Ağca: 'Abdi İpekçi'yi Oral Çelik vurdu'


Radikal'in haberine göre; Ağca, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi bizzat Oral Çelik’in vurduğunu öne sürüyor: “Oral Çelik ve Yalçın Özbey vatansever duygularla Abdi İpekçi suikastını yaptılar. Çünkü Oral Çelik ‘Abdi İpekçi kesinlikle Yunan casusu’ diyordu.”
 
Ağca, Oral Çelik’in İpekçi’yi üçüncü denemede öldürdüğünü itiraf ettiğini söylüyor: “Buna rağmen Ağca’ya kin kusan malum çevreler Oral Çelik’e tek kelime söylemediler.” 

‘Mihri Belli’yi de vurdular’ 
Ağca yurtdışına çıkışını Abdullah Çatlı’nın planladığını belirtiyor. Gümrükte ülkücü memurlar kendisine para vermiş. Çatlı ile hem Kapıkule’de hem sonra Zürih’te buluşmuş.
Ağca’nın bir diğer iddiası ise Dev-Sol’un eski başbakanlardan Nihat Erim’i öldüreceğini bir yıl önceden bildiğini söylemesi. Oral Çelik’in kendisine birkaç gün önceden Kemal Türkler ve Behice Boran’a suikast düzenleneceğini anlattığını da yazıyor. Ağca, İpekçi cinayetinden sonra Oral Çelik ve Yalçın Özbey’in Mihri Belli’yi de vurduklarını söylüyor. 

Ağca kitabını kendi ağzından değil, üçüncü tekil şahıs gibi yazmış. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Olaylar daha net anlaşılsın, objektif bir bakış açısı hâkim olsun amacıyla, birinci şahıs diliyle değil, üçüncü şahıs diliyle kaleme aldım. İnsanların ‘Bu adam ya çıldırmış olmalı ya da uluslararası bir entrikanın içinde rol yapıyor’ diye düşünmeleri mümkündür.” 

Abdi İpekçi suikastı 
İşte ağcanın kitabından bazı çarpıcı bölümler:
1 Şubat 1979 günü Abdi İpekçi isimli bir şahıs vurulmuş. Elbette insan hayatı kutsaldır ve terörizm asla kabul edilemez. Oral Çelik ve Yalçın Özbey vatansever duygularla Abdi İpekçi suikastını yaptılar. Çünkü ‘Abdi İpekçi kesinlikle Yunan casusu’ diyordu Oral Çelik.
16 Nisan 2006 tarihli Bugün Gazetesi’nin manşetinde Oral Çelik, İpekçi’yi üçüncü denemede vurduğunu açıkça itiraf etti ve dahası aynı röportajda Oral Çelik, Bedri Koraman isimli şahsı da öldürmeye teşebbüs ettiğini itiraf etti.
Oral Çelik, Ağca’yı Abdullah Çatlı ile tanıştırdı. Kendisi de firari olan Çatlı, Ağca’yı on beş-yirmi gün evinde misafir etti. 

Brejnev’e suikast planı 
İsviçre, Zürih. Eylülün ilk haftası, belki 9-10 Eylül. Ağca, Çatlı ile buluştu. Çatlı ona, Zürih’te ismi Michele olan İtalyan ile tanıştırdı. Michele’in villasından ayrıldıktan sonra Çatlı ona, İtalyan neo-faşistlerin Sovyet lideri Leonid Brejnev’i öldürmeyi planladığını ve ona bu tarihi görevi vermeyi düşündüklerini söyledi. 

‘Kainat gelse bile...’ 
Michele çok iyi Türkçe konuşuyordu. Ekim ayının ilk günlerinde Michele, Fatima mucizesinden ve Polonyalı Papa’dan bahsetmeye başlamıştı. Michele, Vatikan hükümetinin bir ajanı idi ve vazifesi Ağca’yı Papa suikastına hazırlamaktı. Ağca, İtalya’ya Yugoslavya’dan, İsviçre’den, Tunus’tan, İspanya’dan on defa girip çıkmıştı. Vatikan’ın adamı Michele şöyle demişti: “Kâinat gelse Papa suikastından önce seni durduramaz! İstesen de istemesen de sen, bu suikastı yapacaksın!” 

‘Tarihi gün yaklaştı’ 
Nisanın ilk haftası Zürih’e döndü. Michele ile Zürih’teki villasında bir araya geldi. Michele, Papa suikastının kesin mayıs ayında yapılmasını, tarihi günün yaklaştığını, Roma’ya gidilmesi gerektiğini söylüyordu. Ağca trenle Roma’ya hareket etti. Michele uçakla geleceğini söyledi. Roma’da buluşup suikast planını hazırlayacaklardı... Papa suikastı 13 Mayıs 1981 günü saat 17.17’de gerçekleşti.


30 yıl neden bekledi? 
Abdi İpekçi, 1 Şubat 1979’da İstanbul Nişantaşı’ndaki evinin bulunduğu sokağa arabasıyla girerken kurşun yağmuruna tutuldu. Görgü tanıklarına göre İpekçi’yi katledenler iki kişiydi. Bir üçüncü kişinin kullandığı arabayla oradan uzaklaştılar.
Ağca, İpekçi’yi öldürdüğü gerekçesiyle idama mahkûm edildi. Papa’ya suikast nedeniyle İtalya’da 19 yıl hapis yatan Ağca, 2000 yılında Türkiye’ye getirildi. İdam cezası Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değiyiklik uyarınca 10 yıla indi. Birçok gasp ve soygundan aldığı 36 yıllık ceza da aynı yasa kapsamında 7 yıla indirildi. 18 Ocak 2010’da serbest kaldı. 

Sürekli birbiriyle çelişen iddialar ortaya atan Ağca’nın, bu kez 30 yıl aradan sonra İpekçi’yi başkasının öldürdüğünü söylemesi oldukça anlamlı. İşte Ağca’nın dönem dönem birbirleriyle çelişen ifadeleri:
25 Haziran 1979: Suikasttan 5 ay sonra yakalandığında ilk ifadesinde “İpekçi’yi tanımam. Toplumun şartları zorla silahı elime tutuşturdu ve üstün bir gazeteciyi öldürttü. Üzgünüm, pişman değilim” dedi.
11 Ekim 1979: Sıkıyönetim Mahkemesi’nde cinayeti para karşılığı yapıp yapmadığı sorulunca “Burjuvaziye kurşun atan bir kişi satılık katil değildir” dedi.
24 Ekim 1979: Cezaevinden firar etmeden önce çıktığı son duruşmada şöyle dedi: “İpekçi’nin öldürülmesi olayında olduğum doğrudur. Fakat İpekçi’yi ben vurmadım. Onu öldürenleri tanıyorum.”


Oral Çelik’in avukatı: Sapıtmış artık
Oral Çelik’in avukatı İlhami Yelekçi, Ağca’nın iddialarını yalanladı:
“Oral Çelik hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde kesinleşmiş karar var. Ağca MİT’e ifade verdi. Dosyada var. Ağca sapıklaşmış artık. Ağca’yı da yakınen tanırım. Oral Çelik’i de tanırım. Ağca o zamanlar Beyazıt’ta bir kahvehanede çalışırdı. Sapıtmış artık. TRT’ye de çıkarmaları acı bir olay. Ağca konuşulması gereken bir insansa Abdi İpekçi ile ilgili soru sorsalardı. Ağca bir katildir, bunun artık daha ötesi yok. Desin ‘ben yapmadım’ diye bunun artık bir önemi yok. ”


Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.