Gözaltında işkenceye 55 bin lira tazminat
Ankara'da 2001'de gözaltına alınan Şenol G, 6 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandı. Tutuklamaya itiraz dilekçesinde, gözaltındayken işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle şikayette bulunan G'nin bu iddialarına ilişkin soruşturma başlatılmadı. İki ay tutuklu kalan Şenol G, tahliye edildikten sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar şikayette bulundu.

Başvurucunun iddiaları kapsamında başlatılan soruşturma sonucunda 9 polis memurunun "kötü muamele" suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. Yapılan kovuşturma sonucunda, 4 polis memurunun "cürmü söyletmek için işkence yapma" suçunu işledikleri sabit görülerek, her birinin 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Bu karara yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Şenol G, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, "gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı, kötü muamele iddialarına ilişkin etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının ve yargılamanın adil yapılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini" ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan "işkence yasağının" usul ve maddi yönden ihlal edildiğine karar vererek, başvurucuya 55 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi.

Karardan

Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete'de yayımlanan kararında başvurucunun, gözaltında kaldığı süre boyunca "tecrit ve baskı koşullarındatutulduğunu, ifade vermesi için kendisine baskı yapıldığını, gözünün siyah bantla kapatıldığını, ifade sırasında küfürlere maruz kaldığını, kaba dayaktan geçirildiğini, elbiseleri çıkarılarak tacize uğradığını ve tecavüzle tehdit edildiğini, vücuduna tazyikli su tutularak işkenceye maruz kaldığını ileri sürerek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini" ileri sürdüğü belirtildi.

Başvurucunun gözaltı sonrası aldığı doktor raporunun, işkence iddialarını doğruladığı ifade edilen kararda, sanık polislerin ise başvurucudakiyaraları "kendi kendine yapmış olabileceği ya da şüphelilerin kendi aralarında yaralanmaya sebep olmuş olabilecekleri" gibi muğlak beyanlar dışında bir açıklama getirmedikleri kaydedildi.

Kararda, "Somut olayda, insan onuru ile bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çektiren, algılama ve irade yeteneklerini etkileyen,aşağılanmaya yol açan nitelikteki muamelelerin, başvurucudan bilgi almak, isnat edilen suçları kabul ettirmek, cezalandırmak ya da yıldırmak amacıyla yapıldığı, 6 gün boyunca birbirlerine eklenmiş yöntemlerle, belli bir kasıt altında şiddetli fiziksel ağrı ya da ruhsal acı verilmek suretiyle direncini kırma ve aşağılama amacıyla korku, endişe ve aşağılık duygusu hissettirir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır" denildi.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanma koşulları

Sanık 4 polis hakkında suçun sabit görülmesine karşın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin, sorumluların cezasızkalmalarına neden olduğu vurgulanan kararda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının koşulları anlatıldı. Yüksek Mahkemenin kararında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, yalnızca maddi zararları kapsadığı, "manevizararlarda" uygulanmayacağı şeklindeki yorumu da hatırlatıldı.
Kararda, "Mahkemenin, işkence gibi vahim suç oluşturan bir fiilin hiçbir şekilde hoş görülemeyeceğini göstermekten ziyade işkence suçu sanıkları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermesinin, bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki doğurmaktan uzak olması nedeniyle devletin koruma yükümlülüğüne aykırı davrandığı sonucuna varıldığı" belirtildi.

Şartlar ne olursa olsun, yetkililerin resmi şikayet yapılır yapılmaz harekete geçmesi gerektiği vurgusu yapılan kararda, şikayet yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösterir yeterli ve kesin belirtiler bulunması durumunda soruşturma açılmasının sağlanması gerektiğine işaret edildi. 

Başvurucunun işkence ve kötü muamele iddiaları doğrultusunda kamu makamlarınca derhal harekete geçilmediği, soruşturma ve kovuşturmanın hızlı ve etkili biçimde sonuçlandırılması için gerekli hassasiyetin gösterilmediği, tüm sorumluların tespit edilmesini sağlayabilecek yeterlilikte bir araştırma yapılmadığı değerlendirmesinde bulunulan kararda, bu nedenlerle de başvurucunun işkence ve kötü muamele yasağının "usul boyutu" bakımından ihlal edildiğine karar verildi.

Tazminat talebi

Başvurucu, Anayasa'nın 17. maddesinin ihlali nedeniyle 80 bin lira manevi tazminat talebinde bulundu, ayrıca "yargılamanın uzunluğu nedeniyle zamanaşımı sürelerinin dolmak üzere olduğunu, ayrıca yeniden yargılamaya karar verilmesi durumunda, 11 yılı aşkın süredir yürütülen adli mücadelenin yeniden başlayacak olması nedeniyle bir kez daha kendisinin mağduriyetine sebep olunacağını" belirtti.

Anayasa Mahkemesinin kararında, yargılama sürecinin uzunluğu, zaman aşımı süreleri, suç tarihi gözetildiğinde yeni delillere ulaşmanın ve varsa diğer sorumluların tespitinin zorluğu ve başvurucunun beyanı gözetildiğinde, yargılamanın yenilenmesine hükmedilmesinde hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varıldı.

Kararda, 80 bin lira manevi tazminat isteyen başvurucuya, yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı karşılığında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak net 55 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. (Kaynak: CNN Türk)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.