BOZDAĞ: TCK 299. MADDE ANAYASA'YA AYKIRI DEĞİL

Yozgat AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısına katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, burada yaptığı konuşmasında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Bozdağ’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar:

MİLLETİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA YALAN SÖYLÜYORLAR

"Hükümetimize dönük algı operasyonu yapan gazetelere, televizyonlara yorum yapmak için çıkanlar ABD'ye AB'ye ve daha birçok yere Türkiye'yi şikayet edenler, “Türkiye'de işler iyi gitmiyor” diye ihbarda bulunan müfterilere, muhbirlere diyorum ki gelin Yozgat'a bakın. Bırakın oraları siz buraları görün halk liderinin yanında kendiyle beraber yürüyen Ak Kadronun yanındadır. Bunu her defasında göstermiştir, göstermeye de devam edecektir. Ancak itibar suikastçıları vazifelerine devam ediyorlar. Bin bir türlü iftirayı bin bir türlü yalanı hakikat gibi söylemek için gazeteler televizyonlar çıkarıyorlar, milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Yalanı koyduk bir kenara, iftira ediyorlar, suç uyduruyorlar. Bunların hesabını görmeye Rabbim yeter ama bu aziz millet de bunların demokratik hesabını Allah'a bırakmaz. Sandıkta bu millet bu hesabı gördü. İnşallah sonraki seçimlerde de bu hesabı tekrar görecektir. Onun için bu algı operasyonu sonuçlarına karşı biz hakikatin sözcüsü ve temsilcisi olacağız. Yalana, iftiraya kapıları kapatacağız."

ANAYASA MAHKEMESİNE MÜRACAAT EDİYORLAR

"Sayın Cumhurbaşkanı bütün herkesle davalık diyorlar.  “Bir twit atılıyor hemen yargılanıyor, bir laf söyledi hemen yargılanıyor” deniyor. Söylenen şeyler TCK 299'uncu Anayasa'ya maddesine aykırıdır. Değerli hemşerilerim Anayasa'da 299'uncu madde diye bir madde var. Bu madde Cumhurbaşkanına hakareti suç sayan ve bunu cezai yaptırıma bağlayan bir madde ama bu madde TCK'ya ne zaman konmuş biliyor musunuz? 90 yılı aşkındır bu madde bizim ceza kanunumuzda var. Bütün Cumhurbaşkanları döneminde Atatürk dahil, tüm Cumhurbaşkanları döneminde bu kanun yürürlükte kaldı ama dikkat edin o günden bugüne hiçbir hakim, hiçbir savcı, hiçbir hukukçu, hiçbir bilim adamı 299'uncu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasında bulunmamıştır. Ben hatırlamıyorum böyle bir iddiayı. Arkadaşlarıma da söyledim böyle bir iddia var mı? diye onlar da bulamadılar. Birden bire iki tane Hakim çıkıyor ayrı ayrı yerlerde o maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varıyorlar ve Anayasa Mahkemesi’ne müracaat ediyorlar. Birden bire bazı siyasetçiler çıkıyor bu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor.

Birden bire hukukçular çıkıyor bu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor. Bu madde Anayasa'ya aykırı değil, ama sizin ahlakınıza aykırı, sizin sahip olduğunuz değerlere aykırı olabilir. Çünkü küfretmeyi sizin ahlakınız, sizin değerleriniz eleştiri kabul edebilir. Ama bu toplum bunu kabul etmez. Birisi sizin ananıza, eşinize, kızınıza, çocuklarınıza, ölmüş ananıza, babanıza ve zürriyetinize  sinkaflı küfürler yağdırdığı zaman gülüp geçiyor musunuz? Kim bunu yaptığı zaman ona karşı mutlaka bu toplum tepki koyuyor, hukuka gidip hakkını arıyor. Cumhurbaşkanı ile ilgili hep bunu söylüyorlar. Tweetleri alıyorsunuz, okuduğunuz zaman yüzünüz kızarıyor. Emin olun gerçekten ben o tweetleri sonuna kadar okuyamıyorum. Yüzü kızarmadan okuyanlar varsa buyursunlar okusunlar.  Dünyanın neresinde, ülkenin Cumhurbaşkanına sinkaflı küfretmek anlayışı olabilir? Hiç bir yerde yok. Cumhurbaşkanı’na veya devlet başkanına hakaret Amerika'da, Fransa'da, İngiltere'de, Avusturya'da suçtur. Ne kadar demokratik hukuk devleti varsa her birerinde bu konu suç olarak düzenlenmiş, ceza yaptırımına bağlıdır. Oralarda da küfür hakaret eden olduğu zaman yasalar gereği soruşturulur ve ceza verme gerektiren bir durum varsa mahkemeler ceza tayin eder. Dünyanın her yerinde bu olay var mı? Peki bizde yaşanan bu olaylar oralarda bu kadar var mı yok mu, oralarda bu kadar yok."

TÜRKİYE’NİN CUMHURBAŞKANINA İTİBAR SUİKASTI YAPIYORLAR

"Avrupa'dan gelen bazı temsilcilerle görüştüğümüzde biz kendilerine söylüyoruz. Dosyayı önüne koyuyoruz. “Kendi ülkenizde sizin Cumhurbaşkanınıza, devlet başkanınıza şu yazılanlara benzer, tivit atanlar ve yazı yazanlar var mı?” diye sorduğumuzda onların da yüzü kızarıyor. Orada böyle olaylar yok. Olsa mutlaka olunca karşılığı olur. Ama bakın bu paralel alçaklar onların uyduları, fek hesapları, Türkiye’de Türkiye’nin huzurundan, istikrarından rahatsız olan bütün çevreler, bölücü terör örgütü ve alfabede isim bırakmayan bir birinden farklı diğer terör örgütleri, dışarda Türkiye’nin güçlenmesinden büyümesinden rahatsız olan çevrelerin tamamı Türkiye’nin Cumhurbaşkanına itibar suikastı yapıyorlar. Milletin gözünden Cumhurbaşkanı’nı düşürmek için yapıyorlar.

Avrupa Konseyi ilk defa TCK 299'un uygulaması incelemek üzere komisyona görev verdi. Avrupa konseyine üye 47 ülkenin neredeyse tamamında Cumhurbaşkanına Devlet başkanına hakaret suçtur. Avrupa Konseyi bugüne kadar bu ülkelerin herhangi biriyle ilgili böyle bir görevlendirme yapmadı ama elbirliğiyle Cumhurbaşkanımıza karşı içerden ve dışardan bazı çevreler bir kampanya yürütüyorlar. Yozgat’tan sesleniyorum ne yaparsanız yapın bu milletin Cumhurbaşkanına olan muhabbetini yok edemeyeceksiniz. Allah'ın sevdiğini milletin sevmesine de engel olamayacaksınız. Bugüne kadar yapılan kampanyalardan netice alınmadı, bundan sonrada alınamayacaktır. Ahlaksızca, hukuksuzca yürütülen büyük bir kampanya var. Bunu deşifre etmek ve milletimize göstermek için bu bilgilendirmeyi yapmak gereği duyuyorum. Milletimiz Yozgat’ta olduğu gibi 81 ilde de Cumhurbaşkanını sevmeye gönlüne basmaya devam edecektir.

Ülkemizin doğusu, batısı her tarafı yangın yeri; Suriye'de yönetim boşluğu var kan gölüne dönmüş vaziyette, Irak ve Ukrayna’da da sorunlar var.  Diğer ülkelerde de birçok sorunlar var. Türkiye bu sorunların tam ortasında, düşünün etraf yanıyor. Türkiye huzur adası olarak ortada duruyor, bundan kim rahatsız olmaz, Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen herkes bundan rahatsız olur. Türkiye zarar görsün isteyen herkes bundan rahatsız olur ve rahatsız olunca da taşeron terör örgütlerine destek verildi, bölücü terör örgütü başta olmak üzere askerimize polisimize kurşun yağdırdı."

TÜRKİYE’NİN MİLLİ MUHALEFET SORUNU VAR

"Türkiye etrafında olup bitenlere kayıtsız kalsın diye umut edenler varsa boşuna bekliyorlar. Türkiye etrafında olup bitenlere kayıtsız kalmayacaktır. Biz Suriye'de olup bitenlerin Yozgat'ın güvenliğiyle alakalı olduğunu biliyoruz, biz Irak’ta olup bitenlerin Ankara'nın güvenliğiyle alakalı olduğunu biliyoruz. Orada olup bitenler ve etrafımızda olup bitenler Türkiye’nin ulusal güvenliğini doğrudan ve yakından ilgilendiriyor. Düşünün ABD 10 bin kilometre mesafeden gelip buradaki olaylarla ilgilenebiliyor, sınırı olmayan ülkeler ilgileniyor. Bizim 910 km sınırımız var biz Suriye’ye gözümüzü kapatacağız, kulağımızı tıkayacağız ve orayı kendi ülkemiz için bir güvenlik sorunu olarak göremeyeceğiz. Bu konuların tamamı ülkemizin ulusal güvenlikle alakalı konularıdır. Hükümetimizin bu konulardaki duruşunu anlamayanları bir kez daha insafla düşünmeye davet ediyorum. Milli konular konusunda Türkiye'nin siyaseti bir olmak zorundadır ama biz bunu bir türlü başaramadık.

Türkiye ile İsrail arasında bir sorun oluyor, Türkiye'nin Ana Muhalefet Lideri İsrail'i haklı buluyor. Türkiye ile Mısır arasında bir sorun oluyor, Türkiye'yi şikayet ediyorlar. Türkiye ile Suriye arasında sıkıntı oluyor - Türkiye'de 3 milyon Suriyeli misafir ve Suriye’de kan gövdeyi götürüyor, 300 binin üzerinde insan öldürülmüş ve 10 milyon insan yerinden yurdundan edilmiş, Türkiye bu konuyu ulusal güvenlik meselesi sayıyor - Ana Muhalefet Lideri Esad'a adam gönderiyor onunla görüşüyor. Esad’ı haklı Türkiye’yi haksız gören bir tutum takınıyor. Rusya'nın uçağı düşürülünce bu seferde Rusya'nın yanında oluyor.  Yozgatlı vatandaşlarıma soruyorum dünyanın herhangi bir ülkesinde başka ülkeyle sorun yaşayınca başka ülkenin yanında olan bir muhalefet gördünüz mü?

Türkiye’nin milli muhalefet sorunu var derken CHP’li kardeşlerime sesleniyorum; CHP'nin yönetimine karşı sesinizi yükseltin, AK Parti'yi ve bizi sevmeyip bize destek olmaya bilirsiniz ama bu ülkenin menfaati gerektiği zaman yekvücut olmak gerekir.

Sayın Kılıçdaroğlu, Diyarbakır'da konuşma yaparken “barikatların hendeklerin arkasındaki arkadaşlar” diyor. Barikatları, hendekleri, roketatarlarla, otomatik silahlarla askerimize, polisimize, saldırıyı bölücü teröristler yapıyor. Oradaki sivil vatandaşlarımıza hayatı onlar zehir ediyor. Halkın eğitime, sağlığa erişmesine bunlar engel oluyor. Kılıçdaroğlu nasıl olur da bunlara arkadaş diyor da terörist diyemiyor."

TERÖR OPERASYONLARI

"Ben buradan muhalefete soruyorum. Güvenlik güçlerimizin, ülkemizin bazı yerlerinde sürdüğü operasyonlar sivil insanlara mı karşı yapılıyor, yoksa eli kanlı terör örgütüne karşı mı yapılıyor? Açık açık bunu söyleyin. Orada güvenlik güçlerimizle girdikleri çatışmalarda hayatını kaybedenler bölücü teröristler mi, yoksa sivil vatandaşlar mı? Bunu fark etmeleri lazım. Şu anda oradaki mücadele teröristlere karşı yapılan mücadeledir. Sokağa çıkma yasağı neden ilan ediliyor? Vatandaş zarar görmesin diye ilan ediliyor. Hendekleri kaldırmak, barikatları kaldırmak, tuzakları yok etmek, vatandaşın can ve mal emniyetini sağlamak ve bunun için yapılan çalışmalarla bölgeyi teröristlerden temizlemek için yapılan çalışmalardır. Bunlar yapılırken de masum tek bir vatandaşımızın burnu kanamasın diye ilan edilmiştir. Operasyonların bu kadar uzun sürmesinin ana nedeni, herhangi bir masum insanın vatandaşımızın burnu dahi kanamasın diye kılı kırk yararak gösterdiği hassasiyettendir. Bu gün terörle mücadelesini hukuka azami hassasiyetle yapan yegane tek ülke Türkiye'dir."

AVRUPA KONSEYİ, FRANSA’YA VERDİĞİ DESTEĞİ TÜRKİYE'YE VERMEDİ

"Her gün Fransa'da ki gibi terör olayları olan Türkiye'nin terörle mücadelesine, Fransa’nın terörle mücadelesine verdiğiniz gibi destek veriyor musunuz? Aynı desteği onlar vermiyorlar ama biz bunu biliyoruz. Buna rağmen biz doğru olanı doğru biçimde yapmaya gayret ediyoruz. Bundan sonra da aynı yöntemle mücadelemizi hukuk içinde etkin ve kararlı biçimde sürdürmeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bizim burada muhalefetten beklediğimiz, teröristlere karşı yapılan operasyonu sivillere karşı operasyon gibi gösteren HDP ye karşı, terör örgütlerine karşı, devletinin yanında güvenlik güçlerinin yanında durması ve onlara hadi oradan demesidir. Siz yanlış yapıyorsunuz demeleridir. Bu güne kadar öyle bir söylem yok."



PARALEL DEVLET YAPILANMASI

"Paralel Devlet Yapılanması eğitim ve dinle ilgileniyor gibi görünerek vatandaşları iyi niyetini suistimal etti. Gelinen noktada eğitim ve dini maske olarak kullanıp her şeyle ilgilendiklerinin ortaya çıktı.

Bu ülkenin cumhurbaşkanın, başbakanın telefonlarını dinlemeyi kim emrediyor, hangi cemaatin, hangi tarikatın, hangi dini hassasiyeti olan grubun işine yarar, başbakan, bakan ne konuşuyor. Tefsiri daha iyi yazmak için mi lazım, hadisi daha iyi anlatmak için mi lazım? Yoksa okulda daha iyi eğitim vermek için mi lazım? Savunma sanayinin işinde çalışan mühendisleri, teknisyenleri, uzmanları dinlemenin kime ne faydası var? Hangi sivil toplum örgütün işine yarayacaktır? Bir vatandaşın işine yarar mı, yaramaz. MİT tırlarını ve büyükelçilerin toplandığı bir dönemde orada çevirip arattırıp bu memleketin evlatlarını, sanki düşman devletlerin evlatları gibi yere yatırıp orada bunları yaptırtmak kimin ne menfaatinedir?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika seyahati, bu hareketin nasıl bir noktaya geldiğini göstermesi bakımında çok önemli. PKK’lılar cumhurbaşkanını protesto ediyor, ASALA terör örgütü mensupları ve Paralel Devlet Yapılanması mensupları el ele Türkiye'nin cumhurbaşkanına küfrediyorlar, hakaret ediyorlar. Paralel Devlet Yapılanması şuanda Türkiye'nin aleyhine dünyanın dört bir yanında büyük iftiralar, büyük yalanlar, büyük çalışmalar yapıyorlar. Bunlara karşı milli duruşumuzu da manevi duruşumuzu da çok net ortaya koymamız lazım. Yaptıklarını şuanda hiç ülkenin hayrıyla uzaktan yakından alakası yok."

DEVLET İÇİNDE İKİ OTORİTE OLMAZ DEVLET İÇİNDE TEK OTORİTE OLUR

''Şimdi düşünün bir hakim karar verecek, 'dosyada karar vermek için mahallede veya ilde şuna sorsam' diye soruyor veya 'Pensilvanya’dan talimat geliyor, yasa böyle diyor, onların tamamını çöpe atıp böyle karar veriyor' diye iddialar olursa, bütün halk bunu yaygın şekilde konuşursa, Adalet Bakanı olarak benim bunlara kulağımı, gözümü kapamam mümkün olabilir mi? Bu ülkenin anayasası ve yasalarına göre faaliyet yapan hükümeti olarak bizim böylesi bir yapı içerisinde olanlara karşı kör, sağır, dilsizi oynama lüksümüz olabilir mi? Eğer onu yaparsak biz o zaman bu ülkede, bu millete gerçek anlamda ihanet etmiş oluruz. Yargı bağımsızlığı sadece hakimlerin, savcıların yasalara uyması değil, aynı zamanda yasalara uyarken, başka bağlılıklarını da karar verirken reddetmesi anlamına gelir.

Bu ülkenin adalet politikalarının doğru bir şekilde yürümesi için yasal ve diğer altyapıları oluşturmak bizim vazifemizdir. Gerekli tedbirleri almak uygulamak bizim vazifemizdir. Bu ülkenin neresinde olursa olsun, bu ülkenin resmi, anayasal otoritesi dışında başka otoritelere bağlı kim hareket ediyorsa etsin o karşısında anayasa ve hukuku olacaktır. Anayasa ve hukuka mutlaka hesabını verecektir, bugün olmaz yarın olur, ama mutlaka olacaktır. Devlet içinde iki otorite olmaz tek otorite olur. Başka otorite olmaz. Biz devletimizin içindeki milletin kurduğu otoriteyi korumak, milletin tesis ettiği iktidarı korumak ve millete anayasa ve yasalara doğrultusunda hizmet etme konusunda gayret ve çabamızı bundan sonra da devam ettireceğiz. İnşallah ülkemizin yaşadığı çözmek için bugün kadar yaptığımız çalışmalara daha büyük gayretle devam edeceğiz."

Bakan Bozdağ, 10 Nisan Polis Günü Sebebiyle Yozgat Emniyet Müdürlüğüne ve Polis Okuluna da ziyarette bulundu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.