A'dan  Z'ye  Kentsel  Dönüşüm Yasası

Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesiyle ilgili kanun, dün TBMM'de kabul edildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden Profesör Doktor Nuran Zeren Gülersoy ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek, merak edilen soruları NTV'de cevaplandırdı.


Örneğin diyelim ki ben riskli bir binada oturuyorum. Bu benim binamın yıkılacağı anlamına mı geliyor?
Gürgen:
"Riskli bina demek bir saatli bombanın üzerinde oturuyorsunuz demek. Saatli bombanın üzerinde artık vatandaşlarımızı oturtmak istemiyoruz. Kanunumuz uyarınca riskli binaların tespit edilmesi durumunda öncelikle vatandaşlarımızdan konutlarını boşaltmalarını isteyeceğiz hemen yıkma gibi birşey söz konusu olmayacak. 60 gün süre vereceğiz kendilerinden binalarını yıkmalarını isteyeceğiz. Yıkmazlarsa bu valiliklerden yerel yönetimlerden Bakanlığımıza gelecek yetkiler çerçevesinde binaların yıkılmasını sağlayacağız."


Öyleyse güçlendirilecek binalar bu kapsama girmiyor?
Gürgen:
"Binanız zaten güçlendirilebiliyorsa veya güçlendirilmişse riskli bina sınıfından çıkmış olur. Dolayısıyla bizim riskli bina tanımımız içinde güçlendirilmesi mümkün olmayan insan hayatı için tehlike arz eden binalar riskli binalardır. Onları yıkmayı hedefliyoruz."


60 gün kesin bir süre midir?
Gürgen:
"Kanun yürürlüğe girdikten sonra biliyorsunuz, ikincil mevzuatların yönetmelikleri de tekrara yayınlanacak ve yürürlüğe girecek; mevzuat bu şekilde tamamlanacak. Mevzuat tamamlandığı zaman Bakanlığımız riskli yapının ne olduğunu tanımlayacak. Riskli yapıların kimin tarafından belirleneceğinin de tanımlaması yapılacak. Öncelikle vatandaşlarımızdan isteyeceğiz, tespit ettiğimiz lisanslı kuruluşlarımıza gidin, binalarınızı tespit edin diyeceğiz. Vatandaşlarımız kendi binalarını tespit ettirecekler öncelikle. Tespit ettirdikleri riskli binalarla ilgili bize bilgi ulaştıracaklar. Kanunun ilgili hükümleri gereğince işlemler devam edecek."


Vatandaş kendine verilen süre içinde binasının riskli olup olmadığını tespit ettirmezse ne yapacaksınız?
Gürgen:
"O zaman da Bakanlık olarak bizim riskli olduğunu düşündüğümüz alanlar var. Bu alanların içinde öncelikle idareleri, belediyeleri, il özel idareleri gerekirse de bakanlığımız devreye girerek binaların riskli olup olmadığını tespit edecek. Bu süreç uzun bir süreç. Bizim hazırladığımız raporlar neticesinde bina riskli olarak tespit edildiyse vatandaşımıza 'Geldik, evini boşaltıyoruz' demeyeceğiz. İdare tarafından riskli olarak tespit edilen konutların, itiraz edecekleri bir üst merci de olacak. Üniversitelerin ilgili birimlerinden dört hocamızın ve Bakanlığımızın teşkilatından üç tane teknik elemanımızın katılacağı, bir nevi, temyiz kurumları oluşturulacak. Buraya yapılan itirazlar neticesinde binanın riskli olup olmadığının nihai kararı verilecek. Bu karar verildikten sonra 60 günlük süreç işleyecek. Bu kanunun içinde hep vatandaş odaklı olarak düşünüyoruz, biz vatandaşın kendi inisiyatifi ile iş yapmasını düşünüyoruz. Bu kanunun içinde gönüllülük ilkesi var. Biz vatandaşlarımızdan ilk önce bu gönüllük çerçevesinde rahat uyuyabilmesi için, çocuklarını evde yalnız bıraktığı zaman huzur içinde olması için 'Lütfen binalarınızın riskli olup olmadığını tespit ettirin' diyeceğiz. Kendisi yaptırırsa ne ala ama yaptırmazsa bu sefer biz vatandaşımızı belki kendisinden daha fazla düşünerek tespitleri kendimiz yapacağız."



Sizin pencerenizden kentsel dönüşüm diyince ne anlıyorsunuz?
Profesör Gülersoy:
"Risk altındaki yapıların yıkılıp yeniden sağlam yapılara dönüştürülmesi kentsel dönüşümün önemli bir boyutu. Ama biz kent plancıları olarak kentsel dönüşümden sadece riskli yapıların yıkılıp yenilenmesini anlamıyoruz. Kentsel dönüşüm kentin eskimiş, yıpranmış alanlarında özellikle tarihi dokusunda çok önemli plansız gelişen gecekondu alanlarında ortaya çıkan kentsel sorunlara bir bütün olarak çözüm bulmayı amaçlayan bir planlama türü diye düşünüyoruz. Sadece var olan sağlıksız yapıları yıkıp yerlerine sağlıklı yapılar yapmak çözüm için yeterli değil. Kentsel dönüşümün plancılar olarak fiziksel boyutunun içinde ulaşım gibi konuların altyapı gibi konularında çok önem kazandığını biliyoruz. Bunun dışında sosyal ve kültürel boyut çok önemli, özellikle İstanbul gibi tarihi bir kentte tarihi yapıların yıkılıp yapılması pek söz konusu olamayacak. İstanbul’da 25 binin üzerinde sadece sivil mimarlık örneği dediğimiz tescilli yapı var. Sosyal, kültürel boyutun ötesinde işlevsel ve ekonomik boyutu var. Bunların hepsinin birlikte ele alınıp bir planlama anlayışı çerçevesinde süreç içinde değerlendirilmesi gerekiyor."



Genel olarak vatandaşın bizi başka bir yere taşımayın bulunduğumuz yerde yeni binalara taşınalım gibi bir istek var. Bunun ne kadarı mümkün olacak?
Gürgen:
"Ülkemizde bağlılık duygusu var, mahallelilik duygusu var. Kök salıyoruz biz yaşadığımız yerlere, kendim de dahil olmak üzere söylüyorum bunu. İnsanlarımız mahallelerini terk etmek istemiyorlar. Projeler kentsel tasarım projeleri gerçekleştirildiği zaman belki herkesi kendi yaşam alanında tekrar iskan etmek mümkün olmayabilir. Aşırı emsal artışları ile karşılaşabilirsiniz, çok yoğun bir yapılaşma ile karşılaşabilirsiniz bu da istenmeyen bir durumdur. Veya bu afet kanunun çıkmasında temel tanımlardan biri de riskli alan tabiri var. Riskli alanların üzerinde tekrar aynı yapılaşmayı sağlamak da mümkün olmayabilir. Ama arzu edilen herkesin kendi mahallesinde tekrar sağlıklı konutlar içinde iskan edebilmesidir."



Yıkım konusunda diyelim bir apartman yıkılacak ve apartmanda birçok aile oturuyor. Orada da bir anlaşmazlık olabilir, bir karara varamayabilirler. Bu konuların çözüm yolları nasıl olacak?
Gürgen:
"Bir kere binanın riskli olup olmadığı hakkında mal sahipleri karar vermeyecek, teknik heyetlerin karar vereceği bir şey bu. Ama binanın riskli olduğu tespit edildikten sonra kat malikleri oturup anlaşacaklar, karar verecekler. Kanunun içinde üçte iki çoğunlukla karar alma durumu da söz konusu oldu artık. Nasıl bir karar alırlarsa biz de Bakanlık olarak o kararlarına uymaya çalışacağız. Sakarya’da böyle bir örnek vardır."


Bu harekete geçilme süreci gerçekleşmezse elektrik, su kesme gibi doğalgaz kesme gibi caydırıcı yöntemler uygulanır mı?
Gürgen:
"Kanunun içinde bu yöntemler var. Ama riskli binanın tespit edilmesi süreci var, o süreç tamamlanacak ve sonra riskli binanın içinde oturanlara tebligatta bulunulacak. Bu süre 60 günden az olmayacak. 60 günlük süre içinde kendi binasını yıkması istenecek. Yıkmadığı halde bir tebligatta daha bulunacağız, bir de süre vereceğiz. O da olmazsa yerel yönetimlere valiliklere göndereceğiz, o da olmazsa en sonunda Bakanlık olarak biz devreye gireceğiz. Ama asla vatandaşı mağdur etmeden..."



Acaba şehir gerçekten yaşayan şehir özelliğini kaybeder mi?
Profesör Gülersoy:
"Aslında yaşayan canlı kimliğini saklayabilen kentler kurabilmek için demin söylediklerim dikkate alınmalı. Aslında kentsel dönüşüm Türkiye'de ortaya çıkan bir olay değil, en etkin biçimde İngiltere’de görüyoruz. İngiltere’de 19.YY’ın ortalarında sanayi devriminden sonra bozulan kent dokularını koruma girişimleri var. Daha sonra dünya savaşlarından sonra çıkan yeni yapılan bozulan kent dokularını yenileme, yeniden yapma girişimleri var. Özellikle kimliğini korumayı hedef edinmiş orada yaşayan insanlarla birlikte korumayı başarmış uygulamalar. Ama modern mimarinin getirdiği standart uygulamalarla yapılan yeni şehirler maalesef çok başarılı kimliksiz, kişiliksiz şehirler halinde çok başarılı olamamışlar. Bunun için özellikle tarihi kent kimliğinin koruma konusunun ön plana çıkarılması lazım. Burada iki ayrı uygulama belki söz konusu, alanın özelliğine bağlı olarak yöntemin uygulanması gerekiyor. Gecekondu alanlarında tümden yıkılarak yapılma ama yine orada yaşayanların orada barınmasını sağlayarak yenileme uygulamaları başarılı olabilir ama mevcut kentsel alanlarda özellikle de tarihi alanlarda binaların tümden yıkılıp yeniden yapılması gibi bir uygulamanın zaten düşünülmediğini sanıyorum."



Yıkılacak binaların sahiplerine yeni uygulamalar için kredi verilmesi söz konusu. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Gürgen:
"Kredi anlamında sadece yıkılacak binaları değil kentsel dönüşüm yapılacak yerlerde hak sahibi olacaklar da bu kredilerden faydalanabilecekler. Krediler mümkün olduğu kadar düşük faizli olacak geri ödemeleri uzun süreli olacak ve birtakım yerlerde sosyal şartların gerektirmesi durumunda Bakanlar Kurulu kararıyla belki konut maliyetlerinin altyapı maliyetlerinin daha da altında borçlandıracağız vatandaşımızı. Bana hep yıkımla ilgili soruları sordunuz, sanki biz Bakanlık olarak her tarafı yıkacakmışız gibi bir imaj oluşuyor. Antalya’da Zeytinköyü gördük; Diyarbakır’da Sur’u, Bağlar’ı gördük. Bizim insanımız bu koşullar içinde yaşamayı hak etmiyor. Şu an itibari ile gelmiş olduğumuz ekonomik seviyede bunu gerektiriyor. Dolayısıyla konuya sadece yıkım açısından bakmamak yıktıktan sonra nitelikli konutların olduğu sosyal donatılarının yeterli seviyede olduğu okulların, iş merkezlerinin olduğu, çocuk parklarının olduğu insanların huzur ve mutluluk içinde yaşayacağı alanları da ortaya çıkarmak çok önemli."



Profesör Gülersoy:
"Dönüşüm Yasası bugüne kadar hep yıkıp yeniden yapma yasası olarak algılandı. Yapılan uygulamalarda açıklayıcı yönlendirici, katılımcı bir tutum içinde olacaklarını anlıyorum. Dayatmacı olmayacaklarını anlıyorum. Yörede yaşayan insanların söz sahibi olmalarına fırsat vereceklerini anlıyorum. Artan maliyetler nedeniyle o yörede yaşayan insanların o yöreyi terk etmek zorunda kalmayacaklarını anlıyorum. Kentsel çevrelerde yöreye yörenin kimliğine, yaşam tarzına uygun uygulamaların yapılacağını anlıyorum. Bu nedenle de bir planlama sistemi içinde ele alacaklarına çok memnun olduğumu, bunu duyduğuma sevindiğimi söylemek istiyorum. İki şeye değinmek istiyorum birisi yasadaki planlama standartlarıyla ilgili. Riskli alanlardaki uygulamalarda faydalanılmak üzere özel kanunlarla öngörülen alanlara ilişkin, bu alanlar dahil her türlü ölçekteki planlama işlemine esas teşkil edecek standartları yeniden belirlemeyi hedefliyor. Bu hedefler imar ıslah planlarında olduğu gibi uluslararası kentsel standartlara uygun olmayacak şekilde düzenlenmeyecek diye anlıyorum bütün bu açıklamalardan da. Bir diğer konuda uygulanmayacak mevzuatla ilgili 9. madde. Bu da muhtemelen yeniden düzenlenecek. Özellikle kültür ve tabiat varlıklarının korunması konusunda, Boğaz'ın korunması konusunda geçerli olan yasanın bu kanunun hükümlerine aykırı olan kısımlarıyla ilgili de bazı maddeler var, bunların düzenlenmesinde de kültür ve tabiat varlıklarını korumayı esas alacaklarını düşünüyorum."



Gürgen:
"Çok teşekkür ediyorum. İnsanların mutlu olacakları huzurlu olabilecekleri yaşam alanları ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Bizim amacımız bugün yıkıp 20 sene sonranın tekrar çöküntü alanlarını ortaya çıkartmak değil. Bütün planlama standartlarına bütün insanların gönül rahatlığıyla oturabilecekleri mutluluk içinde yaşayacakları alanları üretmek istiyoruz."



NTV

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.