Hukukçuları ikiye böldü; MEŞRU MÜDAFAA MI?
HALKALI’da, trafikte tartıştığı motosiklet sürücüsü Ahmet Sülüşoğlu kurusıkı tabanca çekince, üç kez ateş  ederek öldüren Emniyet Müdür Yardımcısı Celal Yılmaz’ın beraatı, tartışma yarattı. Mahkemenin olayın tamamen meşru müdafaa ve savunma sınırlarında mazur görülebilecek heyecan, korku ve telaş nedeniyle gerçekleştiği kararı, hukukçuları ikiye böldü. Mahkeme başkanının bile muhalefet şerhi koyduğu karar sonrası Ahmet Sülüşoğlu’nun ailesi de gerekirse AİHM’ye kadar gideceklerini söylediler.


Tartışılan kararın lehinde ve aleyhinde görüş bildiren hukukçular ve söyledikleri şöyle:


‘EVET MEŞRU MÜDAFAA’

Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen: “Olayda, önce tartışma oluyor. Meskenin önüne kadar takip sürüyor. Kavga oluyor. Emniyet müdürü tacize rağmen silahına davranmıyor. Şahıs gidip tekrar geliyor. Şahsın silah çekmesi üzerine emniyet müdürünün hayati endişeye düşüp, panik ve heyecanla ateş etmesini meşru savunma kabul ederim. Tabancanın kuru sıkı olduğunu kimse bilemez.”

Avukat Bülent Utku: “Hepimiz görüntüleri gördük. Böyle bir sonuca çok şaşırdım. Maalesef hukuk tarihimiz, herkesin önünde cereyan eden böyle bir olayı da yaşadı. 3 kurşun sıkılmışken meşru müdafaa sınırlarına yaklaşmak mümkün değil. 3 kurşun kastı gösterir. Uzaklaştırma değil öldürme kastını gösterir. Polis özel güvenlik görevlisinin arkasına saklanarak ateş ediyor. Kendisine yönelik tehlike yok. Saklanıp üç kurşun sıkıyor. Böyle meşru müdafaa olmaz. Umarız Yargıtay bu kararı bozar. Karar bozulmazsa hukuk tarihinde leke olarak kalacak gibi görünüyor.”



Ceza Avukatı Mahmut Ceran: “Koşulları değerlendirirsek, açık saldırı var. Karşıdaki kişinin elinde silah var. Bir anda vurabilir. Vurmayacağını kimse garanti edemez. Yargıtay diyor ki ‘Başlaması veya tekrarı muhakkak bir saldırının varlığı halinde bile meşru müdafaa uygulanır’. Mahkeme burada doğrudan meşru müdafaa da dememiş. Böyle bir saldırı anında her insan korkuya kapılabilir. Bir emniyet mensubu yasadışı her türlü saldırıya maruz kalabilecek bir meslekte. Dolayısıyla burada meşru müdafaanın aşılması söz konusudur.”

‘NAMLU YERE DOĞRU’

Sülüşoğlu ailesinin Avukatı Halis Yıldırım:
“Meşru müdafaa için açık bir saldırı ya da gerçekleşmesi mutlak saldırı ihtimali gerekir. Olayda ise maktul silahını çekse de emniyet müdürüyle yüz yüze gelmiyor. Güvenlik görevlisiyle konuşurken, namlu yere doğruyken kendisine saldırı gerçekleşiyor. Savcı ceza yönünde mütalaa verdi. Başkan muhalefet şerhi koydu. Savcı, ‘Dövülmüş maktulün, 7 dakika sonra kuru sıkı silahla bir şey yapamayacağını bildiği halde saldırı düzenlemesi beklenemez’ diyor. Adamlarla konuşurken de emniyet müdürü tak diye kenardan üç mermi atıyor. Davayı Yargıtay’a götürüyoruz. Tüm hukuk yollarına başvuracağız.”

'ÖLÜMÜNÜ DEFALARCA İZLEDİK'

AĞABEY Mecnun Sülüşoğlu adliyeye yüzlerce polisin geldiğini, bunun da mahkeme üzerinde bir baskıya neden olduğunu iddia etti. Mecnun Sülüşoğlu, şöyle konuştu: “Ahmet böyle bir ölümü hak etmedi. Hep o günü yaşıyoruz. Bu yaşadıklarımızı kimseye anlatamayız. Kardeşimizin ölümünü defalarca izlemek zorunda kalmak. Geçmeyecek bir acı. Ve karşılığında cezasızlık. Adalet bu olamaz.”


AİLE PERİŞAN

KARARI duyduktan sonra sinir krizi geçirerek hastaneye kaldırılan Ahmet Sülüşoğlu’nun yengesi Serpil Sülüşoğlu ise, Hürriyet’e “Karar, toplumun vicdanı rahatlamamıştır” dedi.

Yenge Sülüşoğlu, şöyle konuştu:
“Herkesin aklında soru işaretleri kaldı. Tek sorum şu. Madem bir terör saldırısından şüphe ediyorsun. Çağır ekibi, ‘Bizi takip eden bir motosikletli var, alın’ de. Sonra çocuğun gömleği ve kotu yırtık içinde. Bu nasıl oldu. Olayın öncesi muamma.”



Haber: Burcu PURTUL UÇAR / Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.