Hulusi Akar'ın emir subayı ordudaki abileri anlattı
IŞİD’DEN FARKI YOK
“O gece planlama safhasında ben yoktum. Abi dediğimiz kişi bana ‘Sen şu işi yapacaksın’ demedi. Çünkü o kadar gizlilik vardır ki bu örgüt içinde. Hiçbir insan evladı kendi askerine, vatandaşına, polisine mermi sıkmaz. IŞİD’den hiçbir farkı yok. Bu örgüte girdiğiniz zaman algılayamıyorsunuz, o girdabın içinde kendinizi tamamen unutuyorsunuz. Terör örgütünün içindeysen ‘Bu yanlış’ demezsin. Ta ki bunu gördükten sonra, amacın farklı olduğunu, siyasete bulaşıldığını, arkasında Amerika olduğunu anlayana kadar. Ortaokuldayken askeri liseye girmem için benimle çok ilgilendiler. Ders çalıştırdılar. Sınavdan bir gün önce sınav sorularını verdiler, al şıkları ezberle dediler. Soruların bire bir aynısı çıktı. Lise ve harp okulunda da abilerle görüşmeye devam ettim. Bu abiler hiçbir zaman asker olmaz, sivil olur. Abilerle görüştüğümde dini sohbetler edilir, Said Nursi ve Fetullah Gülen kitapları okunurdu. (Gülen’e nasıl bir değer atfediliyor sorusu üzerine) Şu andaki değerlendirmemle söylüyorum, Gülen’i Mehdi olarak görüyorlardı. Abiler ‘O bizim Mehdimiz’ diyorlardı. Abilerin gerçek isimlerini, mesleklerini sorgulamak mümkün değildi. 

ASKERİYEDE 2 KİŞİ
Sürekli himmet ödüyordum. Aksattığım da oluyordu ama örgüte maaşının yüzde 10’unu veriyorsun. Kendi bağlı olduğun abiye veriyorsun. Cemaatçiler, polisin içinde kendi odalarında iş yerinde bile grup halinde konuşurlarmış. Askeriyede böyle bir şey yoktur. Maksimum 2 kişilik gruplardır. Sadece o 2 kişi ve bir de abi birbirini bilir. Ast-üst krizi yaşanmaması için gittiğiniz kişi de devre arkadaşınız olarak ayarlanır. Bugünlere hazırlamışlar yani, ilmek ilmek işlemişler. (Hâkimin tayinlerinde bir anormallik sezip sezmediğini sorması üzerine) Mesela Genelkurmay’ın tayin dairesi vardır. Personel şubesi dediğimiz yerden yapılır. Şu anki algımla söylüyorum, subayından astsubayına generaline kadar orada paralelci olmayan bir Allah’ın kulu yoktur.” 

HER SABAH CİHAZI KOMUTANIN ÇEKMECESİNE KOYUYORDUM
2010’da Ankara’ya tayin oldum. 1-2 ay sonra Genelkurmay’da kantin başkanı oldum. Buradaki abinin adı Recai idi. Nasıl çocuklarım beni sorgulamazlarsa, abi de bizim için öyleydi. Kantin başkanıyken, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in emir subayı Şevket Albay ve Alpay Albay vardı. Paralelci değildi. Şevket Albay, ‘Sen temiz çocuksun, yardımcım olur musun’ dedi. Recai abiye söyledim, üstüne atladı. ‘Kabul et’ dedi. Şevket Albay’ın yardımcısı oldum, emir subayı yardımcısı oldum. 2011’di. 3-4 ay sonra abiler komutanımızı dinlememiz gerektiğini söyledi. Cihazı Adil vermişti. Her sabah komutan gelmeden bu cihazı çekmecesine koyuyor, akşam gittikten sonra da alıyordum. Sorgulamak aklıma bile gelmedi.

HULUSİ PAŞA ŞÜPHELENMEDİ
Abiler Hulusi Akar’ı seviyorlardı. Darbe yapılırken Akar’ın bildiriyi kabul edeceğini, darbeyi onun yöneteceğini düşünüyorlardı. Hulusi Paşa da Necdet Paşa da hiçbir şeyden şüphelenmedi. Cemaatle dershaneler krizi yaşandıktan sonra ‘hangi ilde hangi parti güçlüyse ona oy verin’ dediler. Biz burada CHP’ye oy verdik.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.