Cumhurbaşkanı Erdoğan, ahtapotu durdurdu
Eski Bosna Hersek İçişleri Bakanı Jusuf Pusina, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin, "Halk o gece sokağa çıkmasaydı, kaç kişinin öldürüleceğini, yaralanacağını, hapse atılacağını bir düşünün. Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan o gece sadece darbe ile yetinmeyecek ve büyük olasılıkla Türkiye'yi bölecek bir ahtapotu durdurdu." dedi.
Bir dönem Bosna Hersek'in İstanbul Başkonsolosu olarak da görev yapan Pusina, Türkiye-Bosna Hersek ilişkilerini, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Türkiye'nin ekonomisi güçlü ve siyasi anlamda saygı duyulan, artık hakkında kararlar alınan değil, bizzat karar alma sürecine müdahil bir ülke haline geldiğini ifade eden Pusina, tüm bunların, güçlü ve birlik içinde bir Türkiye arzulamayan bazı kesimler için engel teşkil ettiğini söyledi.
Pusina, bu kesimlerin Türkiye'deki ekonomik ve siyasi istikrarı durdurmak adına bazı hamleler yapma gereksinimi duyduğunu kaydederek, "Tüm faktörlerden biri de ülkedeki en küçük birimden en üst birime kadar örümcek ağı ören FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen idi. Bu örgüt, işi öngörüldüğü şekilde bitirecekti." diye konuştu.
Güvenlik konusundaki uzman kişilerin, Gülen'in "bu maceraya" yalnız giremeyeceğini iyi bildiğini belirten Pusina, örgütün darbe girişiminde birçok kurum ve kuruluşun, hatta bazı ülkelerin desteğini aldığını vurguladı.
Pusina, Türkiye'deki seçilmiş hükümetin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, birkaç yıldır bu örgüte dair uyarılarda bulunduğunu anımsatarak, FETÖ'nün darbe girişimi gecesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halka yaptığı "sokağa çıkın" çağrısının, darbecileri şaşırtan, beklenmedik bir hamle olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı üzerine halkın o gece sokağa döküldüğünü hatırlatan Pusina, "Erdoğan o gece sadece bir lider ve otorite değil, aynı zamanda Türkiye'de barış isteyen bir vatansever olduğunu da gösterdi." diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN AHTAPOTU DURDURDU"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halkı sokağa çağırarak, belki de Mısır'dakinden dahi daha kanlı sonuçlanabilecek bir süreci engellediğini söyleyen Pusina, şu ifadeleri kullandı:
"O günlerde de bu darbe girişimin iyi organize olduğunu belirtmiştim. Darbe girişimine ordudan, bürokrasiden, polisten, muhalefet partilerinden dahil olanlar vardı. Aynı zamanda enformasyon olanakları, devlet kurumları, havalimanları, köprüler, garlar bloke edilmişti. Meclise saldırılmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan öldürülmek istenmişti. Halk o gece sokağa çıkmasaydı, kaç kişinin öldürüleceğini, yaralanacağını, hapse atılacağını bir düşünün. Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan o gece sadece darbe ile yetinmeyecek ve büyük olasılıkla Türkiye'yi bölecek bir ahtapotu durdurdu. Aslında bu, üzerinde az konuşulan, tartışılan ve belki de konuşulmak istenmeyen mesele."
Mısır'daki darbenin tek bir generalin önderliğinde gerçekleşmesine rağmen çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini veya hapse atıldığını anımsatan Pusina, Türkiye'deki darbe girişimine ise ordunun farklı birimlerinden çok sayıda generalin katılmış olmasına rağmen girişimin başarısız olduğunu kaydetti.
Pusina, Türkiye'deki girişimin halkın sokağa inmesi sonucu engellendiğini belirterek, Türkiye'deki iktidarın ve muhalefetin birlikte darbeyi kınaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı desteklemesiyle ülkede yeni bir demokrasi süreci mozaiği inşa edildiğini söyledi.

"GÜLEN'İN TÜRKİYE'DE YARGILANMASI KAÇINILMAZ"
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesi konusunda ABD'nin Türkiye'nin talebini karşılamasını beklediğini dile getiren Pusina, "Gülen'in Türkiye'de yargılanması kaçınılmaz." ifadesini kullandı.
Pusina, Fetullah Gülen'in terör örgütünün Türkiye genelinde dallanıp budaklandığını aktararak, bu örgütün Türkiye dışında da ağlarının bulunduğunun herkesçe bilindiğini söyledi.
Gülen'in Türkiye'ye iadesinin, 15 Temmuz'da Türkiye'de yaşananlara karıştığının ya da doğrudan katıldığının kanıtı olduğunu vurgulayan Pusina, Türkiye ile ABD arasındaki teröristlerin iadesine ilişkin anlaşma göz önüne alındığında, ABD'nin Gülen'i iade etmemek için çok fazla şansı olmadığını kaydetti.
Pusina, her ne kadar Gülen'in iade edileceğini düşünse de bunun "bir gece olup bitecek bir iş olmadığını" ifade ederek, "Nihayetinde Gülen'in Türkiye'ye iade edileceği ve burada yargılanacağı kanaatindeyim." şeklinde konuştu.

EKONOMİK İLİŞKİLER
Bosna Hersek'teki Türkiye etkisini de değerlendiren Pusina, Türkiye'nin hala Bosna Hersek tarafını memnun edecek bir düzeyde etkili olamadığını belirterek, "Türk ekonomisi çok güçlü. Türkiye çok güçlü bir ülke. Bosna Hersek'e yatırım yapma imkanına sahip. Bosna Hersek'teki Türk yatırımları, hala Sırbistan'daki Türk yatırımları düzeyinde dahi değil. Bosna Hersek'in Türkiye'ye sunacağı çok potansiyeli var." dedi.
Bosna Hersek'in konum itibarıyla AB ülkelerine yakın olduğunu, aynı zamanda Bosna Hersek'te üretilen ürünlerin AB ülkelerine ihraç edilebildiğini anımsatan Pusina, tüm bunların Bosna Hersek'in Türk yatırımcılara sunulabileceği avantajlar olduğunu kaydetti.
Pusina, Türk işadamlarının Bosna Hersek'te para kazanabileceğini vurgulayarak, "Yatırım yapan herkes, doğal olarak kar elde etmek, parasını boşa harcamamak ister. Bosna Hersek'e yatırım yapanlar, gerçekten kar edebilirler. Aynı zamanda ülke ekonomisine ve Bosna Hersek vatandaşlarına da katkıları olur." diye konuştu.

SIRP CUMHURİYETİ'NDEKİ REFERANDUM
Pusina, Bosna Hersek'teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nde (RS), 25 Eylül'de yapılması planlanan RS Günü Referandumu'na da dikkati çekerek, bu referandumun Bosna Hersek'i, Bosna Hersek kurumlarını, Anayasa Mahkemesi kararlarını yok saydığını ve Bosna Hersek'i istikrarsızlaştırmayı hedeflediği değerlendirmesinde bulundu.
Referandumdan çok verdiği mesajların tehlikeli olduğunu savunan Pusina, "Çünkü bu referandum, iki yıl sonra yapılacağı açıklanan ve RS'nin Bosna Hersek'ten ayrılmasının oylanacağı referandum için test niteliğinde. Bu şekilde, Kosova'nın karşılığı alınmak isteniyor." ifadelerini kullandı.
Uluslararası toplumun tepkisiz kalmasını eleştiren Pusina, tüm bu gelişmelerin 1990'lı yılları anımsattığını, o dönemde de uluslararası toplumun eski Yugoslavya topraklarındaki değişimlere karşı sessiz kaldığı ve bugün de aynı şeylerin yaşandığını aktardı.
Pusina, her zaman barış yanlısı, barışı arzulayan biri olduğunu, ancak Bosna Hersek'in sorunlarını barışçıl bir şekilde çözmesi ihtimalinin bulunduğu konusunda emin olamadığını söyledi.
Bosna Hersek'i "devleti ve vatanı" olarak gören hiçkimsenin, bu ülkeden bir adım kadar dahi toprak parçasını başkalarına vermeyeceğine inandığını vurgulayan Pusina, "Burada, Bosna Hersek'in sessizce bölünmesine izin verilmeyecek kadar kan aktı. Bu nedenle, ülkenin bölünmesini isteyenler, bunun nasıl sonuçlar doğuracağının da bilincinde olmalı. Aynı zamanda bu, uluslararası topluma da Bosna Hersek'i daha ciddiye alması konusunda bir mesajdır." diye konuştu.


Habertürk
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.