Hanefi Avcı'nın kitabından satır başları


Emniyet teşkilatında teknik-elektronik istihbaratın kurucusu olarak bilinen Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gündemde bomba etkisi yaratan ve yok satan “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabında, internet sitelerinde yayımlanan sesler ve fotoğrafların Fethullah Gülen cemaatinin işi olduğunu ileri sürdü.

Avcı, kitabında “Maalesef bütün internet sitelerinde yayımlanan sesler ve fotoğraflar aynı grup tarafından aynı yöntemler kullanılarak hazırlanmıştır. Böyle bir olayı yapabilecek tek bir adres vardır, cemaatin polis içindeki uzantıları” değerlendirmesinde bulundu.

Şemdinli iddianamesi: İki astsubay ve bir itirafçı ilçede PKK taraftarı olarak bildikleri bir kitapçı dükkânına el bombası atmış ve olaydan sonra kızgın halk tarafından suçüstü yakalanmıştı. Pek çok kişiyi hukuken sorumlu tutacak deliller bulunuyordu. Fakat savcı Van’da bulunan Asayiş Kolordu Komutanı’nı ve zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı sanık olarak iddianameye yazdı. Bu iki komutanın belki daha büyük suçları vardır, ama bu olayla alakalarını gösteren hiçbir delil yoktu. İddianame amacından sapıp sanki Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasını önlemeye yönelik bir fırsata dönüşmüştü. İddianamaye hukuk değil, ideolojik bir dil hâkimdi ve dışarıdan ciddi destek alındığı aşikârdı.

Sıralı operasyonlar: Aslında tehlike sinyalleri o gün verilmişti. Birileri polis ve özel yetkili hâkim ve savcılar içerisinde örgütlenmek suretiyle istemediği kişilere karşı adli sistemi kullanarak operasyon yapacak hale gelmiş, en güçlü olduğu Van’da operasyona başlamış ve Şemdinli’de çıkan bir fırsatı değerlendirip hemen operasyona dönüştürmüştü. Sonrasında bugün de hâlâ devam eden ama ne kadarı haklı ne kadarında cemaatin suni müdahalesi olduğu tam bilinmeyen sıralı operasyonlar başladı.

Asker operasyonları: Ergenekon, Balyoz vs. adlarla anılan operasyonların hazırlanış biçimi ve uygulanışı bazı suni katkıların olduğu gerçeğini gösteriyor. Bence olaylar tam olarak şu şekilde gelişiyor: Daha önceden temin edilmiş, muhtelif elemanları vasıtasıyla toplanmış askeri evraklar önce cemaatin imamları tarafından inceleniyor, sonra polisin ve hukukçuların imamları organizesinde bazı savcılar ve polislerin katıldığı toplantılarda plan yapılıyor, ardından dokümanda adı geçen kişi ve olaylar araştırılmaya başlanıyor. İstihbarat birimi bu olayı gizlice soruşturmaya, dinleme ve izleme faaliyetlerine başlıyor, toplanan bilgiler ışığında nasıl bir operasyon yapılacağı planlanıyor. Seçilen dokümanlar ya bir aramada nerede bulunması gerekiyorsa oraya konularak ya da meçhul bir kişi tarafından gönderilmiş gösterilerek sahte ihbarlarla ya da basında belli çevrelere verilip bu konuda haber yapılması sağlanarak meşru hale getiriliyor.

Cumhuriyet’e saldırı:
Ergenekon örgütünün eylemleri olarak söylenebilecek hiçbir şey yoktur, çünkü Türkiye’deki faili meçhul olayların Ergenekon veya başka örgütlerle irtibatını gösterecek delil ve emareler bulunmamaktadır. Cumhuriyet gazetesine bomba atılması ve Danıştay olaylarında savcının zorlaması ile bu olaylar Ergenekon’a dahil edilmek istense de makul bir polisiye akılla bakıldığında bağlantı kurulamamaktadır.

Sabancı Center saldırısı: Üç kişinin öldürülmesi olayı tüm yönleriyle aydınlatılmıştır, cevabı verilmemiş hiçbir konu bulunmamaktadır. Ancak psikolojik rahatsızlığı olan bir kişinin yazdığı hiçbir mesnede dayanmayan mektuplarla sanki önemli bir delilmiş gibi kafalar karıştırılmıştır.

Hrant Dink cinayeti: Bu olay da karanlıkta kalan hiçbir yanı bulunmayan bir olaydır. Failleri bugün yargılananlar gibi önümüzdeki zamanda da her zaman milliyetçi dürtülerle bu tip eylemleri yapabilecek kişilerdir. Fail Ogün Samast yakalandığında olayda kullandığı silah ve başında olan beyaz bere cebindeydi ve hiç parası yoktu. Eğer bu olay bir örgüt veya iki akıllı kişi tarafından planlanmış olsaydı, Samast yakalandığında olayda kullandığı tabanca ve giydiği beyaz bere üzerinde olmaz, cebinde de en az birkaç yüz lira parası bulunurdu.

Operasyon yöntemleri:
Artık yöntem bulunmuştur. Hedef seçilen kişilerin önce telefon detayları analiz edilecek, gizli ve özel görüştüğü kişiler belirlenecek, gerekiyorsa eşleri, çocukları veya yakınlarının telefon görüşmeleri aynı şekilde analiz edilecek, özel ilişkileri belirlenecek. Daha sonra başka isimlerle veya IMEI numarası üzerinden dinleme yapılacak, buluşmaları vs. varsa fotoğraflanıp videoya alınacak, ardından elde edilen bu sesler veya fotoğraflar internet sitelerinde profesyonelce yayımlatılacak.

İnternetteki tüm yayınlar cemaatten: Maalesef bütün internet sitelerinde yayımlanan sesler ve fotoğraflar aynı grup tarafından aynı yöntemler kullanılarak hazırlanmıştır. Eğer bu dinleme ve izlemelerde bir adli tahkikat, suç çıkarılacağına inanılıyorsa bu defa bu yöntemle elde edilen bilgiler bir ihbar mektubuna dönüştürülerek istenen şekilde adli tahkikat yapan yerde adli tahkikata dönüştürülecek. Eğer hedef seçilen kişiler üst düzeyde yetkili kişiler ise o zaman çok daha özel, devletin istihbarat amacıyla aldığı alet ve sistemler kullanılacaktır. Böyle bir olayı yapabilecek tek bir adres vardır, cemaatin polis içindeki uzantıları.

Bugünkü planın altyapısı: Ülke genelinde istedikleri gibi bilgi toplamak, istedikleri kişilerin faaliyetlerini izleyip öğrenmek gayesinde olanların yapması gereken ilk şey Emniyet İstihbarat Dairesi’ni ele geçirmektir. Bunu MİT üzerinde etkinlik kurarak da yapabilirler ama o kurum daha ilerisine müsaade etmez. Eğer sadece bilgi toplamak yerine haklarında bilgi toplandıkları kurum ve kişiler hakkında adli işlemlerde bulunmak da isteniyorsa, KOM’da da etkin olunmalıdır.

İstihbaratın önemi: Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı sahip olduğu geniş teknik imkânları ile herkes hakkında her türlü bilgiyi toplayabilir, kim kimlerle görüşüyor öğrenilebilir, eline telefon alan herkesin irtibatları ve ilişkileri belirlenebilir. Başkanlık ve her ildeki şubesi, hatta bazı ilçelerdeki birimlerinin istihbari dinleme yetkisi vardır; kişiler dinlenir, izlenir ve bir süre sonra evraklar imha edilir.

Türkiye’de uygulanan plan: MİT’e hâkim olsanız, sadece bilgi toplarsınız, belki bunları saptırarak kullanabilirsiniz ama daha ilerisini yapamazsınız. Aksiyonel bir eylem gerçekleştirme arzusundaysanız MİT size yetmez. Önce KOM Daire Başkanlığı, sonra İstihbarat Daire Başkanlığı, ardından da İstanbul ve Ankara İstihbarat Şubesi ve bunlara paralel olarak özel yetkili mahkemelerin savcı ve hâkimlerinin de belli oranda belirli eğilimlerde olan kişilerden oluşturulduğunu net olarak görmek mümkün.

Taraflı uygulamaların kanıtı: Hiçbir il savcısından habersiz geniş çaplı gizli bir soruşturma yapılmamıştır, yapılamaz da. Ben her türlü operasyonda savcıların il savcısını bilgilendirdiklerini gördüm. Ama şimdi bakıyoruz yalnızca bir ili değil, ülkenin tamamını ilgilendiren, onlarca üst düzey devlet görevlisini, en kritik görevlerdeki askeri veya sivil görevlileri gözaltına alma kararı veriliyor ama il savcısının hatta özel yetkili mahkemenin savcı vekilinin bile bundan haberi olmuyor.

Savcıların amiri başka yerler:
Üst savcıların bilgisi olmamasına rağmen birilerinin haberi oluyor, hatta yeni dalga bir operasyonun geleceğini cemaate yakın gazeteciler ve internet siteleri biliyor. Görülen o ki bazı savcılar amir olarak il savcısına bağlı değil, başka yerlerin talimatı ile hareket ediyor. Bu kadar açık bir durum hâlâ basit bir şey zannedilerek seyrediliyor. Hiçbir yerde bir savcı bu kadar pervasız davranamaz, davranır ise bedelini öder. Fakat şimdi görüyoruz ki, bir iki kez değil, pek çok defa kural ihlali yapılıyor.

Kanunsuz dinlemeler yargılanmalı:
Bu kadar hâkim ve savcının, hele il savcılarının sudan bahanelerle dinlenmesi, kolayca geçiştirilecek bir şey değildir. En azından suç işlemek için örgüt kurmak suçunu teşvik eder ki baskı, tehdit, şantaj yöntemlerinin kullanıldığı da dikkate alındığında gerçek manada bu işi gerçekleştiren polisler ve buna karar veren adalet müfettişleri ile karara iğfal edilmeksizin bilinçli katkı sunan savcı ve hâkimler hakkında ciddi davalar açılması gerekir. Tahminlerin ötesinde birkaç bin kişi bu şekilde dinlenmiştir. Hâlâ da hukuksuzluk devam ediyor.

Alışılmadık polisler:
Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. Bir örgüte, ideolojik bir gruba ya da bir cemaate bağlandın mı hak da adalet de izafi hale geliyor.



Cumhuriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.