'Ben devleti yargılamıyorum'
Hilal YILDIRIM

MAHKEME BAŞKANINDAN UYARI: BEN DEVLETİ YARGILAMIYORUM

Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara Gemisi’ne İsrail devleti tarafından düzenlenen saldırıya ilişkin görülen Mavi Marmara Davası’nın 4. duruşması yapıldı. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, birçok mağdur ile tarafların avukatları katıldı. Duruşmada mahkeme başkanı mağdurların saldırı anına ilişkin bilgiler vermelerini istedi. Mağdur Ayhan Altıntaş  “İsrail Devleti önlem olsun diye yüz hakim ve yüz avukattan oluşan bir heyet oluşturdu. Bizim olayın mağdurları olarak hakkımızı arayabileceğimiz tek yer burası” sözlerine mahkeme başkanı “Ben devlet yargılamıyorum. Ben sadece iddianameye bağlıyım” şeklinde cevap verdi. Mağdurlardan kameraman Abdullah Camioğlu ise ifadesinde İsrail yetkililerinin kendisine üzerine işenmiş iki tişörtünü gönderdiğini anlattı.

Dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi’nin yargılandığı davaya sanıklar katılmazken, birçok mağdur ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Duruşmada ifadesini veren mağdur Uğur Akan, İsrail'den 90 mil açıkta olmalarına rağmen 100 mil dışına çıkmaları yönünde bir uyarı yapıldığını, hücumbotların  yanlarından geçmesi nedeniyle kendilerine saldırı olacağını düşündüklerini ama saldırının öncelikle Mavi Marmara gemisine yapıldığını belirtti.

BİZİM ONLARA HİÇBİR MÜDAHALEMİZ OLMADI

Mavi Marmara gemisi çalışanlarından Fazlı Kurt ise "Hızımızı düşürdük ve ağır seyirde ilerliyorduk. Denizden ve havadan eş zamanlı olarak yanaşıp gerçek mermilerle atış açtılar. Helikopterlerin sesi hala kulaklarımda. Bazen duyamıyorum. Bizim hiçbir müdahalemiz olmadı ama onlar sürekli ateş ediyorlardı." dedi.

HEM DE NASIL ŞİKAYETÇİYİM

Mavi Marmara’da gemisinin güverte reisi olarak çalışan Kıbrıs Barış harekatı gazisi 60 yaşındaki Hüseyin Çelebi, saldırının  04.00 civarlarında başladığını belirterek "Gemiye yanaşırlarken İngilizce ya da Türkçe herhangi bir uyarıda bulunmadılar. Gerçek mermi ile direk hedef gözeterek ateş ediyorlardı" dedi. Saldırıdan sonra  üzerlerinin arandığını belirten Çelebi, özel eşyalarının bir çöp yığını gibi tepe şeklinde bir yerde toplandığını söyledi. Ellerinin arkalarından bağlandığını ve yaklaşık 16 saat kadar bekletildiklerini anlatan Çelebi "Önce gemide bekletildi. Ardından da araçlara aldılar. Araçların içi o kadar soğuktu ki bir gömleğe 3 kişi sarılarak kendimizi korumaya çalıştık” dedi.  Üzerlerine ateş açan askerlerin maske taktıklarını söyleyen Çelebi, bu nedenle askerlerin yüzlerini de göremediklerini belirtti. Olaydan zarar görüp görmediği ve şikayetçi olup olmadığı sorulan Çelebi, "Hem de nasıl...” çevabını verdi.

ÖNCE YAPAY MERMİYLE SALDIRDILAR

Gemiye önce sis bombası atıldığını belirten  Hüseyin Tamgüney, "Daha sonra da kulakları sağır edecek derecede ses çıkaran bir ses bombası atıldı. Ardından da nefesleri kesecek kadar kuvvetli gaz bombası attılar" şeklinde konuştu. İsrail askerlerinin önce kısa süre yapay mermilerle ateş ettiklerini belirten Tamgüney, hemen ardından da gerçek mermiler ile ateş ettiklerini söyledi.

SADECE İDDİANAMEYE BAĞLIYIM

Hakim, saldırı sırasında Mavi Marmara gemisinde bulunan ve geminin organizasyon işlerini sağlayan Ayhan Altıntaş'tan  sadırıya ilişkin detay vermesini isteyince Altıntaş “İsrail Devleti önlem olsun diye yüz hakim ve yüz avukattan oluşan bir heyet oluşturdu. Bizim olayın mağdurları olarak hakkımızı arayabileceğimiz tek yer burası. Bırakın burada herşeyi anlatalım" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Ümit Kaptan ise “Ben devlet yargılamıyorum. Ben sadece iddianameye bağlıyım” şeklinde yanıt verdi.

BEN DÜNYAYA YAYIN YAPMIYORUM

Altıntaş ifadesini uzatınca mahkeme başkanı müştekiyi ifadesini kısa tutması konusunda uyardı.Altıntaş’ın “Bütün dünya bu olayda 9 şehit olduğunu biliyor burada önemli olan ayrıntılar" demesi üzerine mahkeme başkanı “Ben burada dünyaya yayın yapmıyorum. Ben size yaptıklarını soruyorum”dedi.

ÜZERİNE İŞENMİŞ İKİ TİŞÖRTÜMÜ GÖNDERDİ

İfade veren mağdurlardan olay anında Defne gemisinde bulunan kameraman Abdullah Camioğlu ise İsrailli askerlerin kendisini cezaevine götürdüklerinde kendisine “Madem Gazzelileri bu kadar çok seviyorsunuz o zaman onları ülkenize alın. Biz dost olabiliriz. Gazzelileri araya sokup bizi düşman yapmayın.
Türkiye’ye selam söyleyin “ dediklerini belirtti. Camioğlu, tüm elektronik cihazlarının gemide olduğunu ancak İsraillilerin kendisine sadece üzerine işenmiş iki tişörtünü geri gönderdiğini de ifadesine ekledi.

Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.