'Bu tahliyeler zihinlerde 'Yargıtay affı' olarak kalacak'

ANKARA - Kılıç, TBMM’de gazetecilerin, Yargıtay 9. Dairesi, tahliye olduktan sonra imza vermeyen tüm sanıkların tutuklanmasına ilişkin verdiği kararın hatırlatılması üzerine, Türkiye’de tek Yargıtay’ın olduğunu, iki Yargıtay’ın bulunmadığını belirterek, “Yargıtay hepimizin gözbebeği olan bir kurum” dedi.

Yapılan yanlışların Yargıtay’ı anlamsız hale getirmediğini ifade eden Kılıç şöyle dedi:

“Sadece yanlışları göz önüne getirmiş olur. Tahliyeler hukuka uygun değildi. Tahliyeler Yargıtay’ın verdiği yanlış kararlardı. Nitekim Yargıtay’ın 6. Ceza Dairesi’nden bir tek tahliye kararının verilmemiş olması, 5. Ceza Dairesi üye Nihat Ömer Oğlu’nun aylar öncesinden bir makalesi ile Yargıtay Başkanlığı’nı uyarmış olması, Yargıtay’ın yaptığı işin hukuken dayanaksız ve yanlış bir iş olduğunu ortaya koymaktadır.”

Yargıtay’ın bir an önce kritik dosyaları gündemlerine almaları gerektiğini bir kez daha yineleyen Kılıç, “Ama bugüne kadar bekledikten sonra, şimdi hareket edilmesi ise geç kalındığının işaretidir. 2004 tarihinde çıkan bir kanunu 1 Ocak 2011’e kadar beklemek Yargıtay’ın hakkı değildir. Hukuka yönelik güveni korumak Yargıtay’ın görevidir” diye konuştu.

GERÇEKER: KAMUOYU BASKISI, KANUNU UYGULAMAKTAN BİZİ ALIKOYMAMALIDIR
Öte yandan Yargıtay Başkana Hasan Gerçeker de, “Yargıtay Kararları Çerçevesinde Ceza Hukuku Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada CMK 102. maddesinde yapılan düzenlemelerin toplumda karışıklık yarattığını söyleyerek, ortaya çıkan durum nedeniyle haksız olarak itham edildiklerini iddia etti.

“Ceza hukuku, temel hak ve özgürlükler, insan haklarıyla yakından ilgili olduğu için üzeride hassasiyet gösterilmelidir. Tutuklama konusunda farklı uygulamalar yapılması, mahkemeler arasında farklı, Yargıtay’da farklılık olması çok üzüntü verici. Bu yapılanların net olmadığını, ceza hukukunun genellilik ilkesine aykırı olduğunu,toplumca bu durumun anlaşılır olmasının imkansız olduğunu gösteriyor” dedi.

“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI” Bu durumun bir an önce çözülmesi gerektiğinin altını çizen, Gerçeker, şöyle konuştu:

“Bu konuda mevzuat ve yasal değişiklik için elimizden geleni yapacağız, yoksa kaos ortamına gidiyoruz. Ceza hukukunda kaos ortamı oluşuyor. Mahalle baskısı,kamuoyu, topum vicdanı baskısı bizleri hiçbir zaman kanunu, hukuka uygun bir şekilde uygulamaktan alıkoymamalıdır.Hukukçular, ömrünü mesleğe verilen insanlar olarak bu görev ve yetki bizlere verilmiş. Yargı A’dan Z’ye kadar temelinden, ilk derece mahkemelerine kadar çok geniş yargı reformuna muhtaç durumda. Artık bıçak kemiğe dayandı. Sorunlar kartopu halinde çözümsüz bir yumak haline geldi. Çözüm bulunmadığı takdirde bunlar gittikçe daha çözümsüz hale gelecek. İnsanların, toplum şikayetlerinde haklı, vatandaşa sorunlarımızı mazeret olarak sunamayız. Kim haklı, kim haksız tartışması önemli değil, sorunlarımızı ortaya koyuyoruz.”

“HAKSIZ ELEŞTİRİLER”
Sorunların görmezden gelindiğini öne süren Gerçeker, yüksek yargının “haksız” eleştirildiğini savundu. “İnsanlar elini vicdanına koyarak, yapıcı şekilde eleştiri yapmalı” diye konuşan Gerçeker, haksız ithamlarla, gerçeklikten uzak eleştirilere maruz kaldıklarını ifade etti. Anayasa Mahkemesi'ne verilen bireysel başvuru hakkının temel hak ve özgürlüklerin teminatı olması için verildiğini ancak asıl amacın ise AİHM'iN iş yükünün üye ülkeler nezdinden azaltılması olduğunu ileri sürdü. (anka)




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.