Askeri Savcılık, Uludere soruşturmasında takipsizlik kararı verdi
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, 28 Aralık 2011'de "Şırnak'ın Uludere İlçesi Güney sınırı ötesinde 34 kişinin ölümüyle ilgili ihmal iddiaları" üzerine yürütülen soruşturmada Korgeneral Yıldırım Güvenç ve Tümgeneral İlhan Bölük'ün de arasında bulunduğu 5 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Askeri Savcı Ali Müjdat Eski'nin yürüttüğü soruşturma sonucunda verilen 16 sayfalık kararda, 5 şüpheli sırasıyla Tümgeneral İlhan Bölük, Korgeneral Yıldırım Güvenç, Topçu Kurmay Kıdemli Albay Aygün Eker, Tuğgeneral Halil Erkek ve Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu olarak gösterildi.

Kararın son bölümünde, "gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığının anlaşıldığı" belirtildi.

Genelkurmay 2. Başkanınca konunun, onayını almak maksadıyla Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı nedeniyle karargahta bulunmayan Genelkurmay Başkanı'na telefonla iletildiği, Genelkurmay Başkanı'nın tespitle ilgili bilgilerin işlendiği haritanın konutundaki çalışma ofisine gönderilmesini istediği kaydedilen kararda, "haritanın çalışma ofisine gönderildiği, Genelkurmay Başkanı'nca hava harekatının yapılmasına onay verildiği, bu işlemlerin saat 20.00 civarında neticelendiği" belirtildi.
     
Askeri Savcı Ali Müjdat Eski'nin yürüttüğü soruşturma sonucunda verilen kararın başlangıcında, İnsansız Hava Aracı (İHA) tarafından görüntülerin tespit edilmesi ve değerlendirilmesi sürecinde, sıralı komutanlık karargahlarında ve olayın yaşandığı sınır ötesi bölgede gerçekleşen olaylar aktarıldı.

Kararda, 2. Ordu Komutanlığınca, 28 Aralık 2011'de, sınır hattında görev yapması planlanan GÖZCÜ İHA'nın, Tatvan'daki görevinin bittiği saat 15.40 civarında 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker'e bildirildiği, onun da normal planlamaya göre, yaklaşık 5 kilometre daha batıdan başlayacak şekilde Düğün Dağı bölgesinden Çukurca bölgesine kadar sınır hattında keşif faaliyetinde bulunulmasını emrettiği belirtildi.
     
İHA'nın saat 16.50 civarında Düğün Dağı bölgesinden anlık görüntü aktarmaya başladığı, saat 17.20 civarında sınırın 6-7 kilometre güneyinde (Haftanin Deresi vadisinde) 3 motorlu araç olduğu değerlendirilen ısı kaynağı tespit edildiği bildirilen kararda, ısı kaynaklarının kuzeye intikal ederek, saat 17.35 civarında Putalma Deresi ile Haftanin Deresi'nin birleştiği yer yakınlarında durduğu, bir süre sonra motorlu araç olduğu değerlendirilen ısı kaynaklarının sayısının 7'ye ulaştığı anlatıldı.
     
Kararda, saat 17.45'te görüntüleri eş zamanlı izleyen 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı ve 2. Ordu Komutanlığı karargahında görevli personel arasında görüntüler hakkında telefon görüşmeleri başladığı ve saat 17.50'de Sınır Tümen Komutanlığınca top atışı yapılacağının Ordu Komutanlığına bildirildiği ifade edilen kararda, Ordu Komutanlığı tarafından "İHA ve diğer unsurlarla koordine yapılmadan atış yapılmamasının belirtildiğine" yer verildi.
     
Kararda, şunlar kaydedildi:
"Saat 17.55'te 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük tarafından, görüntülerin terörist olarak değerlendirildiği ve bölgeye topçu atışı yapmak istediklerinin, 2. Ordu Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Halil Erkek'e iletildiği, bu görüşmede Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç'in de görüntüleri terörist olarak değerlendirdiği bilgisinin verildiği, Tuğgeneral Halil Erkek'in kararlarını gözden geçirmelerini ve toplu atışı için konunun 2. Ordu Komutanı'na arz edildiğini söylediği, saat 18.00 civarında Albay Aygün Eker'in 2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük'ün makamına giderek, İHA ekranında görüntü tespit olduğuna, tespitin yapıldığı bölgenin Haftanin Deresi Vadisi'nde terörist kamplarına yakın bir yerde olduğuna, bölgede son dönemde terörist yoğunlaşmasının olduğuna ve Fehman Hüseyin ile bazı terör örgütü mensuplarının telsiz kestirmelerinin yapıldığına, bölgeye 21 Aralık 2011 günü hava harekatı ve 27 Aralık 2011 günü topçu atışı yapıldığına, istihbari bilgilere göre 21-30 Aralık 2011 tarihleri arasında terörist saldırı beklendiğine dair bilgiler verdiği, 2. Ordu Komutanı'nca sorumlu birlikler tarafından yetkileri dahilindeki bölgede (yurt içi) topçu atışı yapılması, yurt dışına topçu atışı izninin gereği için Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderilmesine karar verildiği tespit edilmiştir."

Komuta kademesine aktarım
     
Kararda, saat 18.05 civarında, 2. Ordu Topçu Başkanı Albay Sebahattin Türker tarafından yurt dışında tespit edilen bölücü terör örgütü mensuplarına yönelik topçu atış talebinin, Kara Kuvvetleri Komutanlığına telefonla iletildiği ve durumun ivediliğinden bahisle mesaj çekilemeyeceğinin belirtildiği ifade edilerek, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesinde yapılan değerlendirmede, mevcut istihbari bilgiler ve ısı kaynaklarının tespit edildiği bölgenin özelliği dikkate alınarak, terörist değerlendirmesine iştirak edildiği bildirildi.
     
Bilahare Kara Kuvvetleri Plan Harekat Daire Başkanı Tuğgeneral Erhan Uzun ve Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tümgeneral İbrahim Yılmaz tarafından, yurt dışına topçu atış talebinin, Genelkurmay Başkanlığına gönderilmesine karar verildiği kaydedilen kararda, bunun komuta kademesine bildirilmesinden sonra, saat 18.20 civarında telefonla Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezine iletildiği anlatıldı.
     
Kararda, saat 18.15 civarında motorlu araçların bulunduğu bölgeye doğu istikametinden yük hayvanı ve insanlardan oluşan yaklaşık 20 ısı kaynağının geldiğinin belirlendiği aktarılarak, yaklaşık 5 dakika sonra da bu bölgeye kuzey istikametinden aynı evsafta başka bir grubun daha geldiğinin tespit edildiği, saat 18.30 civarında yurt dışı topçu atış isteğinden haberdar edilen Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı emrinde görevli İstihbarat Albay Serdar Eren tarafından isteğin yerinde görülerek, Genelkurmay Harekat Başkanlığınca düzenlenen koordinasyon formunun imzalandığı belirtildi.
     
Konunun, Hedef Analiz ve Değerlendirme Şube Müdürü Albay Zorlu Topaloğlu ile 2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu'ya iletildiği ifade edilen kararda, saat 18.45'e kadar başkaca yük hayvanı ve insanlardan oluştuğu değerlendirilen ısı kaynaklarının motorlu araçların beklediği bölgeye intikal ettiklerinin belirlendiğine yer verildi.
     
Hava harekatı kararı
     
Aynı saatte Kara Kuvvetleri Komutanlığınca, 2. Ordu Komutanlığı tarafından talep edilen topçu atış izninin verilmesi maksadıyla Kara Kuvvetleri Plan Harekat Daire Başkanı'nca imzalı 2. Ordu Komutanlığınca Gözcü-1 tarafından tespit edilen bir grup bölücü terör örgütü mensubuna atış isteğinde bulunulduğu belirtilen kararda, sınır ötesinde bulunan hedeflere topçu atışı yapılmasına müsaade edilmesine ilişkin mesajın Genelkurmay Başkanlığına gönderildiği aktarıldı.
     
Genelkurmay Görüntü İzleme Merkezine (GİM) saat 18.51'de gelen Tuğgeneral Kuğu ve Albay Topaloğlu'na, Albay Serdar Eren tarafından yurt dışı topçu atış isteğinde bulunulduğu ve isteğin kabul edildiği yönünde bilgi arz edildiği kaydedilen kararda, "her iki personelin de terörist tespiti ve topçu atışı isteğinin kabulüne dair karara iştirak ettikleri" bildirilerek, şu bilgilere yer verildi:
"Genelkurmay GİM içerisinde, saat 18.59'da Vardiya Subayı ve Hedef Analiz ve Değerlendirme Şube Müdürü'nün telefonla, Albay Aygün Eker ile görüştüğünün ve Albay Eker tarafından görüntülerde bölücü terör örgütü unsurlarının olabileceği değerlendirmesinin yapıldığının kayıtlı olduğu, Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu'nun tespitlerini ilettiği zamanın Genelkurmay İstihbarat Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in saat 19.03'te Genelkurmay GİM'e gelip görüntüleri izlediği ve gelişmeleri takip ettiği, bu süreçte Tuğgeneral Kuğu tarafından tespit yapılan bölge hakkındaki son güncel istihbari bilgiler, bölgede yapılan son faaliyetler ve terörist değerlendirmesi yapılarak, yurt dışına topçu atış talebinin kabul edildiğine ilişkin bilgiler verildiği, Orgeneral Yaşar Güler tarafından da mevcut istihbari bilgiler kapsamında görüntülerin teröristlere ait olduğu hususundaki değerlendirmeye iştirak edildiği, bu değerlendirme sonrasında Albay Serdar Eren, Albay Zorlu Topaloğlu, Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu, Tümgeneral Satı Bahadır Köse ve Orgeneral Yaşar Güler'in bulunduğu bir ortamda, teröristlere ne tür bir harekat yapılacağı hususunun görüşüldüğü, bölgenin coğrafi durumu, müdahalenin gece şartlarında yapılmasının gerekliliği, terörist grubun miktarı ve 3 ayrı grup halinde hareket etmeleri hususları dikkate alınarak, topçu atışının yeterli olmayacağı düşünülüp, zaiyat verilmeden bölücü terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilebilmesi maksadıyla hava harekatıyla müdahale edilmesinin daha uygun olacağına karar verildi."

Genelkurmay Başkanı'nın onayı
     
Kararda, "hava harekatı yapılmasının uygun olacağı kararı verildikten sonra, saat 19.20-19.30 civarında, Orgeneral Güler'in, konuyu arz etmek maksadıyla zamanın Genelkurmay 2. Başkanı'nın makamına gittiği belirtilerek, bu arada saat 19.20 civarında, yük hayvanı ve insanlardan oluşan ısı kaynaklarının gruplar halinde bulundukları bölgeden kuzey istikametine intikale başladıkları ifade edildi. Aynı saatte Genelkurmay Harekat Başkanlığınca yurt dışına topçu atış talebinin kabul edildiğinin, Kara Kuvvetleri Komutanlığına telefonla bildirildiği aktarılan kararda, Genelkurmay 2. Başkanı'nın, kendisine arz edilen bilgiler ve teklif sonrası, hava harekatı yapılacaksa,yurt dışına topçu atışının bekletilmesinin uygun olacağına karar verdiği, kararın 19.30'da önce önce karargaha ve daha sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına iletildiği ifade edildi.
     
Genelkurmay 2. Başkanınca konunun, onayını almak maksadıyla Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı nedeniyle karargahta bulunmayan Genelkurmay Başkanı'na telefonla iletildiği, Genelkurmay Başkanı'nın tespitle ilgili bilgilerin işlendiği haritanın konutundaki çalışma ofisine gönderilmesini istediği kaydedilen kararda, "haritanın çalışma ofisine gönderildiği, Genelkurmay Başkanı'nca hava harekatının yapılmasına onay verildiği, bu işlemlerin saat 20.00 civarında neticelendiği" belirtildi.
     
Genelkurmay Başkanlığınca sınır ötesi topçu atışı ve/veya hava harekatı yapılması konusunda karar verme süreci devam ederken, saat 19.28'de 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı ve Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı'nın müşterek kararları doğrultusunda iki aydınlatma mühimmatı kullanılarak, yurt içine topçu atışı yapma yetkileri dahilinde sınır hattı üzerine birinci ve ikinci top atışlarının yapıldığı anlatılan kararda, "müteakiben, grubun intikal güzergahı da dikkate alınarak, sınır hattı civarına" yönelik tahrip ve aydınlatma mühimmatıyla yapılan 12 top atışı sıralandı. Buna göre, son atış saat 20.21'de yapıldı.
     
Uçaktan 4 bomba
     
Genelkurmay Başkanlığınca hava harekatına karar verildikten sonra saat 20.00'den itibaren hava harekatının planlaması ve icrası için bölgeden sorumlu birlikler ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargahı ve hava harekatını icra edecek 2. Hava Kuvveti Komutanlığı arasında koordine çalışmalarının yapıldığı, bir yandan da grubun intikalinin takip edildiği belirtilen kararda, sınır hattına yapılan topçu atışlarına rağmen ilerlemeye devam eden grubun öndeki parçasının, saat 20.45 civarında sınırın sıfır hattı civarına ulaşıp, beklemeye başladığı aktarıldı.
     
Gruptan ayrılan kişilerin daha yüksekte bir yerlere gidip bir süre bekledikleri, bilahare grubun yanına döndükleri ifade edilen kararda, geriden gelen iki grubun da sınır hattından güneye doğru belirli mesafelerde toplanıp beklemeye başladıkları, gruplar içinde gidip gelen insanların görüntülerinin izlendiği, "bu hareketlerin Genelkurmay Karargahı'nda grubun terörist olarak değerlendirilmesine dönük karar açısından teyit edici bulunduğu" belirtildi.
     
Kararda, sınır hattında bekleyen gruba hava harekatı kapsamında ilk bombanın saat 21.39'da, ikinci bombanın 21.43'te atıldığına yer verilerek, grupların hareketlerinin takip edildiği, güney istikametine gidenler olduğunun, bu kişilerin bir süre bekleyip, saat 22.00 civarında kuzey istikametine yeniden hareketlendiğinin görüldüğü ifade edildi. Saat 22.02'de üçüncü bombanın takip edilen hedefe atıldığı bildirilen kararda, saat 22.16 civarında hareketsiz bekleyen ücüncü grubun tespit edildiği, saat 22.24'te dördüncü bombanın bu gruba atıldığı, hava harekatının sonlandırıldığı ve "neticede 34 kişinin öldüğü" kaydedildi.

 Kararda, hava harekatı sonrasında, "takip edilen gruba karşı alınan tedbirler kapsamında arazide görevlendirilen ve ilk hava taarruzunun yapılması sonrasında birliğe dönmesi emredilen, beraberinde bir tim ve köy korucuları Mesut Encü ve Hüseyin Ürek'in bulunduğu Gülyazı Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Vehbi Göçmen'in, saat 22.20 civarında, Ortasu Köyü girişinde bir grubu paniklemiş halde, el kol hareketleri yaparken gördüğü" belirtildi.
     
Araçtan inen Göçmen'e, köy halkından Lezgin Encü tarafından, "Bizim çocuklar kaçaktan gelirken uçaklar bombalamış" dediği bildirilen kararda, köyün Muhtar Vekili Ubeydullah Encü'nün de Göçmen'i arayarak, kaçakçıların bombalanıp, bombalanmadığını sorduğu aktarıldı.
     
Kararda, "Göçmen tarafından, böyle bir şeyin olamayacağının, teröristlerin bombalandığının söylendiği, bilahare kendisine iletilen hususları Albay Hüseyin Onur Güney'e ve İlçe Jandarma Komutanı Alper Çetinkaya'ya telefonla ilettiği, bu saate kadar köy halkından kimsenin köyden kaçakçılığa gidenler olduğunu askeri yetkililere iletmediği maddi vaka olarak tespit edilmiştir" ifadesi kullanıldı.
     
TSK'nın silah kullanma yetkisi
     
TSK'nın, özellikle Irak'ın kuzeyinde, teröristle mücadele ederken hangi şartlarda silah kullanma yetkisine sahip olduğunun tespiti gerektiği belirtilen kararda, sınır ötesi harekata imkan veren TBMM kararı anımsatıldı.
     
Karar uyarınca, Bakanlar Kurulu tarafından, yurt içinde teröristlerle kurulan sıcak temasın, teröristlerin yurt dışına kaçmaya kalkışmaları halinde kesilmeyerek, Irak'ın kuzeyinde de sürdürülmesi, istihbarat kaynaklarından alınacak bilgiler doğrultusunda acil nokta operasyonları gerçekleştirilmesi ve planlı askeri harekat yapılması amacıyla yetkilendirildiği, söz konusu yetkinin TBMM kararında belirtildiği üzere uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma görev ve sorumluluğunu da içerdiği belirtilen kararda, TSK'ya yetki veren TBMM ve Bakanlar Kurulu kararlarının, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın devletlerin meşru müdafaa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin terörizmle aldığı kararlar ve uluslararası uygulamalar çerçevesinde, devletlere tanınan meşru müdafaa hakkı kapsamında, Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca alındığı bildirildi.
     
TSK'nın verilen görev kapsamında, Irak'ın kuzeyinde terörist olarak değerlendirdiği hedef ve tehditleri bertaraf etme yetki ve sorumluluğu bulunduğu belirtilen kararda, "Bu tespit sonrasında, soruşturma konusu olayda müdahale edilen grubun, bölücü terör örgütü mensupları olarak değerlendirilmesinde bir kusurun olup olmadığının ve kusur varsa bu kusurun ceza hukuku açısından bir sorumluluk doğurup doğurmayacağının belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiştir" ifadelerine yer verildi.
     
Bu tespitin yapılabilmesi için soruşturma konusu olayın gerçekleştiği zaman ve mekanın taşıdığı şartlar ile karar alma sürecini hangi bilgilerin etkilediği hususlarının incelendiği belirtilen kararda, İnsansız Hava Aracı (İHA) ile tespit ve takip edilen grubun ilerlediği güzergahın bulunduğu Uludere ilçesinin güneyinde, Irak topraklarında "Sinath-Haftanin" olarak adlandırılan bölge hakkında istihbarat birimlerinin tespitleri özetlendi.
     
İstihbarat bilgileri ve tespitlere dikkat çekildi
     
Kararda, 29 Eylül 2011-27 Aralık 2011 arasında elde edilen istihbarat birimlerinin tespitleri 47 madde olarak aktarıldıktan sonra, "Haftanin bölgesinde Aralık 2011 içerisinde teröristler arasında yapılan 300'e yakın telsiz görüşmesine ait kestirme tespit edildiği, bu sayının geçmiş yıllara oranla yoğun bir artış gösterdiği tespit edilmiştir" değerlendirmesinde bulunuldu.
     
Bu bilgiler haricinde, bölgedeki sınır hattı üzerinde konuşlu askeri üs bölgelerine Irak'ın kuzeyinden taciz atışları yapıldığına, bu atışlara karşılık verildiğine ve gözetleme sahalarında terörist olduğu değerlendirilen pek çok ısı kaynağı tespit edildiğine dair bilgiler bulunduğu kaydedilen kararda, Gülyazı Jandarma Karakol Komutanlığının sorumluluk sahasında 2009'da 31, 2010'da 108 ve 2011'de 49 kaçakçılık olayının ortaya çıkarıldığına dikkat çekildi.
     
Şırnak İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde yapılan kaçakçılık soruşturmalarında uzun ve kısa namlulu silah, şarjör ve mühimmat gibi ruhsatsız olarak bulundurulması suç teşkil eden malzemeler ele geçirildiğine işaret edilen kararda, belirtilen istihbarat bilgileri ve alınan duyumlar üzerine bölücü terör örgütü mensuplarının Uludere kırsal alanını muhtemel geçiş güzergahı olarak kullanıp, yurt dışına çıkacaklarının değerlendirildiği bildirildi.
     
Bölgeden sorumlu 22. Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı tarafından, 28-29 Aralık 2011'de sürecek "Aralık 2011 Yıldız Operasyonu" isimli bir harekat planı hazırlandığı, operasyonda arazide pusu-dinleme, keşif-gözetleme faaliyeti icra edileceğinin kararlaştırıldığı anlatılan kararda, plana Şırnak Valiliğince 28 Aralık 2011'de "Olur" verildiği belirtildi.
     
Kararda, 21 ve 27 Aralık 2011'de Fehman Hüseyin'in telsiz kestirmelerinin tespit edilmesi üzerine ilkinde Karaçalı Üs Bölgesi'nin 4 kilometre kadar güneyine ani hava taarruzu, ikincisinde ise üs bölgesinin 3 kilometre kadar güneyine topçu atışı yapıldığına yer verilerek, "TSK'nın kış tertiplenmesi kapsamında sınır hattındaki Düğün Dağı, Karaçalı ve Beyaz Tepe üs bölgelerinin boşaltıldığı, Geymişule ve Berkur Tepe üs bölgelerinin dolu olduğu, tespit edilen istihbarat bilgileri kapsamında Genelkurmay Başkanlığı tarafından en son 28 Aralık 2011 saat 14.00'te Şırnak ve civarında birliklerin, terörist bir saldırıya karşı mesajla uyarıldığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı.
     
Değerlendirmeler
     
Kararda, istihbari bilgi, duyum ve arşiv kayıtları dikkate alınarak, hava harekatı kararı alınmasında değerlendirilen şu maddelere yer verildi:
     
-Olayın, Irak'ın kuzeyinde otorite boşluğu yaşanan, bu nedenle bölücü terör örgütünün barınma, eğitim, lojistik destek ve Türkiye'ye giriş-çıkış ile saldırılarda kullandığı Sinath-Haftanin bölgesinde gerçekleşmesi,
     
-Sınır hattının kuzeyinde bulunan köy sakinlerinin bazılarının sınır kontrolünün yeterince sağlanamamasından istifade ederek, bölgeyi kaçakçılık faaliyetinde kullanmaları, bölgenin fiilen terör örgütünün kontrolünde olması nedeniyle kaçakçılık faaliyetlerinin örgütün bilgi ve izni dışında yapılmasının mümkün olmaması,
     
-Bölgeye ait son döneme ilişkin yetkili istihbarat birimlerince iletilen bilgi, duyum ve arşiv bilgileri kapsamında, özellikle bölgeden sorumlu birlik komutanlıklarında ve Genelkurmay İstihbarat Başkanlığında olay öncesi son bir aylık dönemde bölgede terörist yoğunlaşmasının olması, bölgeden Şırnak kırsalına terörist geçişlerin yapılacağı ve sınırı geçen teröristlerin sansasyonel bir saldırı gerçekleştirecekleri hususunda yoğun bir beklentinin oluşması,
     
-Uzman raporlarından ve izlenen görüntülerden anlaşılacağı üzere İHA görüntülerinden ısı kaynaklarının boyut ve hareketlerine dayanılarak, nitelikleri hakkında (araç, insan, hayvan gibi) tahmini değerlendirmeler yapılabilmesi, bu tanımlama dışında diğer niteliklere (terörist, kaçakçı, çoban vb) ilişkin kesin bir değerlendirme yapılamaması, dolayısıyla İHA tarafından tespit edilen ısı kaynaklarının başkaca bilgiler ile ilişkilendirilerek tanımlanmasının gerekmesi, bu kapsamda mevcut istihbarat bilgileri dikkate alınmaksızın, sadece İHA görüntülerinin incelenmesi ile yapılan değerlendirmelerin, alınacak karar açısından belirleyici nitelikte olamayacağı,
     
-Terörist geçiş veya saldırı olacağına dair beklenti ile tanık ve şüphelilerin beyanlarında belirttikleri gibi, olay günü İHA tarafından tespit edilen ve insan olarak değerlendirilen ısı kaynaklarının sayısının çok olması ile yük hayvanı ve insan oranının kaçakçılık faaliyetlerinde ele geçirilen yük hayvanı ve insan oranından insan sayısı açısından fazla olması, ısı kaynaklarının aralarındaki mesafeleri koruyarak, 3 grup halinde intikal etmeleri,
     
-İHA ile takip edilen grupta bulunan ve olaydan sağ kurtulan mağdur tanıklar Servet Encü, Hacı Encü ve Davut Encü'nün beyanlarından da anlaşılacağı üzere grubun aydınlatma ve diğer topçu atışlarından, İHA'nın bölgede bulunduğundan ve kendilerini izlediğindan haberdar olmalarına rağmen grubun intikaline devam etmesi,
     
-Mağdur tanıkların beyanlarından da anlaşılacağı üzere grubun sınır hattına gelmesini müteakip durum hakkında bilgi edinmek için gruptaki bazı kişilerin telefonla ailelerinden sormaları üzerine, ailelerin askerlerin geçiş güzergahlarını kapattığına dair bilgi vermelerine, Gülyazı'da konuşlu topçu bataryasından sınır hattına topçu atışları yapılmasına rağmen özellikle gruba bilgi veren kişiler başta olmak üzere sınır hattına yakın köylerde ikamet edenlerin ve "Aralık 2011 Yıldız Operasyonu" kapsamında operasyonda görevlendirilen ve akrabalarından grupta bulunan korucuların güvenlik güçlerine veya kamu idarelerine kaçağa gidenler olduğuna dair bilgi iletmemeleri,

-İHA ile takip edilen grubun öndeki parçasının sınır hattının yaklaşık sıfır noktasına gelip beklemeye başlaması, diğer parçaların da aralarındaki mesafeyi muhafaza ederek daha güneydeki bölgelerde beklemeleri, grubun toplum uzunluğunun bin 150 metre olması, sınır hattındaki gruptan iki kişinin daha yüksek bölgelere çıkarak keşif, koordine ya da muhabere yaptıkları şeklinde yorumlanabilecek davranışlarda bulunmaları, grupların sınırı geçmeksizin bekledikleri süreçte gruplar arasında gidiş-gelişlerin yaşanması,

-İHA ile takip edilen grubun sınırdan içeri girmesi halinde arazide dağılarak, gece şartlarında İHA takibinden kurtulup, değişik istikametlere yönelmeleri, İHA'nın kontrol edemediği arazi parçalarında başkaca terörist unsurlarla koordine kurup, saldırıda bulunma riskinin mevcudiyeti, daha önce yaşanan ve 6 personelin şehit edildiği, 17'sinin yaralandığı Hantepe, 9 personelin şehit edildiği ve 14'ünün yaralandığı Gediktepe, 12 personelin şehit edildiği, 17'sinin yaralandığı, 8'inin kaçırıldığı Dağlıca, 17 personelin şehit edildiği, 21 personelin yaralandığı Aktütün gibi askeri birliklere yapılan saldırılardan elde edilen tecrübeler birlikte değerlendirildiğinde, grup hakkında en kısa zamanda bir karar alınıp uygulanmasının zorunlu olması, bölgeden sorumlu birlik komutanlıklarının ve sıralı üst komutanlıkların olay anında durumu netleştirebilecek tüm imkanları kullanmış olmaları,
     
-Şüphelilerin beyan ettikleri gibi, terörist olarak değerlendirilen grubun büyüklüğü, Irak'ın kuzeyinde bulunması, arazide kuzey-güney istikametinde bin 150 metre derinliğinde gruplar halinde yayılmış olması, gece şartlarında sınır ötesi bölgeye helikopterle veya yaya birlik gönderilmesinin personel zayiatı dahil pek çok riski beraberinde getirmesi, grubun derinliğinin fazla olması nedeniyle sadece öndeki grubun etkisiz hale getirilmesinin etkin bir mücadele yöntemi olmaması nedenleriyle, hava taarruzuyla müdahalenin en etkin yöntem olduğunun düşünülmesi."
     
Kararda, bunların birlikte değerlendirildiği ifade edilerek, "TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları kapsamında görev icra eden TSK personelinin görev gereklerini yerine getirirken, İHA ile takip edilen ve sonradan kaçakçı olduğu anlaşılan grubu bölücü terör örgütü mensupları olarak değerlendirme yaparken, yukarıda açıklanan sebeplerle kaçınılamayacak bir hataya düştükleri sonucuna ulaşılmıştır" tespitinde bulunuldu.
     
Kanun hükmünü ya da yetkili mercilerce verilip, yerine getirilmesi zorunlu bir emri uygulayanların, koşulların gerekliliği hususunda kaçınılmaz hataya düşmeleri halinde ceza hukuku kapsamındaki sorumluluklarının incelendiği kaydedilen kararda, TCK'nın, "Kanunun hükmü ve amirin emri" başlıklı 24. maddesinde, kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmeyeceği ve yetkili merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayanların sorumlu olmayacağının düzenlendiğine işaret edildi.
     
TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesinde, ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağının ve işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağının düzenlendiği hatırlatılan kararda, "Belirtilen kanun maddeleri de göz önüne alındığında, gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde, kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davasını açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldığından, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir" ifadesi kullanıldı.
     
İtiraz hakkı bulunuyor
     
Olayla ilgili ilk soruşturma Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılmıştı. Başsavcılık, soruşturmada görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığına göndermişti.
     
Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu uyarınca mağdurların, takipsizlik kararına itiraz için 15 gün içinde en yakın askeri mahkeme olan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesine başvurması gerekiyor.
     
Mahkeme, mağdurların şikayetini yerinde görürse Genelkurmay Askeri Savcılığının takipsizlik kararını kaldırabilecek.
     
Takipsizlik kararının kaldırılması halinde savcılığın soruşturma yapmaksızın iddianame hazırlayarak dava açması gerekiyor.
     
İtirazın reddedilmesi durumunda, kamu davası ancak yeni olaylara ve yeni delillere dayanılarak açılabiliyor.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.