'Cinayetin işleneceğini jandarma 6 ay önceden biliyordu'
Agos Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen, cinayet hâlâ aydınlatılmadı. Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, cinayete ilişkin çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi. Buna göre Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, 19 Ocak 2007’de gerçekleşen suikasttan altı ay önce, yani 2006 yılının Temmuz ayında Dink’in öldürüleceğini biliyordu. Bakırcıoğlu, “Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın üst düzey komutanları Ali Öz, Metin Yıldız ve diğerleri, bilebildiğimiz kadarı ile en geç 2006 yılı Temmuz ayında Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığını ve bu cinayeti işleme kararlılığında olduğunu, İstanbul’a geldiğini, Agos ile Hrant Dink’in evinin çevresinde ve bu iki mekân arasındaki yol güzergahında keşifler yaptığını, krokiler hazırladığını, silah temin etmeye çalıştığını biliyordu.” dedi.

Agos gazetesine konuşan Hakan Bakırcıoğlu, cinayetten bir gün sonra saat 21.30’da Komutanlık’ta hazırlanan evrakta Ogün Samast’ın kullandığı cinayet silahıyla ilgili bilgiler yer almasına da dikkat çekti. Bakırcıoğlu, “Oysaki Ogün Samast, Samsun otogarında saat 23.00 sularında yakalandı ve cinayet silahı da o saat itibarı ile ele geçirildi. Yani Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri henüz cinayet silahı ele geçirilmeden silahın niteliği konusunda bilgi sahibiydiler. Tüm bu bilgilere rağmen Trabzon İl Jandarma görevlileri hakkında açılan dava, ısrarlı bir şekilde ‘görevi ihmal’ suçlaması ile yürütüldü ve sanıklar bu maddeden ceza aldı. Mahkeme kararını, sanıkların fiillerinin TCK m. 83 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz ettik, dosya halen Yargıtay’da. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin cinayetteki sorumluluğu görevi ihmal veya kötüye kullanma kapsamında kaldığı müddetçe bu yargılamanın erken başlamış olmasının bir değeri olmayacak.” şeklinde konuştu.

Avukat Bakırcıoğlu, Dink cinayetiyle ilgili emniyet ve jandarma ayağında kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkinse şunları söyledi: “Hrant Dink İstanbul’da yaşamaktaydı. Evi ve Agos gazetesi bu şehirdeydi. Gündüz vakti İstanbul şehrinin en kalabalık caddelerinden birinde vuruldu. İstanbul Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan 2006 yılı Ekim ayında Ermenilere ve Ermeni kurumlarına yönelik tedbir alınması talebinde bulunmuştu. Hrant Dink’in kendisi, Agos yazarı Sarkis Seropyan ve oğlu Arat Dink’e yönelik ölüm tehdidi nedeni ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunmuştu… Ve Hrant Dink, öldürülmeden bir hafta önce yayınladığı ‘neden hedef seçildim’ adlı yazısında da 2004 yılından itibaren yaşadıklarını anlattıktan sonra ‘Ve işte yine uçurumun kıyısındaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Kerinçsiz ekibiyle sınırlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyordum’  demişti. Koruma Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre ve tüm bu gelişmeler dikkate alındığında, MİT ve İstanbul İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler başta olmak üzere yetkililerin, Hrant Dink’e yönelik koruma tedbiri alması yükümlülüğünün bulunduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmediği açıkça ortada.”

Kamuoyunda oluşturulmak istenen “Cinayet cemaatçi polislerin eylemi” algısına da cevap verdi. Olayda bütünsel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Bakırcıoğlu, “Düzenlenecek iddianame bütünsel sorumluluğu içerecek şekilde düzenlenmelidir. Bir grup, kesim veya salt bir kurum görevlilerini içerecek şekilde düzenlenecek iddianame eksik ve hatalı olacaktır.” dedi.

İşte suikast süreci:

6 Şubat 2004 Agos’ta Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğunu iddia eden bir haber yayınlandı.

21 Şubat 2004 Sabiha Gökçen haberi Hürriyet’in manşetine taşındı.

22 Şubat 2004 Sabiha Gökçen haberinden sonra Hrant Dink hedef oldu. Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinden bir açıklama yapıldı.

23 Şubat 2004 Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde görüşmeye çağrıldı.

24 Şubat 2004 Valilikteki görüşmede vali yardımcısının yanında iki MİT görevlisi vardı; Dink tehdit edildi.

25 Şubat 2004 Dink hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

26 Şubat 2004 Agos önünde eylem yapıldı. Bu tarihten sonra basın yayın organlarında Hrant Dink aleyhinde çok sayıda yazı çıktı.

16 Nisan 2005 tarihinde Hrant Dink hakkında ‘Türklüğü neşren tahkir ve tezyif’ suçlaması ile dava açıldı, daha sonra Türklüğe hakaret kararı çıktı. Bu karar sonrası Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferi büyüyerek sürmeye devam etti, yeni davalar açıldı. Duruşmalar sırasında adliye önünde eylemler yapıldı, saldırı girişimleri yaşandı.

19 Ocak 2007  Dink, tetikçi Ogün Samast tarafından öldürüldü.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.