'Gizli anayasa' AYM gündeminde
ANKARA – Milli Güvenlik Kurulu tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “Kırmızı Kitap” yada “Gizli Anayasa” olarak kabul edilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, 2005 yılında Bakanlar Kurulu tarafından aynen kabul edildi. Söz konusu belgelenin içeriği gizli tutuldu, kamuoyu ve TBMM’ye paylaşılmadı. Ancak o dönemde çıkan haberlerde söz konusu belgenin devletin iç ve dış siyasetini belirleyen bir belge olduğu yönünde haberler yansıdı.

DANIŞTAY’A DAVA AÇILDI
Bunun üzerine söz konusu belgenin içeriğinin gizli tutulması ve parlamentoyla bile paylaşılmamasını Anayasa aykırı olduğunu düşünen İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ile belgeyi onaylayan Bakanlar Kurulu kararının” yürürlüğünün durdurulması ve iptali talebiyle Danıştay’a dava açtı.

GİZLİ TUTULAMAZ
Dava dilekçesinde, demokratik bir hukuk devletinde devletin iç ve dış temel siyasetini belirleyen herhangi bir belgenin, kamuoyundan ve özelikle de yasama organında ve üyelerinden gizli tutulması düşünülemez olduğuna işaret edilerek “Bu gizlilik, belgeyi onaylayan Bakanlar Kurulu’nun MGK üyesi olmayan üyelerini de kapsamaktadır. MGSB içeriği ve milli güvenlik anlayışı itibariyle temel özgürlükler ve insan haklarına da aykırıdır” denildi.

ÖZLÜ METİNMİŞ
Başbakanlık da davaya ilişkin Danıştay’a gönderdiği savunmada MGSB’ye ilişkin şunları kaydetti: “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin doğrudan iç ve dış güvenlik boyutu taşıyan konulara, milli güvenliğe yönelik devlet politikalarını tespite ve temel hassasiyetleri vurgulamaya ilişkin ana hatları ihtiva eden özlü bir metin olduğu, söz konusu bu belgenin açıklanması ve öğrenilmesinin devletin dış ilişkilerini, milli savunmasını ve milli güvenliğini zaafa uğratacaktır.”

ÇAĞDAŞ DEMOKRASİNİN GÖSTERGESİ DEĞİLMİŞ
Başbakanlık savunmasında söz konusu belgenin içeriğinin TBMM ile paylaşılmamasını ise “MGSB’nin hazırlanışı ve kabul edilişine ilişkin süreçte TBMM’ye verilen hiçbir görev ve yetki bulunmamaktadır. Bu tür belgelerin meclis onayına sunulup sunulmaması davacıların iddia ettiği gibi çağdaş bir demokrasinin göstergesi değildir. AB ülkelerinde de bu konuda herhangi bir standart bulunmamaktadır. Milli güvenlik kavramının ülkemizde geniş tanımlandığına ilişkin davacı iddiası dayanaktan yoksundur” diyerek açıkladı.

İNCELENMEKSİZİN RET
Davaya bakan Danıştay 10. Dairesi, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin iptaline ilişkin talebi incelemeksizin reddine karar verdi. Gerekçe olarak da Milli Güvenlik Kuru (MGK) kararlarının tavsiye niteliğinde olduğuna işaret ederek “İdarenin tek taraflı irade beyanıyla kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren etkili ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde bulunmamakta” denildi. Daire Bakanlar Kurulu’nun onayına ilişkin işlemde de hukuka aykırı bir durum olmaması nedeniyle reddine karar verdi.

KARAR HUKUKA UYGUN
İHD Genel Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan, dairenin kararını temyiz etti. Kararın temyiz incelemesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 5 Kasım 2012 tarihinde karara bağlandı. Kurul, dairenin kararının hukuka uygun olduğunu bildirdi. Kararın kesinleşmesi üzerine 5 Mart 2013 tarihinde taraflara tebliğ edildi.

MGSB KALDIRILSIN
Kararın tebliğ edilmesi üzerine İHD ve THİV, bireysel başvuru yoluyla 15 Nisan 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvuruda, MGSB ve bunu onaylayan Bakanlar Kurulu kararının temel hak ve özgürlüklere açıkça aykırı olduğu altı çizilerek, şöyle denildi: “Türkiye’de yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan MGSB ve bu belgeyi yürürlüğe koyan Bakanlar Kurul kararı mutlaka kaldırılmalıdır. 2006’da açılan davanın 2013’te ret kararı ile sonuçlandırılması başlı başına adil yargılama hakkının ihlalidir. Hukuka aykırılık nedeni ile başvuruculara ayrı ayrı 50’şer bin lira manevi tazminat verilmesi gerekir.”

IRKÇILIK NEDEN İÇ TEHDİT DEĞİL
Dava dilekçesinde ayrıca, MGSB’de aşırı solun temel bir iç tehdit olarak yer verildiğine ilişkin kamuoyuna bilgiler yansıdığına da vurgu yapılarak “Niçin bu belgede aşırı sol temel bir iç tehdit unsuru olarak görülürken, bütün dünyada ciddi bir tehlike olarak kabul edilen ırkçılık, faşist akımlar ve muhafazakâr örgütlenmeler, temel bir iç tehdit unsuru olarak görülmemiştir? MGK topluma egemen olmasını istediği düşüncelerin dışındaki tüm muhalif düşünceleri, güçleri yok etmek adına böyle bir belge hazırlamıştır. Bakanlar Kurulu da bu belgeyi milli güvenlik kılıfı altında kabul etmiş ve onaylamıştır. Bu belgenin hazırlanmasına hakim olan iç ve dış güvenlik anlayışının Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının temel hak ve özgürlüklerini Anayasaya aykırı olarak sınırlandırdığı çok açıktır. Söz konusu belge TBMM üyelerince dahi incelenememektedir” denildi.


Haber: MESUT HASAN BENLİ / Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.