Hakime çarşaflı kadına 'hakareten' ceza istemi
Mütalaada, hakimin sarf ettiği hakaret sözlerinin katılanın sözlerine karşı söylemiş olsa bile, bu durumun ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine dayanak oluşturmayacağını belirtildi.

İcra Ceza Mahkemesi Hakimi A.'yı, çarşafını çıkarmadığı için mahkeme salonundan çıkardığı N. S.'ile girdiği tartışmada "Terbiyesiz, ahlaksız, ukala" sözleri nedeniyle hakaret suçundan yargılanmasına Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nde devam edildi. Duruşmada, hakim A. mazeret dilekçesi sunarken, şikayetçi N.S. hazır bulundu. Yargıtay'a ağzı dahil kapattığı çarşafı ile gelen S., duruşmaya çarşafın ağız kısmını açarak katıldı. Davanın bugünkü duruşmasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı mütalaada, kişilere inanç düşünce ve ırk ayrımı yapmaksızın tarafsız davranmak ve adalet dağıtmakla görevli bir hakim olan A.'nın sarf ettiği, "terbiyesiz, ahlaksız, ukala" sözlerindeki hakaret kastının, hafifleten veya ceza verilmesine yer olmadığı uygulamasına neden olabilecek nitelikte sayılamayacağına dikkat çekti. Mütalaada, hakimin sarf ettiği hakaret sözlerinin katılanın sözlerine karşı söylemiş olsa bile, bu durumun ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine dayanak oluşturmayacağını belirtildi.

-SUÇ ALENEN CEZA ARTSIN TALEBİ-

Mütalaada, Hakim A.'nın, TCK'nın "hakaret" başlığını taşıyan, 125. maddesinin, 3. fıkrasının "Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz" ibaresini içeren (b) bendi uyarınca cezalandırılması talep edildi. Mütalaada ayrıca A.'nın 125, maddesinin 4. fıkrasından da ceza talep edildi. Söz konusu madde "hakaretin alenen işlenmesi halinde cezanın altıda biri oranında artırılmasını" öngörüyor. Mütalaada, Hakimin TCK'nın belli haklardan yoksun bırakılma başlığını taşıyan 53. maddesinden de cezalandırılması talep etti. Savcının mütalaasını açıklamasının ardından söz alan şikayetçi N. S., sanığın hak ettiği cezayı almasını istediğini belirtti. Duruşma, Hakim A.'nın savunmasını yapması için ileri bir tarihe ertelendi.

-İLK KARAR BERAAT-

Mahkeme hakimi A.'nın, çarşafını çıkarmasını istemesi üzerine davacı N.S. ile hakim arasında yaşanan tartışma mahkemelik olmuştu. Davacı S., A.'nın kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle şikayette bulunması ve soruşturma izni verilmesi üzerine, A. hakkında hakaret davası açıldı. İlk derece mahkemesi olarak davaya bakan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, A.'nın beraatına karar verdi. Dairenin kararında, A.'nın duruşmaya siyah çarşaflı gelen N.S.'ye başını açmasını söylediği, S.'nin yüzünü açmakla yetinmesi üzerine hakimin bu konuda ısrar ederek başını açmadığı takdirde duruşma yapmayacağını belirttiği kaydedildi. Kararda, S.'nin bunu reddettiği, hakimin de duruşma salonundaki erkekleri dışarı çıkarıp 3 bayan kaldıklarını ve başını açabileceğini söyleyerek, bu konudaki isteğini tekrarladığı belirtildi. S.'nin bu isteği de reddettiği ve başını açmaması nedeniyle dışarı çıkması istendiğinde de başını açmayacağını, dışarı da çıkmayacağını söylediği ifade edilen kararda, S.'nin elini önündeki masaya sert bir şekilde vurduğu, bu konuda tutanak tutulduğu sırada da kapıya yönelip açarak, "Uğradığım haksızlığa ve bu rezalete herkes şahit olsun" dediği kaydedildi. Kararda, A.'nın S.'ye "Burada ne rezalet var - Terbiyesiz, ahlaksız, ukala çık git" diyerek, arkasından bağırdığı ve bu şekilde S.'ye hakaret ettiği iddiasında bulunduğu hatırlatıldı. Kararda, hakim A.'nın savunmasında S.'nin şikayetçi olduğu suçun takibi şikayete bağlı ve vazgeçme ile düşen suçlardan olması nedeniyle kimliğinin tespit edilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle başını açmasını istediğini söylediği belirtildi. Hakim A.'nın savunmasında, S.'nin duruşma salonundan çıkarken kendisine "Ergenekon'un altından çıkacak olanlardan biri de sensin. Ergenekon'da yargılanacaksın" diye bağırdığını ve kapı önünde bekleyenlere "Bu rezalete şahit olun" diyerek gittiğini ifade ettiği belirtildi. A.'nın savunmasında S.'ye hiçbir şekilde hakaret etmediği iddiasında bulunduğu kaydedildi.

-HAKARETİN KARŞILIKLI OLUP OLMADIĞINA KARAR VERİLSİN-

Ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verilebilmesinin yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanmasına bağlı olduğu vurgulanan kararda, duruşmadaki tartışma sırasında hakimin katılana hakaret ettiği yönünde mevcut kanıtlara göre şüphe bulunması karşısında masumiyet karinesinin gereği olarak şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin genel hukuk prensibi ile Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin dikkate alındığı ve atılı suçtan hakimin beraatına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, daire kararının bozulmasını istedi. Başsavcılığın tebliğnamesinde, olayda A.'nın S.'e "Terbiyesiz,ahlaksız, ukala çık git" şeklinde sözler sarf ederek, S.'nin onur, şeref ve haysiyetini rencide etmek suretiyle üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin tanık anlatımları ve bütün dosya kapsamından anlaşıldığı görüşüne yer verildi.  Yargıtay Ceza Genel Kurulu da suçun sabit olduğuna karar vererek, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin kararını oy çokluğuyla bozdu. Kurul, hakaretin karşılıklı olup olmadığı ve tahrik nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı konusunda yeniden bir karar verilmesi için dosyayı daireye gönderdi Daireler arasında görev dağılımında yapılan değişiklik nedeniyle davaya Yargıtay 4. Ceza Dairesi bakıyor.  (ANKA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adnan Öbek 4 yıl önce

kıyafetinden dolayı hiç kimse kınanmamalı. hukuk kıyafetle uğraşmaz. ancak saddamvari,stalinvari kanun yapıcılar,hukuk fakültelerinin arka kapısından mezun olanlar, hukuk nosyonu olmayanlar böyle fuzuli işler yapar.