Cem Özdemir: 'AB-Türkiye ciddi olsa, işe hukuk faslından başlanırdı'
 
Özdemir, “Ciddi olsalar şu an ilk açılması gereken fasıl hukuk devleti olurdu. Bu faslın açılması Brüksel'in gerçekten Türkiye'yi istediğini gösterir.” dedi. Özdemir'e göre Türkiye'nin AB'den tek beklentisi para ve Brüksel fotoğrafı. Özdemir, Avrupa'nın da ‘Yeter ki mülteci gelmesin,gerisi bizi ilgilendirmez' politikası uygulaması halinde Avrupa olmaktan çıkacağını dile getirdi.

Almanya AKP'nin kazanmasını neden istedi?

Suriye krizinin tüm taşları yerinden oynatacağı belliydi ama herhalde kimse bu kadarını beklemiyordu. Sadece bölgesel değil, küresel ittifaklar bile sarsıldı. Mülteci akını, IŞİD ve Rusya'nın sahaya inmesi... Türkiye'nin otoriter bir rejime dönüştüğü bir dönemde AB ile ilişkileri tekrar canlandırdı. AB tarihinde ilk kez Türkiye ile zirve yaptı, Merkel seçim öncesinde Erdoğan'ı ziyaret ederek destek verdi. Alman Yeşiller Partisi Başkanı Cem Özdemir ile AB ile yaşanan bahar havasının nedenini ve Türkiye'ye ne getireceğini konuştuk.

Türkiye-AB ilişkileri neden birden canlandı ve AB, Türkiye'nin önemini keşfetti.    

Sadece AB'nin Türkiye'ye ilgisi artmadı. Başka ittifaklar olmayınca Türkiye de AB'ye dönmek zorunda kaldı. Türkiye bir süredir ‘Bizim Avrupa'ya ihtiyacımız yok. Başka ittifaklar kurarız' diyordu. Hatta Erdoğan, Esed ile birlikte tatillere gidiyor, Rusya ile nükleer santraller filan kurmayı planlıyordu. Ama yaşananlar, Rusya'nın Türkiye için iyi bir alternatif olmadığını ortaya koydu ve Türkiye'nin demokratikleşme projesinin tek adresinin AB olduğu ortaya çıktı. AB ise mülteci krizinden sonra Türkiye'nin önemini daha iyi anladı.

Ama bu hem Türkiye hem de AB için rahatsız edici bir keşif değil mi?

Evet. Ne yazık ki Brüksel, şu an Türkiye'ye bizim baktığımız gibi bakmıyor. Üyelik hedefli bir bakış değil. Çıkar ilişkisi üzerine kurulan ve ihtiyaçtan doğan bir bakış. Türkiye'deki iktidar da AB'ye şu an öyle bakıyor. Yani ne AB ciddi ne de Türkiye'deki iktidar ciddi görüyor meseleyi. İki taraf da fasıllardan söz ediyor ama ikisi de ciddi değil. Ciddi olsalar şu an ilk açılması gereken fasıl hukuk devleti olurdu. Çünkü bu faslın açılması Brüksel'in gerçekten Türkiye'yi istediğini gösterir. Eğer isteselerdi görüşmelere zor konulardan başlamaları gerekirdi.

İki taraf da hukuk devleti faslını neden gündeme getirmiyor?

Çünkü iki tarafı da üzecek ve rahatsız edecek bir konu. Bu yüzden ciddi konulara girmeyelim, havadan sudan konuşalım havasındalar. Halbuki bu fasıl konuşulsa Ankara'nın AB konusunda ne kadar ciddi olduğu  ortaya çıkar.  Şartların iki tarafı yakınlaştırması AB'deki Türkiye yanlılarının da elini güçlendirir.

Gezi sürecinde fasılları bloke eden Merkel, vize anlaşmasına nasıl onay verdi?

Evet, bizim iktidarımız döneminde gündeme getirdiğimiz vize serbestliği konusunun Merkel döneminde gündeme gelmesi ayrı bir ironi... Biz bu konuyu gündeme aldığımız için Hıristiyan Demokratlar bizi topa tuttular. Sadece vizeyi kolaylaştırdığımız için mecliste hakkımızda araştırma komisyonu kuruldu. Dışişleri Bakanı Fischer neredeyse istifa noktasına gelmişti. Şimdi aynı Merkel'in bu şartlar altında çizgisini değiştirmesi -ki biz alkışlıyoruz, bununla sınırlı kalmamasını istiyoruz- çok manidar. Çünkü iki taraf da AB'den konuşuyor ama aslında önemli olan, Türkiye açısından, para dışında fotoğraf, yani ‘Biz de Brüksel'deyiz. Bakın bizi de davet ediyorlar' diyebilme fırsatı, AB açısından da sadece mülteci sayısının düşmesidir. Başka hiçbir anlamı ve önemi yok...

Türkiye, Brüksel'de verilen fotoğrafa neden ihtiyaç duyuyor?

Çünkü yöneldiği başka ittifakların gerçekleşmeyeceği ortaya çıktı. Şark dünyasında taşlar oynadı. Rusya, Türkiye'yi tehdit ediyor. AB ile kriz yaşayan Türkiye yönünü kime çevirecek? Türkiye, Brüksel fotoğrafı ile ‘Bakın biz de bu bloktayız. Dünyada bizi adam yerine koyan ülkeler var' deme fırsatı buldu.   

Merkel neden seçim öncesi Türkiye'ye gitti. Amaç  AKP'ye destek vermek miydi?

Sayın Merkel'in Sayın Erdoğan'ın politikalarından çok mutlu olmadığından eminim. Demokrat bir Avrupalı liderin, basına yönelik baskılar, muhalefet partilerinin bürolarının yakılması ve insanların ötekileştirilmesinden en azından benim kadar mutsuz olduğuna şüphem yok. Ama mülteci krizi o kadar büyük bir krize dönüştü ki kendisini bir şeyler yapmak zorunda hissetti. Sanıyorum 1 Kasım seçimlerini de öngöremedi. Şu belliydi, AKP iktidarda olmaya devam edecekti. Madem iktidarda kalacak, bir hafta önce ya da sonra bir şey değişmez, diye düşünmüş olabilir. Sorguladığım şey şu. Madem seçim öncesi Türkiye'ye gidiyorsun. O zaman başka ülkelerde yaptığın gibi muhalefetle de görüş. Hele bu kadar baskı altında bir muhalefet varsa bu jesti yap. Ama yapmadı.

Merkel, seçim öncesi büyük baskı altındaki muhalefeti neden ziyaret etmedi?   

Yanlış kişiye soruyorsunuz. Ben Merkel değilim. Ama ben bu soruları sordum Hıristiyan Demokrat arkadaşlara. Orada da bir mutsuzluk vardı. Zannetmeyin ki Merkel'in desteği sonsuz. Eleştirel sesler başladı. Çünkü bizim tabanımız sorun değil ama Hıristiyan Demokratlar için vize muafiyeti büyük sorundur.  Erdoğan'ın Köln'deki mitingde Merkel'i yuhalatmasını unutmadı kimse... O seni yuhalatıyor, sen de 3 milyar Euro veriyorsun. Merkel'in bu politikası yakın zamanda sonuç almazsa taban ve teşkilat kırmızı düğmeye basabilir.

3 milyar Euro'luk destek anlaşması mültecilerin sorununun çözümüne yeter mi?

Biz, mülteci krizinde Türkiye'nin desteklenmesini başından bu yana hatta Ankara ‘Biz büyük devletiz. Yardıma ihtiyacımız yok derken' de destekliyorduk. Ama şunu da söyledik. Mülteciler Türkiye'de kalacaksa bu sadece para vermekle çözülmez. AB'nin hatırı sayılır rakamda mülteciyi alması gerekir. Yoksa Türkiye'deki kamplar Lübnan'daki Filistin kamplarına döner. 3 kuşak korkunç şartlarda orada yaşar. Türkiye'nin de mültecileri sokaklardan kurtarması, onlara çalışma ve eğitim hakkı sağlaması gerekir. Almanya'da sokakta mülteci yok.  

Para vererek Ege'deki mülteci dramının önüne geçmek mümkün mü sizce?

Şu gerçek. Türkiye'de, Ege'de bir mülteci ekonomisi oluştu. Polis bunu bilmiyor mu? Devlet bilmiyor mu? Türkiye adeta mültecileri Avrupa'ya yolcu etmekten para kazanıyor. Türkiye göz yummakla kalmadı, bunu bir siyasi araç olarak kullandı. Hâlâ musluğu ben açarım da, kapatırım da diyor. Bu politikanın ne kadar insani olduğunu herkes kendi vicdanında tartsın. Biz Yeşiller olarak şunun altını çiziyoruz. Eğer Avrupa yeter ki mülteci gelmesin, gerisi bizi ilgilendirmez politikası uygularsa Avrupa, Avrupa olmaktan çıkar. Mültecilere kapımız kapatmamalıyız. Geliş sebeplerini dikkate almazsak hiçbir şey değişmez.

Son sorum. AB'nin Türkiye vizyonu mülteci krizine odaklanmış görünüyor. Eğer mülteci krizi olmasaydı AB-Türkiye ilişkileri bu konjonktürde nasıl seyrederdi?     

Mülteci krizi olmasaydı mı? Merkel'in Türkiye ziyareti daha geç gerçekleşirdi. AB-Türkiye ilerleme raporu daha erken açıklanırdı. Bazı meslektaşlarımızın Türkiye hakkında kapalı kapılar ardında söylediği şeyler daha açık dile getirilirdi.

Sünnileri küstürerek IŞİD ile mücadele edemeyiz

IŞİD ile mücadelede Rusya inisiyatifi ele aldı. Operasyonlar IŞİD'i bitirecek mi?

Evet, Rusya, IŞİD'le mücadele ortağımız ama Putin bombaların yüzde 80'ini IŞİD'e değil, diğer muhaliflerin üzerine atıyor. Çünkü onun önceliği Esed'in güçlenmesi... Putin, dünyaya şu mesajı vermeye çalışıyor. Ben Batı gibi değilim. Ben adamlarımı korurum. Katil de olsa, diktatör de olsa korurum' Türkiye'nin de IŞİD'le mücadelede ciddi sorunları var.  Oysa bu mücadele Obama'nın, Putin'in, Merkel'in mücadelesinden önce Erdoğan'ın mücadelesi olmalı... Çünkü zarar gören öncelikli olarak Türkiye'deki İslam anlayışı... IŞİD elemanları ellerini kollarını toplantılar yapıyor, bunun reklamını da internetten duyuruyor. Bu ciddi bir mücadele değil. Çünkü Türkiye'nin istediğine, mücadele etmek istediğine sivil insanları bile hedef gösterebildiğini kendi gözlerimle gördüm.   

Bunlar bir bilgi mi, yoksa kamuoyuna yansıyan şüpheler mi?

Alman istihbaratı, bunu bize söylüyor. Bakmayın siyasetçilerin söylediklerine... İstihbarat birimlerimizin söyledikleri çok farklı... Onlar IŞİD'le mücadele ettiğine dair ciddi kuşkular var diyor. Aynı şey Suudi Arabistan için geçerli. Bir konuda anlaşmalıyız. IŞİD her Müslüman için İslam'a yapılmış bir hakarettir.

Siz Almanya'nın IŞİD operasyonuna katılmasını desteklediniz mi?

Ben çekimser oy kullandım. Genellikle çekimser oy kullanmam ve böyle konularda parti programına bile bakmam ve neyi doğru buluyorsam onu yaparım. Fransa bizim ortağımız ve Fransa-Almanya birlikte çalışmazsa AB felç olur. Fransa madem vuruldu ve destek istiyor, evet cevabı vermemek için çok güçlü argümanlara sahip olmak gerek.  Ama diğer taraftan bir şeyin altını çizeyim, ben Sayın Erdoğan Esed'le birlikte tatil yaptığı zamanlarda da Esed'e karşıydım ve katil diyordum ve insan haklarını ihlal ettiğini söylüyordum. Batı bu konuda net olmadığı takdirde kendi değerlerine zarar verir. Geçmişte yaşandı... Saddam Hüseyin, dünyanın en büyük katillerinden biriydi ama 11 Eylül ile hiç alakası yoktu. Ama Irak'a müdahale edildi, 11 Eylül'le ilişkisi olan Suudi Arabistan büyükelçisi Beyaz Saray'a girip çıkıyordu. Bölgenin hassasiyetini gözetmek lazım. IŞİD'e karşı Esed'le birlikte mücadele edersen Sünnilerin gönlünü kazanman mümkün olmaz. Bu nedenle de evet diyemedim.

Almanya, Türkiye'ye komplo kuruyor söylemini ciddiye almaya utanıyorum   

Sahi, AKP iktidarının tabanını ikna ettiği algı doğru mu? Almanya ‘Türkiye'yi engellemek için' iktidara komplolar mı kuruyor?

(Gülüyor) Hayır, tabii ki değil. Almanya neden Türkiye'ye komplo kurmak istesin ki... Almanya yıllardır güçlü ve istikrarlı, demokratik hukuk devletine saygılı bir Türkiye'den yana... Biz, yani Yeşiller Partisi ve Sosyal Demokratlar iktidardayken Türkiye ile üyelik müzakereleri başladı. Türkiye'yi AB'ye yakınlaştırmaya çalıştık ve işler de oldukça iyi gidiyordu. Evet, ne yazık ki bizden sonra gelen hükümet Türkiye'ye gereken önemi vermedi. Sayın Merkel imtiyazlı ortaklık konusunu ortaya attı. Ama biz buna hep karşı çıktık. Bu süreçte AB yanlılarını yalnız bıraktık ve reform süreci aksamaya başladı. Yoksa komplo filan yok...  

Siz kurmamış olabilirsiniz ama sizden sonra Hıristiyan Demokratlar, Merkel iktidarı komplo kurmuş olabilir mi? Üçüncü köprü, havalimanı filan...

Bu konularda kısa cevaplar vermeyi tercih ediyorum çünkü bu bakış açısı bizim dünyamıza o kadar uzak... Bu gibi sorulara utanarak cevap vermek zorunda kalıyorum çünkü Türkiye'deki insanlar, siyasetçilerle dalga geçmiş gibi olurum diye endişe ediyorum. Madem soruyorsunuz, şöyle söyleyeyim. Kemalistler, demokratik hakları ve hukuk devletini gündeme getirdiğimiz için bizi İslamcıları desteklemekle suçladı. Dindar kesim iktidara geldi bu kez ‘Bunlar Kemalistleri destekliyor' diye bizi suçluyor. Hem Kemalistler hem de dindarlar ‘Avrupa Kürtleri destekliyor' diyor. Kürtler ‘Avrupa ‘devleti' destekliyor' diyor. Bir karar verin. Biz hangisini, kimi destekliyoruz.

Eskiden üniformalılar cinayet işliyordu, şimdikiler üniforma ihtiyacı bile duymuyor

Kürt sorunu çıkmaza girdi. Birçok ilde sokağa çıkma yasağı ve insan hakları ihlalleri var. Siz Cizre'yi ziyaret de ettiniz. Sizce Kürt sorunu nereye gidiyor?

Bugün ülkenin güneydoğusunda terörle mücadele ediyor görüntüsüyle uzun saçlı, sakallı, üzerinde üniforması bile olmayan adamlar dolaşıyor. Kimlikleri var mı emin değilim. Devlet içinde devlet bu. Hani paralel devletten söz ediliyor ya... İşte paralel devlet bu... Türkiye bu kirli savaş konusunda 80'li yılların başına döndü. Değişen tek bir şey var, eskiden üniformalılar yapıyordu, şimdikiler üniforma giyme ihtiyacı bile duymuyor. Ama bir çözüm masası mutlaka yeniden kurulacak. Ne kadar çabuk olursa o kadar az insan hayatını kaybeder ve Türkiye o kadar az zaman kaybeder. HDP linç ediliyor ama HDP Türkiye sınırları içinde çözüm isteyen bir parti. Belki de Türkiye sınırları içinde çözüm isteyen son parti. Bu kadrodan sonra gelecek olan parti bence başka şeyler savunacak. Bunu söylerken sadece devlet tarafını değil, Kürt tarafını da kastediyorum. Ben burada PKK'yı tek taraflı ateşkese davet ettim ve katılımcıların önemli bir bölümü bana yuh çekti. Doğruyu söylemek zorundayım. Sorun dağda ya da kışlada çözülmez.

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.