Hukukçuları ikiye bölen davanın gerekçeli kararı açıklandı
Gerekçeli kararda, "Sanığın maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyla davranışlarının, yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılamayacağı kabul edilir. Dolayısıyla, belirleyici olan maruz kalınan saldırının sanığı içine düşürdüğü psikolojik durumdur" denildi.

Karara muhalif kalan Başkan Asuman Yetişkin ise muhalefet şerhinde, "Henüz herhangi bir saldırıda bulunmayan ve saldırıda bulunacağı muhakkak olmayan mağdurun hareketi başlamadan önce sanığın maktule yönelik suça konu eyleminin, kendisini korumak amacı taşımadığı gibi, sadece daha önce darp ettiği maktulü bir kez daha cezalandırmak düşüncesi ile hareket ettiği..." görüşüne yer vererek, sanığın "Haksız tahrik altında adam öldürme" suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti.


18 SAYFALIK GEREKÇELİ KARAR...

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yazdığı 18 sayfalık gerekçeli kararda, Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenen "Meşru Savunmaö hakkına atıfta bulunulan gerekçeli kararda, "Meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. TCK’nın 25/1. maddesi, gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde def etmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilemez" denildi.

Kararın, davaya konu olayın değerlendirildiği bölümünde, sanık Yılmaz ile maktül Ahmet Sülüşoğlu’nun trafikte tartıştıkları, sanığın maktulü dövdüğü, olay yerinden ayrılan maktulün elinde kuru sıkı silah ile olay yerine geri geldiği belirtilen gerekçeli kararda, "Sanık Celal Yılmaz’ın maktulün elindeki silahın kuru sıkı silah olup olmadığını bilebilme imkanının olmadığı" ifade edildi.


’MAKTULÜN SANIĞI GÖRÜP SALDIRMA OLASILIĞI MUHAKKAK OLDUĞU'

Maktulün silahını kurup ateşlemeye hazır hale getirip yere doğru tutarak güvenlik görevlilerine, ’Nerede lan o’ diye sormasının, maktulün saldırıya hazır olduğunu gösterdiği savunulan gerekçeli kararda, "Her ne kadar maktul eylemin başlangıcında sanığı görmemiş ise de sanık olay yerinden uzaklaşırken görme ihtimalinin yüksek olması, ayrıca olay yerinde üç tane silahsız güvenlik görevlisinin de bulunması ve olayın da 7 saniye gibi çok kısa bir sürede gerçekleşmiş olması, biraz daha zaman geçtiğinde maktulün sanığı görüp saldırma olasılığının muhakkak olduğu düşünüldüğünde, meşru müdafaanın savunmaya ilişkin ilk şartı olan ’savunma zorunlu olmalıdır’ şartının gerçekleştiğinin anlaşıldığı" belirtildi.

 ’BELİRLEYİCİ OLAN MARUZ KALINAN SALDIRININ SANIĞI İÇİNE DÜŞÜRDÜĞÜ PSİKOLOJİK DURUMDUR’

Gerekçeli kararda şöyle denildi:

"Meşru savunmaya ilişkin düzenleme değerlendirildiğinde; meşru savunmanın saldırıya ve savunmaya ilişkin şartlarının, ’savunma ile saldırı arasında oran bulunmalıdır’ şartı dışında tamamının gerçekleşmesi gerektiği, bu şartın da maddedeki düzenlemeye göre, ’meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir korku, heyecan veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilemez.’ Sınırın aşılması, sanığın maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyla davranışlarının yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılamayacağı kabul edilir. Dolayısıyla, belirleyici olan maruz kalınan saldırının sanığı içine düşürdüğü psikolojik durumdur. Bu düzenleme sanık ile maktul arasındaki eylem açısından değerlendirildiğinde; maktulün motosikletinden inip hemen acele ile belindeki silahı çekerek sürgüsünü bir hışımla kurduğunu gören sanığın, maktulün kendisini vurmak için geldiğini düşünmesi nedeniyle korktuğu ve belindeki silahı çekerek atışa hazır hale getirip maktule doğru her an maktulün kendisini görüp ateş edeceği endişesiyle güvenlik görevlisinin omzunun üzerinden tetiğe basmasına rağmen silahının ateş almaması üzerine telaşa kapılarak, her an mağdurun ateş etme olasılığını düşünerek, korkuyla yeniden silahını kurup korku, panik ve endişe ile tetiğe 3 kez basarak silahını ateşlemek suretiyle meşru müdafaada sınırı aşarak maktulün ölümüne sebep olduğu, sanığın maktulün ölümüyle neticelenen eylemi meşru müdafaa sınırının aşılması yoluyla gerçekleştirdiği anlaşılarak, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yönünde mahkememizde oluşan vicdani kanaatle, iddia makamının mütalaasına aykırı olarak oy çokluğuyla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

 ’CEZALANDIRILMASINA YER OLMADIĞINA...’

"Sanık hakkında her ne kadar kasten öldürme suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de..." denilen gerekçeli kararda, "Sanığın üzerine atılı suçu meşru müdafaa sınırlarını, mazur görülebilecek korku, heyecan ve telaş nedeniyle aşarak gerçekleştirdiği sonucuna varıldığından, ceza verilmesine yer olmadığına" görüşüne yer verildi.

 BAŞKAN’IN MUHALEFET ŞERHİ...

 Kararı veren Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Başkanı Asuman Yetişkin ise 2 üye tarafından verilen bu karara muhalefet şerhi koydu.

Sanık ile maktulün trafikte tartıştığı, tartışmadan sonra sanığın tabanca ile olay yerine geri döndüğü hatırlatılan muhalefet şerhinde şu görüşlere yer verildi:

’BAŞ BÖLGESİNİ HEDEF ALARAK TETİĞE BASTI, SİLAHI TUTUKLUK YAPTI, KURUP YENİDEN GÖĞÜS BÖLGESİNE PEŞ PEŞE ÜÇ KEZ ATEŞ ETTİ...’

 "Maktül motosikletten inerek belinden çıkardığı silahı çekerek sürgüsünü kurup ateşlemeye hazır hale getirdiğinde, sanık ve güvenlik görevlilerinin aynı anda maktulü gördükleri, sanığın, güvenlik görevlilerinin maktulün yanına giderek sütre yapıp kendisini görmesini engelleyerek maktule doğru yaklaşıp önce maktulün baş bölgesini hedef alarak yakın mesafeden tetiğe bastığı, ancak silahın tutukluk yapması üzerine tabancasını yeniden kurup göğüs bölgesine peş peşe üç kez ateş etmesi sonucu ölümüne sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, her ne kadar olayın meşru müdafaa sınırları içinde gerçekleştiği yönünde savunmada bulunulmuş ise de, sanık ile maktulün site girişindeki tartışmalarının trafikte çıkan bir anlaşmazlıktan kaynaklandığı, mağdurun sanığın aracına yöneldiği anda sanığın mağdura tekme ve yumrukla vurmak suretiyle darp ettiği ve bu darp eyleminde ilk haksız hareketin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin CD kayıtlarından gözlemlendiği..."

’DAHA ÖNCE DARP ETTİĞİ MAKTULÜ BİR KEZ DAHA CEZALANDIRMAK DÜŞÜNCESİ İLE HAREKET ETTİĞİ'

"Maktul olay yerine döndüğünde sanık ile güvenlik görevlilerinin aynı anda maktulün geldiğini gördükleri ve maktulün motosikletinden inerken belinden çıkardığı tabancayı kurma hareketi yaptığı, sırada güvenlik görevlisinin maktulün yanına gittiği, bu sırada maktulün silah bulunan elini hareketsiz tutarak namlu yere bakar vaziyette güvenlik görevlilerinden sakınır durumda ve henüz sanığı görmeksizin beklediği hususu dikkate alındığında, maktulün sanığa veya başka birine karşı herhangi bir haksız saldırısının başlamadığı, sanık tarafından kaynaklanan üzüntü ve öfke ile sitenin önüne gelmiş olduğu anlaşılan ve sanığın bulunduğunun dahi farkına varmaksızın güvenlik görevlisi ile konuşan mağdurun sanığa bir saldırı gerçekleştireceğinin mutlak olmadığı, bu nedenle sanığın savunma yapma mecburiyetinin de bulunmadığı, maktulün olay yerine intikal etmesinden itibaren 7 saniyelik kısa bir zaman diliminde sanığın maktulü görür görmez, maktulün ölümüne sebebiyet verecek şekilde ateş ettiğinin CD kayıtlarında gözlemlemesine göre; emniyet teşkilatında uzun yıllar görev yaptığı anlaşılan sanık, çok kısa bir süre önce site girişinde darp ettiği bir şahsın siteye ikince kez girişinde sergilediği davranışı bertaraf etmek yönünde mesleki tecrübesi ile maktulü uyarma, ikna etme, caydırma ve benzeri farklı alternatifleri denemesi mümkün olduğu halde hiçbir seçeneği düşünmeden hareket etti.

Henüz herhangi bir saldırıda bulunmayan ve saldırıda bulunacağı muhakkak olmayan mağdurun hareketi başlamadan önce sanığın maktule yönelik suça konu eylemi kendisini korumak amacı taşımadığı gibi sadece daha önce darp ettiği maktulü bir kez daha cezalandırmak düşüncesi ile hareket etti. Sanık, ilk olayın verdiği kızgınlıkla maktül henüz kendisini görmeden ona yaklaşarak üç el ateş etmek suretiyle ölümüne neden oldu.

Maktulün silahı tutma şekli, güvenlik görevlisi ile konuştuğu andaki hal ve şartlara göre silahını bırakma ihtimali de bulunan maktulün sanığa yönelik saldırısının başlamadığı ve saldırının da olacağının muhakkak olmadığı, meşru savunmanın ancak saldırının başka türlü def edilmesi imkanı bulunmayan durumda söz konusu olduğu, yine somut olayda sanığın savunma yapma mecburiyetinin bulunmadığı ve meşru savunmanın yasal koşullarının olayda gerçekleşmediği, tecrübeli bir emniyet görevlisi olan sanığın korku, heyecan ve telaşa kapılması gibi bir durumun da söz konusu olmadığının cd kayıtlarından gözlemlenmiş bulunması nedeniyle suça konu eylemin meşru savunma olarak nitelendirilemeyeceği gibi, korku, heyecan ve telaş nedeniyle meşru savunma sınırının aşılması olarak da değerlendirilemeyeceği gözetilerek, sanığa yönelik saldırının başlamadığı dikkate alındığında, sanığın maktule yönelik eyleminin saldırıdan değil, ancak maktulün sanığa oturduğu siteye kadar silahla takip etmesi sonucu oluşan hiddet ve öfkenin sanıkta yarattığı haksız tahrik sonucu meydana geldiğinin kabulü gerektiği değerlendirilmekle, sanığın maktule karşı gerçekleştirdiği eyleminin ’haksız tahrik altında kasten öldürme’ suçunu oluşturduğu kanaati ile çoğunluk görüşüne iştirak olmamıştır."

OLAYIN GEÇMİŞİ

17 Ağustos 2015 tarihinde Halkalı’da trafikte tartıştığı motosiklet sürücüsü Ahmet Sülüşoğlu’nu öldüren İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Celal Yılmaz hakkında, "Haksız tahrik altında adam öldürmek" suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Olaydan sonra tutuklanan Yılmaz, 26 Ağustos tarihinde tahliye edilmiş, 19 Kasım 2015 tarihinde çıkarıldığı ilk mahkemede ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Yılmaz, 3 Şubat 2016 tarihinde yapılan karar duruşmasında, Başkan Asuman Yetişkin’in muhalefet şerhi koyduğu kararla "Cezalandırılmasına yer olmadığına" karar verilerek tahliye edilmişti.

Başkan Asuman Yetişkin, sanığın, "Haksız tahrik altında adam öldürme" suçundan cezalandırılması gerektiği yönünde görüş bildirerek 2 üyenin kararına muhalefet etmişti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Uzman 10 ay önce

Bu memleketin sonu hiç iyiye gitmiyor!

Avatar
Tevfik tatar 10 ay önce

Yerinde ve doğru bir karar.Ülkenin içinde bulunduğu durum ve Koşullar gözardı edilmemeli.Ülke vahşi batıdan beter artık suçlular korkmuyor hiçbir şeyden. Keşke güvenlik güçlerine çok daha fazla yetki verilse

Avatar
neşet 10 ay önce

Keşke sırf mevkiinden dolayı bu inceleme yapılmış olmasaydı. Sıradan vatandaşa mezbaha kesilen mahkeme, sırf bu adamın makamından ötürü bunu yapmıştır.

keşke her dosyada böyle karar gerekçesi açıklasalar da keyfe keder karar vermediklerini düşünebilsek.

Avatar
Atabey 10 ay önce

Bizim ülkemizdeki adalet tıpkı Konfüçyüs un örümcek ağı muhebbetine döndü güçlü sinekler ağı yırtpp geçer iken zayıf sinekler aga takılıp can verir hale geldi çok yazik