Ergin'den palalı saldırganın serbest bırakılmasına tepki
Deniz ZEYREK

Türkiye, ilginç bir dönemden geçiyor. Polis içindeki atamalar, yargıdaki cepheleşme, esas anlaşmazlığın hükümetle muhalefet arasında değil, hükümete destek veren yüzde 50’nin içinde yaşandığını ortaya koyuyor. Danıştay, hükümetin çıkardığı yasayı protesto etmek için başkan seçmiyor, hükümet Danıştay’a 6 yeni üye atanmasın diye HSYK’nın toplanmasını engelliyor, yargı ve polis hükümeti zor durumda bırakacak uygulama ve kararlara imza atıyor...

İstanbul Talimhane’de polis müdahalesinden kaçarken işyerinin önüne gelen göstericilere ve vatandaşlara saldıran, elindeki palayla bir kişiyi yaralayan Sabri Çelebi, önce polisin göstericilerden esirgediği ‘samimi ve iyi muameleyi’ görmüş ve serbest bırakılmıştı. Tepki gelince de telefonla ifadeye davet edilmek suretiyle hakkında işlem başlatılmıştı. Savcının tutuklama istediği Çelebi, nöbetçi mahkeme tarafından da serbest bırakılmıştı. Kamuoyundan yargı kararına gelen tepki dinmezken, mahkeme kararı hakkında tepkileri daha da arttıracak bir detay ortaya çıktı şimdi. Polis ve yargı karar verilirken hazırda pala hakkında kriminal rapor olmadığı için zanlı ile ilgili kararda palayı suç aleti olarak hesaba katmamıştı ve zanlı hakkında sadece ‘kasten yaralama’ ve ‘görevli memura mukavemet’ dışında işlem yapmamıştı.

Sadece garip mi?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, zanlının serbest kalmasını değerlendirirken, “Elinde bir pala, bir satır olan herkese sataşan, kimine tekme atan korkunç bir görüntü. İnsanların can ve malına zarar veren, tehdit kokan bir harekettir. Uzun süre ekranlarda kalmıştır. Savcılık tutuklama talebiyle göndermiş, mahkeme serbest bırakmıştır. ’Neden serbest bırakılmıştır’ derseniz bunu hâkime sormak lazım. Ben de bunu sizin gibi çok garip karşıladım” dedi. Arınç’ın bu görüşü, kişisel görüşü değil, zira kulislerde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in de serbest bırakılma kararı verildiğini duyduğu anda tepkisini sert bir şekilde gösterdiği konuşuluyor. Üstelik Bakan Ergin, gerekli kanallardan bu tepkisini yargıya iletmişti.

Olay münferit mi?
Gezi eylemleri nedeniyle gözaltına alınan birçok zanlı, ‘protesto eylemine katılması tutuklama gerekçesi olamaz’ gibi kararlarla serbest kalmıştı. Bu kararların AİHM’nin barışçıl gösteri hakkına ilişkin kararlarını örnek alması takdir toplamıştı. Buna karşın bazı mahkemeler, gaza karşı kullanılan atılabilir maske, baret gibi delillerle tartışmalı tutuklama kararlarına imza atmıştı. Tutuklama kararları kamuoyunda eleştirilerin hedefi olmuşken, bir başka tartışmalı karar da Ethem Sarısülük’ü vuran polis memurunu ‘meşru müdafaa’ gerekçesiyle serbest bırakan mahkemeden gelmişti. Hükümet, Gezi Parkı eylemleri sürerken birçok kez polisin imza attığı kötü muamele görüntülerini, mahkemelerin tartışmalı kararlarını savunmak zorunda kalmıştı. Palalı saldırganın serbest kalması, hükümette bu tür kararlara ve uygulamalara karşı bardağın taşmasına neden oldu ve Arınç, sözcü olarak Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıkça tepki gösterdi.

Ankara’da kulisleri hareketlendiren iki önemli detayla birlikte ele almak, yukarıda sıraladığım gelişmelerin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Öncelikle hükümetin emniyette yaptığı son atamalar, Emniyet Teşkilatı’nda ve İçişleri Bakanlığı’nda ‘rahatsızlık’ kazanını kaynatıyor. Başta istihbaratçılar olmak üzere bazı görev değişiklikleri ‘cezalandırma’ olarak görülüyor. Diğer taraftan, benzer bir durum yargı camiasında söz konusu. Mesela Danıştay, hükümetin geçen hafta TBMM’den geçirdiği yasayı protesto etmek için iki haftadır başkan seçmiyor. HSYK’nın Danıştay’a ataması gereken 6 üye de, hükümetin tavrı nedeniyle HSYK toplanamadığı için atanamıyor. Böyle bir ortamda hükümetin palalı saldırganı serbest bırakan yargıç hakkında işlem yapması için HSYK’yı harekete geçirmesi de zor görünüyor. Rahatsızlık sadece Danıştay ve HSYK ile sınırlı değil, son yasal düzenleme ile yargıçların özlük haklarında olumsuz sonuçlar ortaya çıkmasına tepki gösteren Yargıtay’da da homurtular yükseliyor. Üstelik hem polis hem yargıda sorun yaşanan kesimler, yine AK Parti döneminde o görevlere getirildi. Bu arada unutulmaması gereken bir detay, Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk süreleriyle ilgili yasal düzenlemeyi iptal etmesi, yeni yasal düzenleme için 1 yıl süre vermesi, mahkemelerin AYM kararına rağmen haklarında hiçbir hüküm kurulmadığı halde 5 yıldan fazla zamandır tutuklu bulunan vatandaşlarla ilgili olumsuz kararlar verme ihtimali de hükümeti kara kara düşündürüyor.



Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.