Zaman gazetesi eski yönetici ve yazarları hakkındaki dava

İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yayın organı olduğu gerekçesiyle kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarından oluşan 22'si tutuklu 31 sanığın yargılanması sürüyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya, 22'si tutuklu 28 sanık ile taraf avukatları ve izleyiciler katıldı.

Tutuksuz sanıklar Lalezer Sarıibrahimoğlu ile İhsan Dağı da duruşmaya, Sesli ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Duruşmada, heyet değişikliği sebebiyle evraklar okundu.

Tutuksuz sanık Ahmet İrem savunmasında, evli ve üç çocuk babası olduğunu, Zaman gazetesindeki işinden daha iyi bir iş bulamadığını, başka yerlerin maaşının ancak yarısını verdiklerini ve bu yüzden işinden ayrılmadığını anlattı.

İrem, 17 Aralık'tan sonra işinden ayrılmak istediğini ama iş bulamadığını iddia ederek, şu anda mali müşavirlik haricinde züccaciyecilik yaptığını söyledi. Sanık İrem, hakkındaki suçlamaları reddederek, beraatini istedi.

Tutuksuz sanık Ali Hüseyinçelebi, Zaman gazetesi ön muhasebe bölümünde çalıştığını, üstünde muhasebe müdürü, muhasebe genel müdürü ve mali müşavirin olduğunu belirterek, alttaki en son kişi olduğunu, yetkisiz, pasif ve basit bir çalışan olduğunu ileri sürdü.

Zaman gazetesine kayyum atanmasının konuşulduğu dönemde akrabalarıyla görüştüğünü ve onların tavsiyesiyle devletin gazeteye el koyması durumunda devletin adamı olacağını düşünerek işine devam ettiğini öne süren Hüseyinçelebi, satış ve ödeme yapma yetkisinin olmadığını iddia etti. Hüseyinçelebi, "Gazete yönetimi, tazminatımı ödemeden beni yüzüstü bırakarak mağdur etti. Bazı kişilerin ise tazminatı ödendi, imza yetkim olsaydı ben de tazminat alırdım. Kayyum heyeti, kısmi olarak tazminat ödemesi yaptı." diye konuştu.-

- Nuriye Ural'ın savunması

Tutuksuz sanık Nuriye Ural, yıllarca "Nuriye Akman" olarak çeşitli gazetelerde röportajlar yaptığını, terör örgütü üyeliği ve darbecilik suçlamasını kesinlikle reddettiğini, bu suçların bağımsız ve bağlantısız kişilik yapısıyla bağdaşmadığını iddia etti.

Ural, 2002'de iş ararken Zaman gazetesinden gelen teklifi kabul ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"2008'de Hürriyet gazetesinden gelen teklifi kabul ettim. Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile bir hafta sonu el sıkıştık. İkimiz de yeni projelere imza atacağımız için heyecanlıydık. Görüşmemize Vuslat Doğan Sabancı ile Doğan Hızlan da şahittir. Bana yürekten 'Hoş geldin' demişlerdir. Hafta başında ücret meselelerini konuşmak üzere sözleştik fakat iki gün sonra hiçbir açıklama yapmaksızın vazgeçtiler benden. Yıllar sonra öğrenebildim nedenini. Ben dokuz yıl Hürriyet'te çalıştığım, asıl ünümü orada yaptığım halde şimdi Zaman'dan transfer yapmanın başlarını ağrıtacağını düşünmüşler. Hayatımı maddi olarak idame ettirebilmek için Zaman'da kalmaktan başka çarem yoktu."

Nuriye Ural, Fetullah Gülen'i hiçbir zaman hayatına yön verebilecek bir lider olarak gibi görmediğini savunarak, "Evet, 20 yıl önce kendisiyle ilk röportajı yapan gazeteciyim. O zaman Sabah gazetesinde çalışıyordum. Fetullah Gülen'le röportaj yapma görevi bana Hürriyet'te çalışırken Ertuğrul Özkök tarafından verilmişti. O yıllarda başaramadığım bu işi yapmak Sabah gazetesine transfer olduktan sonra mümkün oldu." dedi.

Diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları reddederek, beraat talebinde bulundu.

SEGBİS'le bağlanan tutuksuz sanık Lalezer Sarıibrahimoğlu, iddianame ve eklerinde şahsına yönelik tek bir delil dahi olmadan hakkında ceza davası açıldığını iddia etti.

"Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" ve diğer suç isnatlarının son derece ciddi ve ağır olduğunu kaydeden Sarıibrahimoğlu, söz konusu ağır suçlamaları içeren iddianamenin somut delillere dayanması gerektiğini söyledi.

Tutuksuz sanık İhsan Dağı da iddianamede suçlamalara ilişkin sunulan tek belgenin "ByLock" kullanmadığıma dair tutanak olduğunu iddia etti. Zaman gazetesinde köşe yazıları yazdığı için suçlandığını aktaran Dağı, yazarlığı 17 Aralık'tan sonra bıraktığını söyledi. Gazetenin "FETÖ propagandasına" dönüştüğünü anladıktan sonra ayrıldığını öne süren Dağı, örgütün diğer gazetelerinde yazmadığını, röportaj vermediğini ve televizyonlarına çıkmadığını iddia etti.

Gazeteci değil akademisyen olduğunu ifade eden Dağı, Türkiye'nin sivilleşme sürecine aktif katkıda bulunmak amacıyla Zaman gazetesinde haftada iki gün yazdığını anlattı.

Sanık Dağı, "Gülen örgütünü postmodern bir terör örgütü olarak tanımlıyorum. Bu örgüt 15 Temmuz darbe girişiminde deşifre olmuştur. Devletin meşru ordusunu kullanarak darbe yapmaya kalkışmıştır. Devletin meşru zor kullanma yetkisini ele geçirerek bunu kendi amaçları için kullanmıştır. Yasal görünümlü örgütsel faaliyetler yapılmaktadır. Devletin meşruiyetinin arkasına saklanarak devlet ve örgüt arasında sınırları belirsizleştirerek postmodern bir yapı inşa etmiştir. Arkasına devletin yetki ve meşruiyetini aldığı için diğer örgütlerden farklıdır." ifadelerini kullandı.

Duruşmada, bütün sanıkların savunmaları alındı. Duruşma avukatların talepleriyle devam ediyor.

Yasal Bilgilendirme

hukukihaber.net’te yayınlanan bu haber, Anadolu Ajansı (AA)'nın abonelerine gönderdiği haberlerden otomatik olarak yayınlanmıştır. hukukihaber.net editörleri otomatik akış içinde bu habere editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriğindeki her türlü mali, hukuki, cezai ve idari sorumluluk ilgili ajansa aittir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.