Hukuk okumak isteyen öğrencilere ve velilerine tavsiyeler
 İlkokulda, ortaokulda ve lisede, ne kadar başarılı olursanız olun, üniversite sınavında yeterli başarıyı gösteremezseniz, iyi bir eğitim almanız ve hayat standartınızı yükseltmeniz oldukça zor. 17-18 yaşında, liseden mezun olmak üzere olan gençler, bu sınavın geleceklerini ne kadar etkilediklerinin farkında değiller. bu noktada görev, anne babalara düşmekte.

Dikkat ederseniz eğer, üniversitede saygın bölümlere yerleşen öğrencilerin velileri genellikle, eğitimin ve üniversite sınavının çocuklarının geleceğinde önemini bilen, orta halli öğretmenler.

Ortaokulda, lisede sınıfta kalan bir öğrencinin, “madem ki okumuyor, bari çalışsın eve ekmek getirsin” mantığıyla velileri tarafından okuldan alınması, çocuklarına yapacakları en büyük kötülüktür. Çocuk, bunu idrak edecek yaşta ve bilinçte değildir. Gerekirse zorla da olsa eğitimini tamamlaması sağlanmalıdır. Günümüzde lise mezunu olmayan da neredeyse yok.

Lise mezunu olmak, üniversite sınavına girebilmek için zorunluluk. Ancak bir lise mezununun, mezuniyet diploması ile bulabileceği işte alacağı ücret malesef  ki 1.500 liranın üzerine çıkamamakta… İlkokul ortaokul ve lise için eğitime ayrılan 11-12 yıla, üniversite eğitimi için 4 yıl daha eklenmediği müddetçe, lise mezunu olmanın uygulamada hiç bir anlamı yok. Üniversite sınavını kazanmak için zeki olmaya da gerek yok. Olay tamamen sistemli çalışmak ve konsantre olmaktan geçiyor.

Öncelikle öğrenci, bu sınavın tüm geleceğini etkileyecek önemde olduğunu kavramalı. Zeki insan, okuduğunu bir seferde anlıyorsa, orta zekada olan biri, gerekirse aynı konuyu 3 kez okuyarak anlayabilir. Lise yılları ve öncesinde tembel bir öğrenci olmanın da üniversite sınavına hazırlanırken öyle düşünüldüğü kadar önemi de yok.

Bunun en canlı örneği olarak bizzat kendimi gösterebilirim. Zeki biri olduğumu iddia edemem. Ancak yeterli çalışma ile zeki birinin ulaştığı noktaya ulaşılabileceğini farketmiş durumdayım.

Liseden mezun olduğumda, diploma notum, 10 üzerinden 5,71 di. Beden eğitimi dersi gibi bazı derslerimin 10 olduğunu düşününce, geçme notu olan 5’i bile neredeyse tüm derslerden zorla almıştım. Ortaokulda her dönem teşekkür almama rağmen lise 1’de sınıfta kaldığım dahi olmuştur. Uzun dönem askerlik yapmamak için 4 yıllık fakülte mezunu olmak gerektiğini görünce, oturup üniversite sınavlarına hazırlanmaya karar verdim.

Ders çalışırken, tarih, coğrafya gibi konular bana film gibi gelmeye başlamıştı. yıllarca tarih eğitimi almama rağmen, tarihte neler olduğunu ilk defa üniversite sınavına hazırlanırken öğrenmeye başlamıştım. Hatırlıyorum da, lise son sınıfta, ÖSS’de kimin ne puan aldığını öğretmen teker teker sorduğunda, sınıfın en arka sırasında oturan ve derslerle uzaktan yakından ilgisi bulunmadığı herkesçe bilinen bir öğrencinin, % 1 ‘lik başarı dilimine girdiğini görünce, tüm sınıf “hadi canım” demişti.

Okulun başarılı öğrencilerinin, üniversite sınavında başaralı sonuçlar alamamasının en büyük nedenlerinden biri, bence sınav tecrübesizliği ve öğrenci üzerindeki baskı. Benden çok daha zeki ve bilgili olduğunu bildiğim insanlar, gerek ailesinin, öğretmenlerinin kendisinden beklediği başarının üzerinde yarattığı baskı, gerekse sınav konusundaki heyecan ve tecrübesizliği nedeniyle, üniversitede çok daha düşük bölümleri kazandılar ve okuyup mezun olmak zorunda bırakıldılar.

Bırakıldılar diyorum çünkü bu öğrenciler üzerinde bu şekilde baskı oluşturulmasa idi, örneğin o yıl düşük puanlı bir bölüme girmesine müsaade edilmeyip, bir yıl daha sınava hazırlanarak bilgi üstüne bilgi koyması ve sınav tecrübesi kazanmasına fırsat verilse idi, ilk yıl sınavda gösterdikleri %30 luk performanslarının çok daha üzerine çıkabilir ve bir yıl gecikmeli de olsa, geleceklerini etkileyecek bu sınavda, daha iyi bir bölüme rahatlıkla yerleşebilirlerdi. Gelelim hukuk fakültesi okumaya…

Geçmişte, sadece devlet üniversitelerinde hukuk fakültelerinin bulunduğu yıllarda, fakülteyi kazanmak, şimdikine oranla çok daha zordu. Şimdiyse, vakıf üniversitelerinin varlığı, hukuk fakültesine girmeyi oldukça kolaylaştırdı. Çocuklarını, vakıf üniversitesinde okutmaya gücü yetecek ailelere en büyük tavsiyelerimden biri de, reklamcılık, uluslararası ilişkiler gibi bölümler yerine, çocuklarının geleceklerini de garantiye alabilecekleri hukuk, tıp veya mühendislik bölümlerini okumaya yönlendirmeleri yönünde olacaktır.

Eğer çocuğun içinde, bu dallardan hiçbirine dair istek yoksa, o, güzel sanatlar eğitimi almak istiyorsa, o zaman yapılabilecek birşey yok tabi. Bu noktada çocuk üzerinde baskı kurarak onu kendi istediği değil, sizin istediğiniz bölümde okumaya zorlarsanız, hayatı boyunca mutsuz olmasına ve size sitem etmesine sebebiyet verebilirsiniz. Seçim yapma konusunda kararsız olan çocuklara ise, örneğin avukatlık mesleğinin saygınlığından, sunduğu iş imkanlarından ve getirisinden bahsederek ikna konuşması yapmanız mümkün.

Hatta mümkünse, uygulamada avukatlık mesleğini tanıması adına tanıdık bir hukuk bürosunda, birkaç günlüğüne de olsa çalışmasını sağlamak, çocuğun seçim yapmasını kolaylaştıracaktır.

Her anne baba, çocuğuna iyi bir gelecek sunmak için çabalar. Çoğunun amacı, çocuklarına bir ev almak olup, çocukları evlendiklerinde kirada oturup maddi sıkıntı çekmemelerini isterler.

Oysa kira vermeyip 1.500 TL gelirle bir hayat idame ettireceklerine, ev için ayrılan paranın, çocuğun okulu için harcanması, çocuğun geleceğine çok daha akıllıca bir yatırım olacaktır.

Özellikle hukuk eğitimi için vakıf üniversitesine harcanacak 100.000 TL’yi, mezun olduktan sonra alacağı tek bir işte bile kazanması mümkün olabilecektir. Özetle mesele, çocuğa servet bırakmak değil, eğitimi için gerekli yatırımı yapmak olmalıdır. Zengin anne baba çocuklarının, genellikle babalarının servetine güvenip okumamayı seçtiklerini gözlemlemekteyiz. Ancak hazıra dağ dayanmaz. Serveti yapan, kendileri olmadıklarından, o kadar hızlı tüketirler ki, ne olduğunu anlayamadan parasız ve eğitimsiz kalıverirler ortada…

Oysa eğitimi üzerine yatırım yapılmış bir çocuğun, ileride aç kalması gibi bir ihtimal sıfırdır. Mevcut eğitimi sayesinde, tek kuruşu olmadan hayata başlasa, diğerine oranla, çok daha yüksek maaşla iş bulabilir, çok daha kısa zamanda o servete sahip olabilir.

Özetle; Hukuk okumak isteyen bir öğrenciyseniz, bilmeniz gereken şey, diğer bölümlere oranla kazanması ve mezun olması biraz daha zor olsa da, bu işin, düşündüğünüz kadar da zor olmadığı…

Geleceğinizi belirleyen üniversite sınavına oturup, kendinizi bir yıl dış dünyadan soyutlar ve programlı bir şekilde hazırlarsanız, bunun oldukça kolay olduğunu göreceksiniz.

Velilere ise tavsiyemiz, eğer çocuğunuz hukuk okumak istiyorsa, ona paralarını servet bırakmak yerine, çocuklarının eğitimine yatırım yapmaları yönünde olacaktır.

Devlet üniversitelerinde verilen eğitim, vakıf üniversitelerine oranla daha kaliteli. Eğer mümkünse, çocuğun, devlet üniversitesini kazanabilecek şekilde hazırlanması için gerekli imkanları ve ortamı kendisine sağlamalı, bu mümkün olmuyorsa da vakıf üniversitesi için kesenin ağzını açmalısınız. 
Kaynak Linki : hukukitavsiyeler.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
komik 10 ay önce

devlette okumadıktan sonra vakıf mezunu olanlara bakış açısı belli.