banner487

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında soruları yanıtladı
banner488

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Haliç'ten geçmek mümkün değildi. Çok daha enteresan, CHP'nin belediye başkanı olan Ümraniye'de çöplük patlamıştı, 39 vatandaşımız Ümraniye'de ölmüştü. Bunlar hangi yüzle hala vatandaşın karşısına çıkıyor?" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı, İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen A Haber - ATV ortak yayını "Cumhurbaşkanı İle Gündem Özel" programında, 90'lı yıllarda vatandaşların çektiği çilelere ilişkin yapılan röportajlar izletildi.

Görüntüler üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiğinde kentte çöp dağları olduğunu, susuzluğun yaşandığını aktaran Erdoğan, "Gazeteler, hatta sizin grubun o zamanki patronlarının gazetesi -çok enteresan- maske dağıtıyordu o kötü hava sebebiyle. Haliç'ten geçmek mümkün değildi. Çok daha enteresan, CHP'nin belediye başkanı olan Ümraniye'de çöplük patlamıştı, 39 vatandaşımız Ümraniye'de ölmüştü. Bunlar hangi yüzle hala vatandaşın karşısına çıkıyor?" ifadelerini kullandı.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun kendisinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İSKİ Genel Müdürü olarak görev aldığını ve Istranca Dağlarından İstanbul'a su getirdiklerini de hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çöp dağlarını bir anda temizledik ve göreve başladığımızda 50 bin aileye doğal gaz dağıtımı vardı. Ben görevden ayrıldığımda İstanbul'da bu sayı 1 milyon 250 bine çıkmıştı. Ne oldu? Hava kirliliği böylece giderilmiş oldu. Çöp dağları ortadan kalktı, su sorunu ortadan kalktı. İstanbul'da su istasyonları kurulmuştu, aynen benzin istasyonları gibi. Vatandaş bidonla alıyor, küvetlerini dolduruyordu. Benim vatandaşımın, affedersiniz, banyo yapma imkanları adeta ortadan kalkmıştı. Böyle bir konuma gelmişti. Kimden aldık iktidarı? CHP'den. 2,5 milyar dolar borçla devraldım. Hem yatırımları yaptım hem de 1 milyar 250 milyon dolar borçla devrettim. Haliç'in temizliği, bütün o adacıklar, hepsini temizledik, şu anda Alibeyköy'deki Viaport denilen bölge bir taş ocağıdır aslında, o taş ocağını doldurduk, şimdiki Viaport'a dönüştürdük. Şimdi orada bütün İstanbullunun hakikaten, oyun gruplarının vesairenin olduğu bir çevre uygulaması başladı. Bunları biz yaptık. Biz çevreciyiz. Biz bunlar gibi değiliz. Bunların ufku yok. Atacakları adım, böyle bir şey yok."

Vatandaşların o döneme ilişkin yaşananlara ilişkin anlattıklarının boş olmadığını kaydeden Erdoğan, "Anacığım beni önceden gönderirdi, ben gider hastanede kuyruğa girerdim. Hangi hastaneye? Babam benim kıyı kaptanıydı, onun için Tophane'de denizcilik hastanesi vardı, o hastanede numaramı alırdım, ondan sonra annemi haberdar ederdim. Sabah namazından sonra beni gönderiyordu annem. Ufak çocuğum o zaman. Yürüyerek Kasımpaşa'dan çıkıyordum, Tophane'ye gidiyordum. Daha sonra kendim SSK'lı olduğum zaman Okmeydanı SSK, orada da durum felaketti. Biz bütün bunlardan geçtik. Şu anda artık böyle bir şey kaldı mı? Hijyen diye bir yoktu. Bir odada 6 kişi yatıyordu. Biz böyle bir şeyi asla halkımıza yaşatmadık, yaşatmıyoruz." diye konuştu.


- "Şimdi şehir hastanelerini eleştiriyor. Sen bir defa haddini bil"

Hastanelerde 90'lı yıllarda yapılan röportajlar ekrana getirilirken duygulandığı gözlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi:

"Şu tabloları gördüğümüz zaman bir defa bu anlayışı, bu zihniyeti kabullenmek mümkün değil. Yani, bunlar benim insanım değil mi? Bunlar benim vatandaşım değil mi? Çıkıyorsun meydanlarda yalan yanlış şeyler söylüyorsun. 'Samsun'da bilmem 5 yaşında, 8 yaşında çocuk bakımsızlıktan öldü' şudur, budur. Asıl ölenler senin döneminde öldü. Onların bütün raporlarını aldırttım, çıkarttım. Hepsi yalan. Buyur işte bak, yanlış tedavi, yavrunun kolunu kestiler, ilaç bulamıyor. O zaman eczanelerden ilaç alamıyordunuz. Galoşu parayla satıyorlar, aynı galoşu tekrar tekrar satıyorlardı. Bir başka durum, o dönemde vatandaş o kadar erken gelmenin dışında bir de aynı gün tedavi olacak veya muayene olacağına dair garantisi de yok. Belki de ertesi güne kalacak. Hatırlayın, sigortalı olarak geçti hayatım, 7 ay sonraya röntgen için gün verirlerdi."

Programda gösterilen videolarda eski bakanlardan Yaşar Okuyan ile yapılan röportajı ve hastanelerde yapılan yolsuzluklara ilişkin konuşmayı hatırlatan Erdoğan, "Sayın Okuyan, kaç kez diyor değil mi? Aynı şekilde Hüseyin Bey, sendikacı olduğu için o da nasıl depolarda işte pirinçti, şuydu buydu, bunlarla ilgili dolandırıcılıklar yapılıyor, bunları ortaya koyuyor. Bütün bunlar Türkiye'de SSK'nın başında olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun, o dönemlerde ne tür yolsuzlukların olduğunu gösteriyor. Nerelerden nerelere nasıl geldi? Şimdi şehir hastanelerini eleştiriyor. Sen bir defa haddini bil. Biz öyle bir kültürden geliyoruz ki Kanuni'nin 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.' Biz bir sağlıklı nefesi o zaman Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'ye feda edebilecek bir kültürden geliyoruz. Yeter ki bir sağlıklı nefes olsun. Bundan rahatsız oluyor." diye konuştu.


- "Sağlık bizim öncelikli görevimiz"

Hastanelerin yapılış anlaşmalarından da söz eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz bütün anlaşmalarımızı, her şeyimizi A'dan Z'ye yapıyoruz ve belli bir süreyle, diyelim ki bu firmalara bu hastanelerimizi yaptırtıyoruz ve bunun dışında da biz bunlara diyoruz ki 'Yap, biz size şu kadar garanti veriyoruz.' Bu garantiyle de onlar bu hastanelerin işletmesini alıyor. Bunu almak suretiyle de biz burada 15 sene, 20 sene neyse bu hastaneyi, bu yapan firmalara bırakmış oluyoruz. Ondan sonra bu hastane kime kalıyor? O süre dolduktan sonra bize kalıyor. Yani biz aslında kira öder gibi bu yüklenici firmalara bu hastanelere yaptırtıyoruz ama bunların bu işten anlama diye bir şeyleri yok. Anlamazlar bu işten. Biz kaynakları çeşitlendirmek suretiyle, BOT, PPP gibi sistemlerle kamu özel ortaklığı sistemleriyle bunları yaptık ki devletin bütçesine yük olmasın. Şu anda hala devam eden bizim şehir hastanelerimiz var. Örneğin şu anda bitip de açılışını yaptığımız 5 hastanemiz var. Bunlardan bir tanesi Adana'dır, bir tanesi Isparta'dır, bir tanesi Yozgat'tır, bir tanesi Mersin'dir, bir diğeri de Kayseri'dir. Şu anda bunlar vatandaşımıza gayet güzel hizmet veriyorlar ve vatandaşımız halinden dört dörtlük memnun. Niye? Böyle bir şeyi hayatında görmemiş. Burada şimdi hijyeninden tut, ilgi alakaya varıncaya kadar A'dan Z'ye her şey var. Diğer hastanelerimizde durum farklı mı? Oralarda da durum evelallah bunlardan pek farklı değil ama bu açılışlar devam edeceği gibi yeni şehir hastanelerimiz de öncelikle büyükşehirlerden başlamak üzere onlara da devam ediyoruz, devam edeceğiz. Çünkü sağlık bizim öncelikli görevimiz."


- Eğitim

Eğitim konusuna da çok önem verdiklerini dile getiren Erdoğan, eğitimde de Türkiye'nin tarihinde görmediği yatırımları AK Parti döneminde gördüğünü söyledi. Şu anda üniversite bulunmayan il kalmadığını vurgulayan Erdoğan, dönemlerinde 280 bin derslik yapıldığını anımsattı.

Kendisinin 75 kişilik sınıfta okuduğunu, aynı dönemde 100 kişilik sınıfların da olduğunu belirten Erdoğan, "Şimdi ortalama 32 filan. 32'nin üzerinde olan bazı yerler yok mu? Var. Onların hepsi de 30'un altına inşallah düşecek." diye konuştu.

Muhalefetin adaylarının "Üniversiteleri ücretsiz yapacağım" dediğini kaydeden Erdoğan, "Üniversiteler paralı mı? Üniversiteler zaten ücretsiz. Harcı biz kaldırdık. Harç yok. Biz geldik 45 lira üniversiteli burs alıyordu. Şu anda burs 470 lira. Master 940 lira. Doktora asgari ücret. Bunları biz veriyoruz. Bunların ne yaptığımızdan haberleri de yok. Şu anda bakın sadece bu okulların yapımıyla birlikte 75 üniversite varken bu sayı 205 oldu. Artık üniversiteyi biz tüm gençliğimizin ayağına getirdik. 81 vilayetimizin tamamında üniversite var. Kalkıp dedikleri gibi, Ne diyor? 'Biz yakacağız, yıkacağız' filan. Bunlar tamamen yıkım ekibi. Biz ise yapım ekibiyiz. Aramızda böyle bir fark var." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların geçmişte yaşananları tekrar yaşamayı istemediğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz ise aynen onların derdiyle dertlenen ve bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya kendini adamış olan bir kadroyuz. Diyor ki 'Geleceğim, ne kadar öğretmen adayı varsa hepsini atayacağım'. Dürüst ol. Yalan söyleme. Ne kadar ihtiyacın varsa o kadar atayacaksın. Biz, geldiğimizden bu yana 580 bin öğretmen atadık. Bu yıl da mesela 20 bin öğretmen daha atanacak ama paranın yönetimi çok önemli. Parayı bir defa yönetme kabiliyetini gösteremezsen ondan sonra bütçeyi mütçeyi filan hepsini kaybedersin. İhtiyacım varsa benim ihtiyacım kadar öğretmeni alırım ve bunları atarım ama ihtiyacım yoksa, zorla birilerine iş bulmak için bu adım atılmaz. Biz şu anda bunu yapıyoruz. 20 bin öğretmen daha şu anda planda. Bunlar da inşallah atanacak ve asla bu konuda tavizimiz yok. Zaten yeni döneme yönelik olarak da inşallah öğretmenlerde kaliteyi artırmanın gayreti içindeyiz. Çünkü bu bizim için çok çok önemli. Burada tabii Milli Eğitim Bakanlığımızın özel gayreti, bununla birlikte de öğretmen kalitesindeki artışla inşallah öğrencideki kaliteyi de bu artıracaktır. Bunun da gayreti içerisindeyiz. İnşallah bunu da başaracağız."

(Sürecek)

(AA)
Yasal Bilgilendirme

hukukihaber.net’te yayınlanan bu haber, Anadolu Ajansı (AA)'nın abonelerine gönderdiği haberlerden otomatik olarak yayınlanmıştır. hukukihaber.net editörleri otomatik akış içinde bu habere editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriğindeki her türlü mali, hukuki, cezai ve idari sorumluluk ilgili ajansa aittir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.