muhammed Tanrıverdi'yi gördüm ve tanıdım. Bu kişi Adana'daki evde bize ders anlatmaya gelen kişiydi. Hava Harp Okulu'nu kazandıktan sonra benimle görüşmek istediklerini söylediler. İki haftada bir bu kişilerle görüşmeye gittim." ifadelerini kullandı.

17-25 Aralık 2013'e kadar FETÖ'yü dini bir cemaat olarak gördüğünü dile getiren, daha sonra bu yapının sadece bir cemaat olmadığını gördüğünü ve bunun neticesinde yapıyla arasına mesafe koyduğunu iddia etti.

Duruşma, pazartesi gününe ertelendi.

(AA)
Yasal Bilgilendirme

hukukihaber.net’te yayınlanan bu haber, Anadolu Ajansı (AA)'nın abonelerine gönderdiği haberlerden otomatik olarak yayınlanmıştır. hukukihaber.net editörleri otomatik akış içinde bu habere editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriğindeki her türlü mali, hukuki, cezai ve idari sorumluluk ilgili ajansa aittir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.