Hukukçular: Somut deliller dikkate alınmadı

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab ile eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kağan Çağlayan, geçtiğimiz cuma günü tahliye edildi. 17 Aralık’ta yapılan operasyonun ardından cezaevinde tutuklu sayısının sıfırlanması, hukukçuların da tepkisini çekti. Eski yargı mensuplarına göre tahliyeler tamamen hukuksuzluk örneği. Mahkemenin tahliye gerekçeleri de çelişkili. Soruşturma dosyasının esasına ilişkin sulh ceza mahkemesinin değerlendirme yapamayacağına dikkat çeken hukukçulara göre ancak kovuşturma aşamasında esasa ilişkin değerlendirme yapılabilir. Tahliye kararında da ‘rüşvet almaya veya vermeye aracılık etmek ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet vermek’ suçlarına yönelik CMK 135. maddesi gereğince işlemin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve CMK 140. maddesi gereğince teknik araçlarla izleme ve neticesinde görüntülerin kayda alınması suretiyle elde edilen delillerin ‘yan delillerle desteklenmediği sürece esasa ilişkin delil mahiyetinde olmadığı’ değerlendirmesi yapılmıştı. Hukukçuların görüşleri şöyle:

Eski DGM Savcısı Mete Göktürk: Mahkeme, tahliye için bir gerekçe göstermek zorunda ama bunun için bir hukukî dayanağa da ihtiyacı var. Yani mahkemenin, ‘delil tek başına esasa ilişkin delil mahiyeti taşımadığı kararı’ bana göre yanlış. Oranın hâkimi olmayan bir hakimin, bu kadar kamuoyunu ilgilendiren davada alelacele gümrükten mal kaçırır gibi karar vermesi kamuoyunda bu kararın kuşkulu olduğu izlenimini yaratır. Bunu önlemek için sağlam gerekçeler sunmak gerek. Bana göre çok sağlam gerekçeler değil bunlar. Dinleme, izleme, ele geçirilen paralar, bunlar kesin kanıtlardır. Rüşvet almak ve vermek suçu için de kamu görevlisi olmasına gerek vardır. Zarrab ile bakan çocukları için de bu durum geçerlidir. Zarrab’la ilgili örgüt mensubu olmaktan da dava açılmış. Bu örgütle ilgili araştırmaların son soruşturma sırasında da ortaya çıkması pekâlâ mümkün. Bu anlamda doyurucu bir gerekçe değil. Net olarak dava açılmadan her aşamada delil toplanabilir. Şu anda bu delillerin dosyada olmaması, olmayacağı anlamına gelmez. Tutuklama için yeterli nedenler bulunmuş, bu tutuklanma nedenleri henüz ortadan kalkmadan, şüphelilerin salıverilmesini doğru bulmuyorum.

Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel: Bir soruşturmaya şaibe karıştıysa hükümetin ya da bir başka grubun müdahalesi olursa yargının verdiği her karar tartışılır hale gelir. Tahliye kararları belki doğruydu, biz bunu bilemiyoruz ama hükümetin bu soruşturmada yargı üzerine açık bir şekilde baskı kurduğunu bildiğimiz için, kamuoyu bu tür değerlendirmeleri yapacaktır. Hakimin yeteri kadar incelemediği, oraya tahliye kararı verecek bir hakimin geldiği, ona denk getirildiği gibi soru işaretleri kamuoyunda akıllara gelecektir. Bunda da haklılık payları var. Çünkü hükümet, uzun zamandan beri bu soruşturmaya çok açık bir şekilde müdahale ediyor, problem buradan kaynaklanıyor.

Ceza hukukçusu Kemal Bayrak: Suça yardım etmek TCK’nın 39. maddesinde düzenlenmiştir. Hâkimin tahliyelerle ilgili suça iştirak maddesini ortadan kaldıracak bir değerlendirmede bulunması son derece yersizdir. Esasa ilişkin delille ilgili ise bir değerlendirmeye girmiş hâkim. Esasa ilişkin değerlendirme ancak kovuşturma açıldıktan sonra ancak kovuşturmayı yapan mahkeme heyetince ya da dava hakimince değerlendirmeye alınabilecek bir durumdur. Bu aşamada sulh ceza yargıcının tahliye ya da tutukluluğunun devamı yönünde karar verirken esasa girmesi mümkün değildir. Ayrıca hakimin izinli olduğu bir dönemde, başka bir hakimin o dosyaya harici olarak bakmak durumunda olması, 1 saat gibi bir sürede kapsamlı dosyayla ilgili değerlendirme yaparak tahliye kararı veriyor olabilmesi büsbütün hukuka aykırıdır. Bunun yanında delillerin karartılmayacağını, başka hangi delillerin var olup olmadığını neye göre değerlendirdi? Hangi delillerin karartılıp karartılmayacağını hakim nasıl bilebilir?

Avukat Bilal Çalışır: Reza Zarrab ve bakanların çocukları hakkında tahliye veren mahkemenin kararı, alışılmış reflekslerden ayrılmaktadır. Kararda elde edilen tüm delillerin telefon dinleme kayıtları ve fiziki görüntüler olduğu gerekçesiyle esasa ilişkin delil mahiyeti taşımadığı ifade edilmiş. Bu sebeple de soruşturma esnasında fiziki ve teknik takip sonucunda ortaya çıkan somut delillerin dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde çıkan kasalar, para sayma makinesi ve paraların yapılan teknik takibi destekler mahiyette olduğu ortada. CHP’liler tutukluların 25 Şubat’ta serbest bırakılacağını söylemişlerdi. Bu iddia doğrultusunda tutukluluk itirazına bakacak nöbetçi mahkemenin önceden belirlendiği ve uygun hâkimin tespit edildiği anlaşılıyor.

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.