Özlem Akarsu ÇELİK

Kritik soruşturmalarda avukatlar tutuklanırken gündeme getirilen 'ithal avukat' önerisi hukuk çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Yeni Avukatlık Kanunu'nun taslak metnini görüşmek üzere baro başkanlarını toplantıya çağıran Türkiye Barolar Birliği(TBB)'ne en sert tepki Ankara Barosu'ndan geldi. TBB Başkanı Ahsen Coşar'ın Ankara Barosu Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu'nun şahsını hedef alan sözlerine ve Ankara Barosu'nun itiraz gerekçelerine pazar günkü manşetimizde yer vermiştik.
Ankara Barosu Yönetim Kurulu, TBB Başkanı'nın, Feyzioğlu'na söylediği '40 günlük seyisliğiyle bize avukatlığı o mu öğretecek?' sözüne şu yanıtı verdi:
- Avukatları 'at sürüsüne', baroları atları tımarlayan, güden ve eğiten 'seyislere' benzetmek fevkalade yakışıksız.
- Hiç kimse baroları, önceden yazılmış bir senaryonun figüranı yapamaz.
- Baro başkanlarının ısrarlarına rağmen TBB'nin tasarıyı kendisinin hazırlayacağını ve tasarıyı ocak ayına kadar bitireceğini söylemesi antidemokratiktir.
***
İşin aslı, Ankara Barosu sadece 'ithal avukat' önerisine değil, baroların nisbi temsille seçilecek yönetimlerce temsil edilmesi gibi başka birçok öneriye de karşı çıkıyor. Türkiye'de yeni bir Avukatlık Kanunu'na gerek var mı yoksa mevcut kanundaki kazanımları koruyarak bazı iyileştirmeler yapmak yeterli mi? Yabancı avukatlık firmalarının Türkiye'de faaliyet göstermesi kimin talebi?

ADLİ KAPİTÜLASYON
Oktay Vural (MHP Grup Başkanvekili)
'İthal avukat' kesinlikle kabul edilemez. Bu ülkenin hukuk fakültelerinde yetişmiş avukatların haklarını koruması gereken Barolar Birliği'nin yabancı avukatlık şirketlerini istemesini doğru bulmuyoruz. Yabancılar zaten danışmanlık şirketlerini kurmak suretiyle Türkiye'deki avukatlarla çalışıyorlar. Demek ki bizim avukatlarımızın payına göz dikmişler. Taş da kuş da tarla da onlardan olsun istiyorlar. Adli bir kapitülasyondur bu. Yabancı hakim de mi isteyecekler? Bütün bunlar güçlü lobilere verilmek istenen tavizlerdir. Bir taraftan üretim kaynaklarımız, piyasalarımız yabancılaşıyor. Yabancı doktorlar geliyor' Yabancıların adliyeye de girmesini istiyorlar şimdi. Kesinlikle kabul edemeyiz.

YENİDEN DİZAYN KORKUSU
28.600 avukatıyla dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu'nun Başkanı Ümit Kocasakal yeni kanun çalışmalarıyla ilgili görüşlerini paylaşmaya, 'Bunları birilerine mesaj veya yanıt vermek için söylemiyorum' uyarısıyla başladı ve şunları söyledi:

1- Türk avukatlarının devre dışı bırakılacağı ithal avukat uygulamasına evet dememiz mümkün değil. Mevcut durumun (yabancı avukatlık şirketlerinin Türkiye'de danışmanlık firmalarıyla çalışması) büyük ölçüde muhafaza edilmesi gerekir. Bunlar, Türkiye'nin yeniden dizayn edilmesiyle, emperyalist emellerle ilişkilidir.
2- Kanunla ilgili kırmızı çizgilerimiz belli. Korkumuz, kaygımız, HSKY ve yüksek yargıda olduğu gibi baroları da dizayn etme çabası. Bununla mücadele edeceğiz ama önce ortaya somut bir metin çıkmasını bekliyoruz.
3- Yeni bir kanun yapılacak diye eldekileri kaybetme tehlikesi de var. Yepyeni bir kanun değil, mevcut kanundaki kazanımları ileri taşıyacak sınırlı bir değişiklik istiyoruz.
4- Türk hukuk sistemine, çok hukukluluğu, kadı sistemini, mafya-cemaat-tarikat adaletini sokacak olan Arabuluculuk Yasa Tasarısı yasalaştığında şu an zaten birtakım yapılarda el altından yapılmakta olan yargılamalar, kararlar legal hale gelecek. Bu, hepsinden önemli bir sorundur.

TBB HUKUKSUZLUĞA SESSİZ
Rıza Türmen (CHP Milletvekili, eski AİHM yargıcı)
Otoriter eğilimden kaynaklı olarak bir takım yasalar, ilgili kurumlara danışılmadan hazırlanıyor. Hep bir tezgah, kurnazlık, nasıl yuttururum çabası. Çoğunluk iktidarıyım, istediğimi yaparım anlayışı. Birtakım hukuksuzluklar yapılırken, Kanun Hükmünde Kararnameler ile önemli düzenlemeler yapılırken, örneğin Türkiye Bilimler Akademisi'nin yapısı değiştirilirken Türkiye Barolar Birliği neden sessiz kalıyor acaba? Önüne gelen yabancı avukatlık şirketinin Türkiye'de avukatlık yapması kimin ihtiyacıdır ki böyle bir öneri getiriliyor?

Köşk seçimi ne zaman?
'Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 5 yıl mı 7 yıl mı?' tartışması sürerken, YARGI-SEN Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, YSK'ya başvurmuştu. 'Cumhurbaşkanı'nın görev süresini ve yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin takvimini belirleme görevi YSK'nındır' diyen Eminağaoğlu'nun başvurusuna YSK kısa ve ilginç bir yanıt verdi. C.05.0.İMİ.0.88-110.34 sayılı karar dün, Eminağaoğlu'nun avukatı Ali Musa Sarıçimen'e ulaştı. YSK'nın 'Yüksek Seçim Kurulu'nun görevi Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş olup, bu gereklere uygun olarak çalışmalarını mevzuatın öngördüğü biçimde ve zamanda yapmaktadır' ifadesine yer verdiği kararında Başkanvekili Turan Karakaya'nın imzası bulunuyor.
'Bu bir karar mı?' sorumuza YSK yetkilileri, 'Evet. Kurul görüştü ve Eminağaoğlu'na bu yanıtı uygun gördük' dedi. 'Ama cumhurbaşkanlığı seçiminin ne zaman yapılacağı sorusuna yanıt vermemişsiniz' hatırlatmamıza ise sessiz kalındı.
Eminağaoğlu, bir hukukçu olarak YSK'nın yanıtına anlam veremediğini şu sözlerle anlattı: 'Başvuru içeriği gözetildiğinde, YSK'nın Kurul olarak alacağı kararın üstelik başkanvekili tarafından ne anlama geldiği de anlaşılmaz bir içerikle yanıtlanması kabul edilebilir değildir. Tam anlamıyla bir komedi! Milletvekili seçimleri konusunda seçim takvimi açıklanmadan resen seçim kararı alan YSK, bugün aynı görevinden neden kaçmaktadır? Meclis'te grubu olan partilerin, bu konuda YSK'ya neden başvurmadıklarını anlamak da mümkün değil.' Eminağaoğlu'nun ardından YSK'ya başvuran CHP'li Atilla Kart da kurulun kararını şu sözlerle eleştirdi, 'Bana da bu hafta yanıt verilmesini bekliyorum. YSK gibi anayasal kurumlar görevlerini yerine getirmekten çekinir hale gelmiştir.'



Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BURHAN İŞCAN 6 yıl önce

Türkiye'de yargı sorunlarının pek çoğu "SAVUNMANIN YOKLUĞU" ndan kaynaklanmaktadır. Türkiye'de avukatlık mesleği gelişime açık değildir. Bu mesleğin erbabı ezberci yapı içinde mesleklerini icra etmekteler. Bizdeki avukatlık hukuk bürosu anlayış ve algılaması ile batı ülkelerindeki uygulamalar arasında çok fark fark var. Gelişmenin en öncül faktörü REKABET tir, ardı sıra eğitim standartları gelir. Eğitimde meslek içi eğitim ile gelişme, uzmanlaşma her meslek erbabını rekabet şartlarını olgunlaştırır. Baroların meslek içinde gelişim eğitimine yani uzmanlaşmaya katkısının çok yetersiz olduğu açıkca belli olmaktadır.Ülkemizde yargı hizmetlerinin yavaş işlemesinde savunmanın yetersizliğinin rolü çok büyüktür. Hükümetin savunmayı AB. standartlarına getirmeye çalışması takdir edilmelidir. Çünkü bu ihtiyaçtan doğan zorunluluktur. Keşke avukatlar buna karşı çıkıncaya kadar, at gözlüklerini atıp özeleştiri yapıp yasanın daha ehven çıkması için destek verseler. Bizler toplumumuzun "hukuk sistemi mağdurları" olarak savunmanın eksikliğini pek çok hissedenleriz. Örneğin 5941 nolu yasa çıkmasına ve yürülükte olmasına rağmen, 3167 ezberinde kalınması ve mahkemelerden bu doğrultuda kararlar çıkması; ezberci yapıda mesleğini sürdüren avukatların savunmaları yüzündendir. Gözlemlerimiz, 5941 sayılı yasanın gizli af yasası olduğunu bihaber olup, müvekkilini bundan yararlandırmayan bir çok avukatın varlığını ortaya koydu. Bunun yanısıra sistem mağdurları olarak, müvekkilini satan avukatların, müvekkilinin icra alacağını alıp harcayan avukatların, konusunda uzman olmadığı halde uzman gibi müvekkiline ümit veren(nitelikli dolandırıcı) avukatların varlığının çokluğunu da gördük. Her meslek içinde mutlaka çürük elmalar olacaktır. Ancak mesleğin saygınlığını gözeten meslek erbabı içinde çürük elmaların ayıklanması gayreti söz konusudur. Maalesef avukatlar ve barolar için bunu söylemek mümkün değil. Ben İstanbul Barosuna bir avukatı şikayet edecek oldum benden baro harç istedi. Bu ne anlama geliyor? At gözlüğü ile sorunlara bakan avukatlar, toplumda kendilerine olan güvensizliğin farkında değiller. Bu güvensizlik böyle bir düzenleme yapılması ihtiyacını zorunlu kılmıştır. Global dünyanın başta yönetim anlayışı olarak yeniden yapılanması evresinde, yeni yasalar ve bağlı uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de avukatlar, bu gelişmiş hukuk sistemine ayak uyduramamaktadır. Bunun başlıca sebebi rekabet ortamının ve şartlarının yetersizliğidir. Batıda olduğu gibi, "hukuk bürosu" denilince, bir çatı altında çalışan ve kendini o çatı altında geliştiren avukatlar birliği akla gelmelidir. Ülkemizde her hukuk fakültesi bitiren, avukatlık mesleğini yapmaya hak kazanan avukat, maallesef mesleğini icra etmek için açtığı büroya hukuk bürosu demektedir. Avukatların reklam yapma yasağı da vardır. Bu yapıda konusunda uzmanlaşmış avukat bulmak ve seçmek mümkün olmamaktadır. Hangi avukatın henüz çömez,kalfa veya usta olduğu belli olmamaktadır. Barolar at gözlüğü takarak baktıkları meslek sorunlarına daha objektif baksalardı rekabette daha fazla söz sahibi olurlardı, ve üstelik daha saygın da olurlardı. Avukatların bu tutumlarını devam ettirmeleri, toplumumuzu alternatif arayışlara mecbur etmektedir. Örneğin19.10.2011 tarihinde TBMM’ye sunulan “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı” bu mecburiyetten dolayı Meclis gündeminde yerini almıştır. DOST ACI SÖYLER. AVUKATLAR ATIN AT GÖZLÜKLERİNİZİ. DAHA OBJEKTİF OLUN. YOKSA DAVASINA BAKACAK ADAM BULAMAYACAKSINIZ.