‘Çocuk(ça) Adalet var mı?’
PINAR HİÇDURMAZ

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında, 13-19 Eylül tarihleri arasında 3. kez düzenlenecek olan ‘Uluslararası Kısa Metraj Film Yarışması’ başvuruları 22 Temmuz’da sona erdi. Festival her yıl yeni bir tema belirliyor ve festival sürecinde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen hukukçuların katılımıyla paneller düzenlenip bu tema üzerine tartışmalar yapılarak, çözüm arayışına giriliyor. Bu yıl da suça sürüklenen çocuklar ve çocuk suçları masaya yatırılacak. 50 ülkeden katılımın beklendiği festival için bir de kısa film yarışması düzenlendi. 
‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ konusuna uygun olarak Çocuk, Suç ve Adalet temalarını işleyen kısa filmlerin katılabileceği Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması kapsamında belirlenecek en iyi kısa filme, 6 bin dolar para ödülü verilecek. Filmleri değerlendirecek olan jüri de çok önemli isimlerden oluşuyor. Jüri üyeleri arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den İstanbul Valisi, İstanbul Çocukları Vakfı Başkanı Hüseyin Avni Mutlu’ya, Türkan Şoray’dan Sumru Yavrucuk’a kadar birçok isim yer alacak.
 Festivalin başkanlığını üstlenen Profesör Adem Sözüer ve üyelerden biri olan Profesör Bengi Semerci ile konuştuk. Sözüer’den Türkiye’deki çocuk suç oranlarını, mevcut hukuki süreci ve nedenlerini sorduk. Semerci’den ise “Hangi çocuklar suç işlemeye daha yatkındır, sosyal çevre ve ailenin etkisi, filmlerin ve ekonomik faktörlerin etkisi nedir?” sorularının cevaplarını aldık. 

MODERN BİR KORUMA KANUNUMUZ VAR

Profesör Sözüer, Türkiye’de ortalama her yıl 150 bin çocuk hakkında ceza davası açıldığını şöyle anlatıyor: 
“Her yıl ortalama 180 bin, yıllara göre 200 bin çocuk bir şekilde suça sürükleniyor. Türkiye’deki çocuk nüfusunu dikkate alırsak bu çok yüksek bir oran. Türkiye’de çok modern bir çocuk koruma kanunu var. Fakat mevcut sistem içinde uygulanması mümkün değil. Biz bu çocukları ceza evine göndermeyelim, rehabilitasyon merkezlerinde bir takım tedbirler uygulayalım desek o kadar rehabilitasyon merkezi olması imkansız. Çocukları hangi kapalı kurumda tutarsanız tutun bu kadar sayıda çocukla böyle bir sistemin işlemesi mümkün değil. Zaten işlemiyor da… 

BU SİSTEM YETERLİ OLMUYOR

Her yıl suç oranı biraz artıyor ya da azalıyor. Ama yine de ciddi bir sayıyla karşı karşıyayız. O halde adli sistem dışında yeni bir yol, yeni bir ufuk, yeni bir anlayışla başka bir çözüm bulamalıyız. Yeni bir sistem gütmeliyiz ama bu sadece hukukçuların işi de olmamalı. 
Psikiyatrisiler, sosyologlar, toplum ve toplumu oluşturan bütün birimler ve hatta bireyler bir çözüm düşünmeli. Bu anlamda sinema çok önemli bir araç… Bizim de sinemayı seçmemizin en önemli nedeni de bu. Sinemacılar filmlerinde yaşanan sorunlara farklı gözle bakıp farklı çözümler üretiyorlar. Değişim istiyorsak o halde yeni bakış açılarına ihtiyacımız var. O yüzden Suç ve Ceza Film Festivali iki başlık altında gidiyor. Bütün dünyadan gelen sinemacılar ve bütün dünyadan gelen akademisyenleri aynı platformda buluşturuyoruz. 

UFAK KAVGALAR BİLE ADLİYEYEDE

Hangi suçları işlediklerine gelince; bütün dünyada ve ülkemizde yüzde 70’e varan oranda ‘basit hırsızlık’ suçu işleniyor. Suça sürüklenen çocuklar dendiğinde sokak çocukları zannediyoruz.  Hâlbuki sokak çocukları kadar hatta belki de daha fazlası ailesinin yanında yaşayan çocuklar suç işliyor. Bu çocukların aileleri de zannettiğimiz gibi fakir değil. 
 Arkasından gelen suçsa ‘kavga ve yaralama’. Bunların birçoğu da önemli yaralamalar değil. Bu çocukların birbirleriyle kavga etmesi, yumruk atmasıyla oluşuyor. Eskiden hiçbir şekilde adliyeye intikal etmiyor, çocuklar kendi aralarında çözüyordu bu problemleri. Şimdi sistem farklı olduğu için aileler şikâyet etmeyi tercih ediyor. Dolayısıyla bunlar adliyeye intikal ediyor. Çocuk ilk defa yapmışsa ve tehlikeli bir durum yoksa niye çocuğu adli sisteme sokuyoruz? 

KORUYUCU AİLE SİSTEMİ ŞART

Çocuk 20-30 defa hırsızlık suçu işlemiş ancak hâlâ o ailenin yanında kalmaya devam ediyor. Hiç düşünmüyoruz, demek ki bu ailede bir kullanım var. Öyle olmasa bile çocuğun bu kadar suç işliyor her seferinde dava açılıyor ve aile konuya müdahale etmiyor. Burada bir korucu aile ya da başka bir sistem devreye girmesi şart. Koruyucu aile sistemi Türkiye’de de devreye sokulmalı. Çocuğunu suçta kullanan ailelerden çocukları alınmalı. Yurt dışında bırakın çocuğu suça sürüklemeyi, çocuğuna bağırıp çağıran ailelerden bile çocukları alınıp koruyucu aileye veriliyor. Türkiye’de böyle azımsanmayacak grup var. Çocuklara aileleri tarafından suç kariyeri yaptırılıyor. Bunlar gizli de değil göz önünde yapılıyor. Fakat dediğim gibi biz hepsiyle aynı yöntemle uğraşmaya kalktığımızda buna ne savcı yeter, ne hakim… 

AİLE BİRLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Düzenleme Komitesi’nden Psikiyatrist Prof. Bengi Semerci’nin çocuk suçlarıyla ilgili görüşünü aileler üzerinden yapıyor. “Çocuğun suç işlemiş olması, ona bakmakla yükümlü erişkinlerin, nelerin yanlış olduğunu öğretmemiş olmasından ya da aynı erişkinler tarafından yanlış yapmak üzere yönlendirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Suçun kökeninde kalıtsal, biyolojik ve fizyolojik nedenler kadar duygusal, toplumsal ve yakın çevre etkenleri de sorumlu tutuluyor. 
 - Ailenin birlik veya dağınık olması, ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi, onun ilk sosyal deneyimlerini oluşturacak ve kişiliğinin gelişmesinde önemli bir rol oynar. 
 - Ebeveynin çocuğa sert ya da yumuşak tavırları, değer verip vermemesi, ergenlik çağında ona yardımcı olup olmamasın da son derece belirleyicidir. 
 - Aile içinde ebeveynlerin sürekli yaşanan kavgaları, aile içi şiddetin varlığı, ailede alkol ya da madde kullanımı çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Ailenin çocuk üzerindeki denetimini kaybetmiş olması, çocuğun suç çevreleriyle ilişkisini ve suça yönelmesini kolaylaştırıyor. 
 - Ayrıca ailede suçlu bireyler olması, toplumsal değer yargılarının yanlış öğrenilmesi hem de çocuğun büyüdüğü çevreyi belirlemesi açısından önem kazanıyor. 
 - Yoksulluk, yaşanılan çevre, çevrenin suçu değerlendirme şekli suç oluşmasında önemli etkenler. Kentlerde sorun daha çok göçler nedeniyle oluşuyor. Aile ve çocukların birbirinden kopuşları onların başıboş kalmalarına neden oluyor. 

FİLMLER SUÇA TEŞVİK EDER Mİ? 

Tabii ki filmler suç için tek etken olamaz. Ancak sürekli yinelenen şiddet eylemleri, çocuğun şiddeti sorun çözmede yöntem olarak görmesine neden olur. Özellikle büyük çocukların gördüğü şiddet ve suç oluşturan eylemleri aynen uyguladıkları görülüyor. Suç eylemelerini gerçekleştirenlerin güçlü, iyi, başarılı gösterilerek yüceltildiği durumlar yanlış özdeşimi arttırır. 

Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.