Hocalı’ya Adalet Haftası Düzenlendi
İstanbul’un farklı mekanlarında etkinlikler yapıldı
İnsanlık tarihinde kara bir sayfa olan bu katliamı unutturmamak ve yaşanılanların hukuka ve vicdana aykırılığını haykırmak amacıyla İstanbul Türk Ocakları Gençlik Kolları ve Azerbaycan Reformcu Gençler Birliği işbirliği ile 20-26 Şubat 2014 tarihleri arasında “Hocalı’ya Adalet Haftası” düzenlendi. Ayrıca bu haftanın düzenlenmesine Üsküdar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi Türk Kültürü Araştırmaları Kulübü ve Marmara Akademik Çalışmalar Kulübü de desteklerini sundular. İstanbul Türk Ocakları Gençlik Kolları’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikler İstanbul çapında çok sayıda salonda gerçekleşti. 20 Şubat Perşembe günü Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde yapılan açılış programı ile başlayan etkinlikler Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü ve Üsküdar Üniversitesinde düzenlenen konferanslarla devam etti. Haftanın kapanış programı Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde Azerbaycan İstanbul Konsolosunun da katılımıyla gerçekleştirlen konferansla sona erdi.

Azerbaycan ve Türkiye’den çok sayıda konuşmacı katıldı
Konferanslarda açılış konuşmalarını haftanın ana organizatörleri olan İstanbul Türk Ocakları başkanı Dr.Cezmi Bayram, Gençlik Kolları başkanı Barış Onur Sargın ve Azerbaycan Reformcu Gençler Birliği başkanı Ferit Şahbazlı gerçekleştirdiler. Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşeyeva, Azerbaycan İstanbul Konsolosu ve Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri İnsan Hakları Derrneği başkanı Ziya Sözen  bazı programlarda açılış konuşmlarını icra ettiler. Ayrıca M.Ü. Akademik Çalışmalar Kulübü başkanı İbrahim Yüce ve M.Ü. Türk Kültürü ve Araştırmaları Kulübü Başkanı Caner Karınca üniversitelerinde yapılan programların açılış konuşmalarını yaptılar.

Konferans oturumlarına konuşmacı olarak
çok sayıda akademisyen ve araştırmacı katıldı. Prof.Dr. Nesrin Sarıahmetoğlu, Prof.Dr. Abdullah Kahraman, Prof.Dr. Ertan Efegil, Prof.Dr. Mesut Hakkı Çaşın, Doç.Dr. Bekir Günay, Doç.Dr. Fatih Özbay, Doç.Dr. Ebulfeyz Süleymanlı,  Doç.Dr. Mitar Çelikpala, Yrd.Doç.Dr. Vulgar İmanoğlu, Yrd.Doç.Dr. Gökmen Kılınçoğlu, Yrd.Doç.Dr. Ramazan Erhan Güllü, Yrd.Doç.Dr. Mehdi Genceli, araştırmacı yazar Aygün Hasanoğlu ve Azerbaycan devlet sanatçısı Aybeniz Haşimova konferanslarda sunumlarını gerçekleştirdiler.

‘İşgal ve Katliam’ Uluslararası Hukuk açısından açıkça ihlal teşkil etmektedir!
Konferanslara Azerbaycan ve Türkiye’den bir çok akademisyen ve araştırmacı katıldı. Karabağın İşgali’nin ve Hocalı Katliamı’nın BM Güvenlik Konseyi ve AGİT kararları ile uluslararası hukuk kurallarına aykırılığı sabit olmasına rağmen uluslararası toplumun ve çözüm mekanizmalarının harekete geçmemiş olmasının üzüntü verici olduğu bir çok katılımcı tarafından vurgulandı. Özellikle Hocalı’da yaşanan katliamın uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde bir savaş suçu olan ‘soykırım’ın maddi ve manevi unsurlarını taşıdığı hukukçu katılımcılar tarafından ifade edildi. Ayrıca Uluslararası Ceza Divanı’nın yetkisi kapsamına giren ve BM Anlaşmalarında belirtilen bir çok savaş suçunun da işlendiğinin belge ve görüntülerle sabit olduğu ifade edildi. Rwanda ve Bosna’da olduğu gibi sorumluların mahkeme önünde hesap vermemiş olmalarında Ermeni Diasporasının ve Batı’nın katliamı görmezden gelen ikiyüzlü tutumunun etkili olduğu ifade edildi.

Hocalı’da yaşanan ‘soykırım’ insanlık için büyük bir tehlikedir
Bazı katılımcılar tarafından “katliam psikolojisi” üzerinde duruldu. Bir insanın masumları gözünü kırpmadan nasıl katledebileceği sorusuna cevap verilmeye çalışılan bu  değerlendirmelerde bazı tespitler ortaya kondu. Sovyet dönemi Ermenistan’da çocukların beşikten itibaren ninnilerle, tarih kitaplarıyla ve edebi eserlerle birer Türk düşmanı olarak yetiştirilmeye çalışıldığı. Bu yetişme tarzının sonucu olarak vahşeti işleyenlerin karşısındaki kişileri insan olarak değerlendirmeden öte öldürülmesi mübah yaratıklar olarak gördükleri ve sonuç olarak işledikleri katliamla gurur duyduklarının üzerinde durdular. Bu durumun yeryüzünde icra edilen birçok soykırımda da karşımıza çıktığı katılımcılar tarafından vurgulandı. Bu yönüyle yaşanan soykırımlar Azeriler ve Türklerden öte insanlık için büyük bir tehdit teşkil etmektedir. 
Olayların tanıkları yaşadıklarını aktardılar

Katliam ve İşgalin hukuki ve tarihi boyutunu ele alan uzmanların yanı sıra olayları yaşayan bazı Azerbaycanlılar da konferanslar kapsamında hatıra ve düşüncelerini aktardılar. Olayları bizzat yaşayan araştırmacı Aygün Hasanoğlu, Yard.Doç.Dr. Mehmet Genceli ve savaşta eşini şehit veren Azerbaycan Devlet Sanatçısı Aybeniz Haşimova o yıllarda yaşadıklarını ve hislerini anlattılar. Bir ok mezalimin savaştan önce aynı ekmeği paylaştıkları komşuları tarafından gerçekleştirildiğini acı bir gerçek olarak tarihe not düştüler. 1988 Ermenistan depremi sırasında Azerbaycan’la birlikte bir çok ülkenin Ermenistan’a yardım ettiği; ve ayrıca batıdan gelen ve Azerbaycan sınırından geçen bir çok yardım tırının daha sonraları Azerilere karşı kullanılmak üzere Ermenistan’a silah ve mühimmat taşıdığını öğrendikleri de ilginç bir bilgi olarak akıllarda kaldı.



Azerbaycan barışçıl bir politika izliyor
Topraklarının nerdeyse %20’lik kısmı Ermenistan işgali altında olan Azerbaycan’ın ekonomik ve askeri güç olarak çok üstün ve topraklarını geri alabilecek imkana sahip olduğu bir çok katılımcı tarafından belirtildi. Ermenistan ekonomisin büyüklüğünün neredeyse yalnızca Azerbaycan’ın askeri harcamalarına karşılık geldiği de anekdot olarak verilen bilgiler arasındaydı. Buna karşın Azerbaycan’ın çözümü  masada aradığı ve Karabağ’ın işgalinin barışçıl yolla sona erdirilmesi gerektiğine inandığı vurgulandı. Son olarak yıllar önce yapılan Ateşkes Anlaşmasına karşın henüz ‘Barış Anlaşmasını’nın imzalanmadığı ve işgalin hukuki (de jure) değil fiili (de facto) bir durum olduğu da Prof.Dr. Mesut Hakkı Çaşın, tarafından hatırlatıldı.

‘İntikam değil adalet istiyoruz’
Karabağ Savaşı esnasında Ermenistan kuvvetlerince sivillere karşı yapılanların kalplerde ve zihinlerde ağır yaralar açtığını belirten bir çok katılımcı aynı şeylerin Ermenistan’lı sivillere karşı yapılmasından bir insan olarak üzüntü duyacaklarını; programları yapmalarındaki amacın intikam değil adalet talebi olduğunu vurguladılar. Bunun için Uluslararası Ceza ve Adalet Divanları nezdinde başvuruların yapılması gerektiği ve uluslararası kamuoyu oluşturmak için gerçeklerin her platformda ifade edilerek propaganda yapılmasının elzem olduğu ortak bir kanaat olarak ortaya konuldu.

Hukuki Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.