Ankara Barosu'ndan sendikalara 'birlikte hareket edelim' çağrısı
Baro, iş akdi feshedilen işçilerin dava açmasını önleyerek, hakem heyetine başvurmasını öngören yasa değişikliğinin engellenmesi için sendikalara da ‘birlikte hareket edelim’ çağrısı yaptı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın sözde yargı üzerindeki olağanüstü iş yükünü hafifletmek için hazırladıkları yasa taslağına ilişkin Ankara Barosu yaptığı açıklamada, “ Tasarı ile 4857 sayılı yasanın 20.maddesinde değişiklik yapılarak, ‘taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme veya İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyetlerine götürülür’ ibaresi eklenmiştir. Bu düzenleme ile işe iade davası yerine Hakem Heyetine başvuru getirilmek istenmiştir.  Detayları da önemli olmakla beraber, milyonları ilgilendiren ve toplumsal bir sorunu işaret eden bir uyuşmazlıkta, konunun sosyal taraflarının bilgisi dahi olmaksızın, yargı yolunu kapatan bir tasarı hazırlanmasını sosyal hukuk devletine yönelik ağır bir ihlal olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz” denildi.

ÖĞRENCİLER OLMASAYDI….

Ankara Barosu açıklaması şu sözlerle devam etti: “Dava çok diye yargı yolunu kapatmak istemek, ‘öğrenciler olmasaydı Milli Eğitimi ne güzel yönetirdik’  zihniyetinin kılık değiştirmiş halidir. Son dönemde, gerçek sorunları gerekçe göstererek yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya yönelik pek çok düzenleme gündeme getirilmektedir. Dava çok diyerek hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı mahkeme masrafları getirmek, hak aramayı parası olanlarla sınırlandırmak, miktarı küçük diye pek çok uyuşmazlıkta temyiz/itiraz hakkını kaldırmak ve nihayetinde bu tasarı ile dava yolunu kapatmak, çarpık bir özgürlük anlayışının ürünüdür.

Anayasa Mahkemesi, pek çok kararında; yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce, Anayasanın 36, 141 inci maddelerde belirtilen esaslar dahilinde çözümleneceğini, alternatif çözüm yöntemlerinin getirilmesinin mümkün olmakla beraber, yargı yoluna başvurma hakkının engellemesinin söz konusu olamayacağını ifade etmiştir.

Bu çerçevede, Ankara Barosu olarak; Anayasanın ve sosyal hukuk devleti temel ilkesinin ağır bir ihlali anlamına gelen, şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütme tarafından hazırlanıp sosyal tarafların bilgisi olmaksızın kamuoyuna sunulan, çözüm yerine adaletsizliği güçlendirecek ve hak arama özgürlüğünün önüne yeni engeller getirecek bu düzenlemeye açıkça ve doğrudan karşı olduğumuzu, çalışma hakkına dair ulusal ve uluslararası düzenlemeler temeline aykırı düzenlemelerin yasalaşmaması için, Sendikalarla işbirliği halinde her tür meşru girişimde bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

SENDİKALARA ÇAĞRI MEKTUBU

Ankara Barosu, ilgili tüm işçi sendikalarına birer çağrı mektubu göndererek, kabul edilmesi mümkün olmayan bu yasa değişikliği taslağına karşın birlikte hareket etme teklifinde bulundu. Çağrı metninde, “Çalışma hakkına dair ulusal ve uluslararası düzenlemeler temeline aykırı anılan düzenlemelerin yasalaşmaması için, Sendikanızla işbirliği halinde her tür meşru girişimde bulunmaya, çalışma ve hazırlık yapmaya hazır olduğumuzu belirtir saygılarımızı sunarız” denildi. (AYSEL ALP/HÜRRİYET)


Ankara Barosu tarafından yapılan açıklama şöyle;

Hakim Yerine Hakem, Mahkeme Yerine Heyet, Hak Yerine Lütuf, Şeffaflık Yerine Dayatma;
 
Sosyal Hukuk Devletinin Tasfiyesi

 
8 Mayıs 2013 tarihli gazetelerde yer alan bir habere göre, Adalet Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları tarafından yürütülen ortak bir çalışma sonucunda, iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklara bakmak üzere, İş Mahkemeleri yerine geçecek şekilde, Hakem Heyeti ve Hizmet Tespiti Komisyonu adları altında kurullar oluşturulmasına dair bir yasa tasarı taslağı hazırlanmıştır.

Baromuz tarafından elde edilen ve “İş Mahkemelerinde Görülen, İş ve Sosyal Güvenlik Hukukundan Kaynaklı Uyuşmazlıklarla İlgili Alternatif Çözüm Yolları ve Buna İlişkin Kanun Değişikliği Önerileri” başlıklı çalışma, içeriği itibariyle kabulü mümkün olmayan değişiklikler getirmektedir.
 
Mahkemelerin olağanüstü iş yüküyle karşı karşıya olması sorununa çare bulmak gerekçesiyle hazırlanan öneriler ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun adı “İş Mahkemeleri, İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyetleri Kanunu” olarak değiştirilirken, 1.maddede yapılan değişiklikle, iş akdinden veya İş Kanununa dayanak her türlü hak uyuşmazlıklarının çözümü ile görevli olmak üzere İş Mahkemeleri ile “İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyetleri” kurulması öngörülmüştür. Belli miktar ve değerin altındaki uyuşmazlıkları kesin olarak çözmekle yetkili olacak bu Hakem Heyetleri, mülki idare amirinin başkanlığında, Çalışma ve İş Kurumu personelinden seçilecek 5 asıl, 4 yedek üyeden oluşacak olup Baro’dan da bir üye heyette yer alacaktır.
 
Tasarı ile, 4857 sayılı yasanın 20.maddesinde değişiklik yapılarak, “taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme veya İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyetlerine götürülür” ibaresi eklenmiştir. Bu düzenleme işe iade davası yerine Hakem Heyetine başvuru getirilmek istenmiştir.

Detayları da önemli olmakla beraber, milyonları ilgilendiren ve toplumsal bir sorunu işaret eden bir uyuşmazlıkta, konunun sosyal taraflarının bilgisi dahi olmaksızın, yargı yolunu kapatan bir tasarı hazırlanmasını sosyal hukuk devletine yönelik ağır bir ihlal olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

Gerekçe olarak sunulan “dava yoğunluğu”, ağır bir toplumsal sorunun varlığının kabulü ile insan onuruna yaraşır çalışma hakkının uygulamaya geçirilmesine dair çözümlerin aranmaya başlanmasının öncüsü olmalıdır. Dava çok diye yargı yolunu kapatmak istemek, “öğrenciler olmasaydı Milli Eğitimi ne güzel yönetirdik” zihniyetinin kılık değiştirmiş halidir.

Son dönemde, gerçek sorunları gerekçe göstererek yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya yönelik pek çok düzenleme gündeme getirilmektedir. Dava çok diyerek hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı mahkeme masrafları getirmek, hak aramayı parası olanlarla sınırlandırmak, miktarı küçük diye pek çok uyuşmazlıkta temyiz/itiraz hakkını kaldırmak ve nihayetinde bu tasarı ile dava yolunu kapatmak, çarpık bir özgürlük anlayışının ürünüdür.

Avukatlar ve Barolar, dava sayısının çoğalmasında, katılımcılıktan uzak bir zihniyetle, sadece hakim ve savcıların bakış açılarıyla hazırlanan düzenlemelerin rolü olduğunu bilmektedir. Özeleştiri geleneğinden yoksunluk, pek çok gereksiz davayı ortadan kaldıracak “yargısal bakış” yerine günü gününe değişen ve topluluk davaları haklarını şekil, ehliyet vb gerekçelerle kullanılamaz hale getiren yüksek yargının olumsuz tutumu düzeltilmedikçe, bu tür çarpık öneriler çözümü değil “adaletsizliğin yerleştiğine dair algıyı” güçlendirecektir. 

Ötesinde, yargı yetkisini kullanan yargıçlar ve yargının kurucu unsuru olan avukatlar, önüne gelenin yürütebileceği bir işi değil, yüzyılların bilgi, birikim ve deneyiminden süzülerek oluşan “yargılama faaliyetini” tesis eden kişilerdir. Hukuk ve yargılama yeterliliğine sahip olması hiçbir koşul ve içerikte mümkün olmayan kişilerden oluşan bir heyet, kurul vb yapının Anayasa ile düzenlenmiş yargılama yetkisini kullanmasını tasavvur etmek bile mümkün değildir.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi, pek çok kararında; yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce, Anayasanın 36, 141 inci maddelerde belirtilen esaslar dahilinde çözümleneceğini, alternatif çözüm yöntemlerinin getirilmesinin mümkün olmakla beraber, yargı yoluna başvurma hakkının engellemesinin söz konusu olamayacağını ifade etmiştir.

Bu çerçevede, Ankara Barosu olarak; Anayasanın ve sosyal hukuk devleti temel ilkesinin ağır bir ihlali anlamına gelen, şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütme tarafından hazırlanıp sosyal tarafların bilgisi olmaksızın kamuoyuna sunulan, çözüm yerine adaletsizliği güçlendirecek ve hak arama özgürlüğünün önüne yeni engeller getirecek bu düzenlemeye açıkça ve doğrudan karşı olduğumuzu, çalışma hakkına dair ulusal ve uluslararası düzenlemeler temeline aykırı düzenlemelerin yasalaşmaması için, Sendikalarla işbirliği halinde her tür meşru girişimde bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.

ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.