ANKET: Sizce, idam cezası geri gelmeli mi?
Mersin’de evine dönerken bir minibüste önce cinsel saldırıya uğrayan sonra da vahşice öldürülen ardından da cesedi yakılan 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan için Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar sokağa çıkarak olayı protesto etti. Olay yurdun tamamında geniş yankı buldu.7'den 70'e bütün kesimler hunharca işlenen cinayeti lanetledi. Failler yolda kontrol yapan Jandarma'nın dikkati sayesinde yakayı ele verdi.

Siyasilerden, sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok kesim ortak bir dille yaşananları lanetledi. 

Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ı vahşice öldürdükleri iddiasıyla adliyeye sevk edilen 3 zanlı tutuklandı.

Mahkemeye çıkartılan zanlılardan Ahmet Suphi A, "canavarca hisle öldürme", Necmettin A. ile Fatih G. ise "suça iştirak, yardım ve yataklık" suçlarından tutuklandı.

Zanlılar ’hunharca hislerle öldürme’ ile yargılanacak. Cezası ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası.. Fakat kamuoyu bu ve benzer olaylarda idam cezasının geri getirilmesini talep ediyor.

Siyasiler tarafında da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ilk dillendiren siyasilerden biri oldu. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ davalara bakanlık olarak müdahil olacaklarını ve en ağır cezayı almalarını sağlayacaklarını söyledi.

Peki hukukçular ne düşünüyor?

'Sizce, idam cezası geri gelmeli mi?' Ankete katılmak için TIKLAYINIZ



Türkiye'de idam cezası,
ilk önce 2001'de savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar için kaldırıldı. 3 Ağustos 2002 de Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç’’ şartı ile kaldırıldı.. 2004'te ise tüm suçlar için kaldırılmıştır. 5218 sayılı kanunla tamamen kaldırılmıştır.

Ekim 1984'ten itibaren mahkemeler tarafından verilen idam cezaları Meclis’te onaylanmadığı için infaz edilmemiş, 1991 yılında çıkarılan bir afla 500 civarında idam cezası dosyası, 10 yıl ağır hapse dönüştürülmüş ve 2002'deki yasayla da fiilen uygulanmamış olan tüm idam kararları, ömür boyu hapse dönüştürülmüştür.

1990'lı yıllarda birçok idam kararı verilmiştir ancak infaz edilememiştir. Bunlardan en önemlisi Abdullah Öcalan'ın 29 Haziran 1999'da idam cezasına çarptırılmasıdır. Cezası 25 Kasım 1999'da Yargıtay tarafından onandıysa da idam cezasının AB uyum yasaları ile kaldırılmasından dolayı cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmiştir.

Türkiye’de 1920'de Meclisin kuruluşundan, 1984'te idam cezalarının fiilen kaldırılmasına kadar geçen 64 yıllık dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ve infazı gerçekleştirilen idam cezası kararı sayısı 712'dir. Bunlardan 15'i kadın hükümlüdür. Ancak bu rakama İstiklal Mahkemeleri'nin, Meclis’i devre dışı bırakarak aldığı idam kararları dahil değildir. Meclise gelmeden İstiklal Mahkemeleri tarafından verilen 1500 - 2000 civarında idam kararı bulunduğu tahmin edilmektedir.

Prosedüre göre mahkemeler tarafından verilen idam kararları Yargıtay’da onaylandıktan sonra Meclis’e gönderiliyordu. Meclis’in de idam kararını onaylaması halinde idam cezaları infaz ediliyordu. İnfaz kurallarına göre ölüm cezası hükümlünün mensup olduğu din ve mezhebin hususi günlerinde yerine getirilmiyor, hamile kadınlar doğum yapana kadar, akıl hastalığı tespit edilenler akli dengesi düzelene kadar idam edilmiyordu. 18 yaşından küçükler ve 65 yaşından büyükler hakkındaki idam cezası infaz edilmiyordu.

İnfazlar 1965 yılına kadar gündüzleri ve halkın izleyebilmesi için alenen ve belirli noktalarda İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda, Ankara’da Samanpazarı’nda gerçekleştiriliyordu. 1965 yılında İnfaz Kanunu’nda yapılan düzenlemeden sonraki infazlar cezaevi avlularında, güneş doğmadan önce, gizli olarak yapılmıştır. Askeriyeye bağlı bir kişinin askeri suçtan dolayı aldığı idam cezası kurşuna dizilerek infaz edilirdi.Örneğin; Şeyh Said İsyanı ile bağlantıları olan Albay Cibranlı Halit, Molla Abdurrahman, Yusuf Ziya Bey, Teğmen Ali Rıza Bey, Faik Bey kurşuna dizilerek idam edildi.

Hukuki Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
alp 2 yıl önce

valla iyi ki 'hukukihaber'.. yani kısasi haber falan olsa.. herhalde recmi falan da tartışmaya açacaksınız..

bravo. vAllahi bravo.