'Emir komuta altında bir yargı istemiyoruz'

Feyzioğlu, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yılında darbe girişimi ve örgütle mücadeleye ilişkin görüşlerini AA muhabirleriyle paylaştı.

15 Temmuz darbesini önlerken hayatını veren tüm şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Feyzioğlu, yaralanan vatandaşlara da şifa ve sabır dileğinde bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kahraman, devlete ve hukuka, Anayasa'ya bağlı büyük çoğunluğuyla birlikte kahraman vatandaşların el ele darbe girişimini önlediklerini belirten Feyzioğlu, o gece dik duran herkese minnettar olduğunu bildirdi.

Aynı dik duruşu sergileyen meslektaşlarına ve barolara da teşekkür eden Feyzioğlu, 15 Temmuz gecesi darbeciler Meclisi bombalarken, Ankara'ya mermiler yağdırırken, onlara karşı tavırlarını çok net ortaya koyduklarını anlattı.

"Türkiye bir iç savaşın eşiğinden döndü"

Darbe girişiminin yaşandığı gece Türkiye'nin bir iç savaşın eşiğinden döndüğünü kaydeden Feyzioğlu, şunları söyledi:

"Amaç zaten ya ülkeyi ele geçirmek ve istedikleri gibi bir emperyal yapıya bağlamaktı ya da olmazsa iç savaşa sürükleyip bu iç savaşın kargaşası içinde Türkiye'den toprak koparmaktı. Ben öyle okuyorum bu durumu. Nitekim PKK'nın şükürler olsun ki sağduyulu halkımızı ikna edemediği, ayaklanma girişimi projesiyle de birlikte düşünürseniz -işte o hendekler, çukurlar- orada başaramadığını burada silahlı kuvvetlerin unsurları birbiriyle orta Anadolu'da savaşırken ülkeyi rahatlıkla parçalayabileceklerdi. Yani biz bunun eşiğinden döndük. Bir Suriye, bir Irak olmanın eşiğinden döndük."

Milletin bileğinin hakkıyla kazandığı bu şansı iyi, doğru kullanması gerektiğini vurgulayan Feyzioğlu, kurumlar yıpratıldığı için bu noktaya gelindiğini kaydetti.

Bu nedenle ülkenin hukuka dört elle sarılması gerektiğini ifade eden Feyzioğlu, "Mutlaka ve mutlaka bu coğrafyadan ve binlerce yıllık tecrübemizden edindiğimiz bilgiyle şunu içimize sindirmemiz lazım: Adaleti tecelli ettiren bir devlet mutlaka bütünlüğünü, birliğini korur. 81 milyon vatandaşımızın birliğini, beraberliğini her türlü senaryoya rağmen koruyabilmesi adalet paydasında, hukukun üstünlüğü paydasında buluşmasına bağlı." değerlendirmesinde bulundu.

"Emir komuta altında bir yargı istemiyoruz"

Türkiye Barolar Birliğine gelen yabancı heyetlerin ihraç edilen hakimleri, yargılamaları sorduklarını aktaran Feyzioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben de onlara şunu söylüyorum, benim ağzımdan dünün bugünden daha güzel olduğuna dair bir cümle duymayacaksınız, duyamayacaksınız. Çünkü dün bir karabasanın içindeydik. FETÖ'cü hakimlerin, o emir talimat alan ve hakimliklerini sadece göstermelik üzerine giyen, savcılıklarını sadece o cübbeleriyle göstermeye çalışan ama içeride militan olan yapılarla karşı karşıyaydık. Dolayısıyla bana dünü methettimerezsiniz. Ben bugünün de yanışlarını söylüyorum, eleştiriyorum. Ama bugünün yanlışını söylemek dünü övmek anlamına gelmemeli. Burada aslına bakarsanız bana göre ince de olmayan, kapkalın bir çizgi var. Emir komuta altında bir yargı istemiyoruz. Kürsüden siyaset yapılmasını istemiyoruz. Siyasetin emrinde bir yargı istemiyoruz."

Bunun tecrübelerinin yaşandığını, ülkeyi yanlış yerlere götürdüğünün görüldüğünü vurgulayan Feyzioğlu, bundan dersler çıkarılması gerektiğini  belirtti.

"Terör örgütünden gelen talimatla karar veren bir yapı vardı"

Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğine işaret eden Metin Feyzioğlu, şöyle devam etti:

"Ufuk orada, biz karar vereceğiz nereye varacağımıza. Gelin adaletine güvenilen, yargısına sığınılan ve 'yargı doğru karar verir, haklıya haklı, haksıza haksız der' diye, insanlarımızın çoğunun bu duygu, bu güven içinde olduğu bir Türkiye'yi hep birlikte yapalım. Dün bunu yapamazdık. Çünkü bir terör örgütünden gelen talimatla karar veren bir yapı vardı. Ele geçirmişti, her yere sızmıştı. Yargı açısından konuşuyorum, devletin diğer kurumları açısından öyle olduğu besbelli ortaya çıktı. Bugün bunu yapabiliriz. Yeter ki bu konuda hep birlikte tüm unsurlar karar versin ve yapalım. Biz üstümüze düşen ne varsa yapmaya hazırız. Yaptığımızı da ispatladık defalarca. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yanındayız ve devletin insanı merkeze alan, yargısı bağımsız, tarafsız, insanın refahını önceleyen bir devlet olarak sonsuza kadar yaşaması için üstümüze düşen her şeyi bundan sonra da yapmaya hazırız, böyle biline."

Darbe girişiminin ardından Ekim ayında ABD'de Uluslararası Barolar Birliğinin toplantısına katıldığını hatırlatan Feyzioğlu, burada senatörlerle, temsilcilerle, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle, siyasi kanaat önderleriyle görüştüğünü ve durumu anlattığını belirtti.

Feyzioğlu, ABD'de, "darbe girişimi yoktur, bunların hepsi bir senaryodur, tiyatrodur" gibi bir hava yayılmak istendiğini, kendisinin de bunun böyle olmadığını, devletin tüm kurumlarının bir işgal girişimi altında bulunduğunu ve bunun en sonunda fiili bir işgal girişimine dönüştüğünü anlattığını bildirdi.

Hiçbir siyasi taraf adına konuşmadığı için anlattıklarının etkili olduğunu ifade eden Metin Feyzioğlu, örneğin Alman Barolar Birliği Başkanı'nın, "Sizi dinleyene kadar bambaşka bir şey vardı kafamda, sizden sonra durumu anladım." dediğini, bu konuda resmi yazıların da bulunduğunu kaydetti.

El birliğiyle yargının güvenilir hale getirilmesi gerektiğine değinen Feyzioğlu, "El birliğiyle bunu yaparsak, Türkiye başarır, gerçekten bütün zincirlerini kırar, uçar gider ama yargıyı güvenilir hale getirmezsek, tarihin bize verdiği bilgilerle sabit ki yargısı adalet dağıtmayan, yargısının adalet dağıttığına halkının ikna olmadığı devletler birliklerini, bütünlüklerini dış tehditlere karşı koruyamıyorlar." dedi.

Herkesin aynı gemide olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, "Bu geminin önü batarsa arkası da batıyor, sağı batarsa solu da batıyor. Ya da bu gemi ufka açılacak ve başaracak. Başarması da mümkün, her şeye sahibiz. Birliğini koruyan devletlere hiçbir şey olmaz. Ne dış senaryolar, ne ekonomik sıkıntılar, ne ekonomik müdahaleler, ne dış müdahaleler, birliğini koruyan devletlere, milletlere hiç bir şey olmaz. Ama devletin birliğini koruması için milletin birliğini koruması lazım, milletin birliğini koruması için mutlaka yargısının güvenilir olması lazım." diye konuştu.

"İade duruşmasında bir ABD senatörü"

Türk Dili Konuşan ve Akraba Ülkeler Avukat Örgütleri Birliği'nin (TÜRK-AV) başkanı olarak Gürcistan'a yaptığı ziyareti anlatan Feyzioğlu, "Gürcistan'daki FETÖ yapısının çok önemli bir ismi Türkiye'den iade talepli olarak tutuklanıyor ve oradaki Gürcü hukukçu arkadaşlarımızın da bana verdiği bilgiye göre, deliller sağlam ve herkes Türkiye'ye iade edileceğine kesin gözüyle bakarken maalesef iade duruşmasında bir ABD senatörü geliyor, duruşmaya oturuyor izleyici olarak, ne dedi, ne demedi, öncesinde ne oldu, ben bunları bilemem, ve iade talebi reddediliyor, tahliye çıkıyor. Şimdi bunun yüzde 1'ini biz yapsak dünyayı başımıza yıkarlar." ifadelerini kullandı.

Kosova'yı ziyaret ederken de oradaki yapının önemli unsurlarının Türkiye'ye iade edildiğini aktaran Feyzioğlu, bununla ilgili Kosova'da büyük bir hükümet krizi yaşandığını anlattı.

Feyzioğlu, bunun üzerine Kosova televizyonunda canlı yayında, "Siz bu yapıyı şaka falan sanıyorsunuz. Bu yapı, siz onların dediğini yaptığınız sürece tamamen hayırsever görünecek size. Ama ne zaman ki istediklerini vermeyeceksiniz, milli menfaatlerinize aykırı bulup, 'bunu da yapamam' diyeceksiniz, sizde iç savaş çıkaracaklar." sözleriyle örgütü anlattığını bildirdi.

Örgütün tipik okul projesinin Kosova'da da sürdürüldüğünü, o okullardan çıkan çocukların iyi yerlere gelmesinin sağlandığını, bunun tam bir işgal projesi olduğunu söylediğini belirten Feyzioğlu, yayından sonra kendisine yönelik sosyal medyadan bir saldırı başladığını kaydetti.

Feyzioğlu, gizli kamerayla havaalanına indiği andan itibaren çekilmiş fotoğraflarının sosyal medyada, "Feyzioğlu, iade operasyonuna müdahale etti" gibi yalan yanlış ifadelerle yayılmaya çalışıldığını aktardı. Metin Feyzioğlu, böylece havaalanına indiği andan itibaren izlendiğini anladığını belirtti. 

Türkiye'nin çok akıllı politika yürütmesi ve örgütü iyi anlatması gerektiğine işaret eden Feyzioğlu, şunları söyledi:

"Bu belayı tüm dostlarımıza, tüm komşu ülkelere, Balkanlara özellikle, -bakın Balkanlar o kadar önemli ki, Balkanları bir tümör gibi sarmışlar- anlatmamız lazım. Bunu sadece hükümet yetkililerinin anlatması yetmiyor. Çünkü onlar anlattığı zaman hemen duvar gibi dinliyorlar, 'siz bunları muhalif görüyorsunuz, siz tarafsınız' diyorlar. Bunu biz anlattığımız zaman o yapı nasıl öfkeleniyor anlatamam size. Yok etmek istiyor bizi. Yok etmek adına da ülke içindeki unsurlarını, kriptolarını aleyhimize hemen her kanaldan devreye sokuyor. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin uyanık olması lazım. Dostu, düşmanı bundan böyle çok iyi ayıklaması gerekiyor. Allah bir daha böyle bir belayı başımıza vermesin diyorum. Ama bu beladan kurtulmanın ve bir daha başımıza gelmemesinin yolunun yargının güvenilir hale getirilmesi ve mutlaka tarafsızlığının, bağımsızlığının, kalitesinin tartışmasız sağlanması gerektiğini ifade ediyorum." (AA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
saffet 2 gün önce

Yargı ne durumda yargı halk içindir ama malesef şimdilik avukatların para kazanması safhası içinde bocalıyor diye düşünüyorum