'Hukuk Devletinde Fişleme Olmaz'
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, staj dönemlerini başarıyla tamamlayan genç meslektaşları Fatih Karakaya, Uğur Köksal, Begüm Koç, Selçuk Yonar, Mehmet Murat Zaloğlu, Duygu Ömürcan ve Nilay Özkurt'a  düzenlenen törenle ruhsatnamelerini takdim etti.

Baro Başkanı Av. Çıtırık törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Ülkemiz son günlerde alabildiğine çalkantılı günlerden geçmektedir. Üzülerek söylemek gerekirse, her gün yeni bir hukuk skandalının yaşandığı ülke haline dönüştük. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, çok çarpıcı bir açıklama yaptı. Kuzu, Sayın Başbakan'a içerisinde 2 bin kişiyi kapsayacak şekilde içerisinde emniyet müdürlerinin, vali, MİT ve yargı mensuplarını vs. şekilde paralel devlet bağlantıları olduğuna dair bir rapor verildiğinden bahsedilmektedir. Aslında bu çok vahim bir açıklamadır. 12 Eylül 2010 Anayasa Referandum değişikliğiyle birlikte özel hayatın gizliliğini düzenleyen anayasanın 20 maddesine 3. Fıkrasında "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." fıkrası maddeye eklenmiştir.  Eğer bugün devlette, (TSK, Yargı mensupları, MİT, Emniyet..) kurum ve kuruluşlarda bu kişilere dair bir fişleme yapılmışsa Anayasal bir suç işlenmiştir. 12 Eylül 2010 referandum döneminde Sayın Bülent Arınç, 'Türkiye'de fişleme kepazeliğine son verileceğinden' bahsediyordu.  Demek ki ileri demokrasilerde(!) bunlar daha farklı oluyormuş. Bu eylemi gerçekleştirilenleri, bu skandala imza atanları ve yapılan fişlemeleri yapanların ortaya çıkarılıp yargı önünde anayasal suç işlemeleri nedeniyle hesap vermelerini istiyoruz. Bir hukuk devletinde kişisel verilerin bu şekilde kullanılarak fişlemeye gidilmesi, devlete olan inancı, devlete olan güveni sarsacaktır. Hatırlarsanız, 2013 yılı Haziran aylarında ülkemiz en çalkantılı günlerini geçirdi. Sayın Başbakan ve siyasi iktidara göre, 'çapulcu' olarak nitelendirilen, ötekileştirilen, kamplaştırılan, O dönemde Gezi olaylarında çapulcu 7 insanın öldürüldüğü, 11 insanın gözünü kaybettiği, 8 bin yurttaşımızın çeşitli yerlerinden yaralandığı, 16 yaşındaki Berkin Elvan'ın 200 günden beri halen yaşam mücadelesi verdiği, Cumhuriyetin tarihimizin ötekileştirilen, yok sayılan, aşağılanan toplumun 11 yıllık siyasi iktidar uygulamalarına karşı ses verdiği günlerdi. O dönemde Adana Baro Başkanlığı ve yönetim kurulu olarak, bu olaylarda yakalanma, gözaltına alınma, Adliye sevkteki ifade sürecinde hukuki yardım masası oluşturmuştu. Bu da kınanmıştı. Olaylar devlet terörü niteliğindedir. Polis makul ölçüyü değil, devlet terörüne varacak şekilde yurttaşa fiziki müdahalede bulunmuştur dedik. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Yasası ile idarenin her türlü eylem ve işlemleri, tutum ve davranışlarını, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere TBMM'ye bağlı, kamu tüzel kişiliğine haiz, özel bütçeli  kamu denetçiliği kurumu kurulmuş olup, 29.03.2013 tarihi itibariyle şikayet başvuruları alınmaya başlamıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu'nda; İstanbul'da ve yurdun çeşitli illerinde düşüncelerini açıklayan, toplantı ve gösteri yürüyüşünde bulunan insanlara kolluk kuvvetlerinin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 5. Maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele, AİHS'nin 3. Maddesinde düzenlenen işkence, anayasada düzenlenen temel hak ve özgürlüklere aykırı bir şekilde hareket ederek, makul ölçüyü aşan kolluk müdahalesinin tespiti yapılmıştır. 

Ayrıca raporda, düşünceyi açıklama ve toplantı özgürlüğünü düzenleyen 2911 sayılı yasanın ve mevzuatın, uluslar arası ve AB norm standartlarına uygun olarak özgürlüklerin ön plana çıkarılması, hatalı davranan kolluk görevlilerin tespiti ve etkin bir şekilde soruşturularak hesap verebilmelerini sağlayacak düzenlemenin yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Siyasi iktidarın uygulamalarındaki yanlışlığını ve hukuk tanımazlığını her platformda dile getirdik. Dileğimiz, siyasi iktidarın eylem ve işlemlerinin hukuk içerisinde kalarak gerçekleştirmesidir."

Konuşmasının ardından Baro Başkanı Av. Çıtırık, Fatih Karakaya (Azerbaycan Üniversitesi), Duygu Ömürcan, Uğur Köksal (Çağ Üniversitesi), Mehmet Murat Zaloğlu, Begüm Koç (Maltepe Üniversitesi), Selçuk Yonar (Doğu Akdeniz) ve Nilay Özkurt'a (Dokuz Eylül Üniversitesi) ruhsatnamelerini takdim etti.

Genç avukatlara cübbelerini ise, Av. Namık Kemal Tüylüce, Av. Yakup Bulut, Dr. Ömer Koç, Av. Kenan Aşşık, Av. Hüseyin Karadağ, Av. Mengücek Gazi Çıtırık ve Av. Semih Gökayaz giydirdi. (hukukihaber.net)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatansever 3 yıl önce

fişleme olmayacak da başka yolsuzlukları görmeyip,sadece hükümete karşı operasyonlar yapan ,basın açıklamalarıyla ekonomiyi baltalayan muammer akkaş gibi savcılar nasıl bilinecek?