'İç güvenlik yasa tasarısı gerekçeler ve 80’lere dönüş'
Peki mevcut yasalar bu tür sokak hareketlerini engellemek için yeterli değil mi? Bu sorunun cevabı yapılmak istenen kanun değişikliğinin asıl amacının ne olduğunu ortaya koymaktadır. Tasarı sahiplerinin gerekçe olarak gösterdikleri eylem ve cezalar zaten yasalarda mevcut. Birkaç önemli soru üzerinden meseleyi daha anlaşılır hale getirmek mümkün.

1. Sokak gösterisi sırasında yüzünü gizleyerek elle veya sapanla taş atan, molotof kokteyli atan kişiler cezasız mı kalıyor?

2911  sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, anayasal bir hak olarak izne tabi olmayan toplanmayı düzenlemiş, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri” başlığı altında 23/B maddesinde, tasarı sahipleri tarafından haklarında yasa ve ceza maddesi olmadığı iddia edilen eylem ve davranışları saymıştır. Yasa; bırakın taş, bilye ya da molotof kokteyli atmayı, bir gösteri ve yürüyüş sırasında bunları bulundurmayı bile suç saymıştır.

‘23/B-  Ateşli  silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak, yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri kanuna aykırı sayılır.’ hükmü yer almıştır. Ve bu kanuna aykırılığın cezai yaptırımı aynı yasanın 28. maddesinde yer almaktadır. Ayrıca yüz kapatma eylemi Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesinde “Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması.” şeklinde düzenlenmiş, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yasa maddelerinde görüleceği gibi sokak olayları sırasında yüzü gizleyerek bilye, sapan, taş ve molotof kokteyli taşımak suçtur. Bu araçların kullanılması halinde kişilerin yaralanması veya mala zarar gelmesi durumunda ayrıca fail yaralamadan ve mala zarar verme suçundan ceza alacaktır. Sokak gösterisi terör örgütü tanımına giren bir örgütün gösterisi ise Terörle Mücadele Kanunu gereğince fail örgüt üyesi olarak daha ağır cezalara mahkûm edilmesi söz konusu olacaktır.

2. Sokak gösterilerinde kamu ya da üçüncü kişilerin malına zarar verenler cezasız mı kalıyor?

Türk Ceza Kanunu’nun 151/1. maddesine göre “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” 152. maddesine göre ise “Mala zarar verme suçu, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında ya da yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak işlendiği takdirde ceza iki katına kadar, haberleşme  ve ulaşım araçlarının kullanımı aksarsa dört katına kadar artırılır.” Bu durumda gösterilerde çevreye zarar verip, bankaları, otobüsleri yakıp yıkanların cezasız kaldığını söyleyebilmek mümkün mü?

3. Polislerin olayları önlemek için yetkileri yeterli değil mi?

Bu iddia ise Ceza Muhakemesi Kanunu 90. maddesi karşısında tek kelime ile yalandır, gerçeğe aykırı beyandır, bilmeden söyleniyorsa cehalettir. Bu maddenin varlığı bilindiği halde polisin yetkisinin yetersiz olduğu nasıl söylenebilir? Bu maddeye göre suçüstü ya da suçüstü durumundan sonra kaçma şüphesi durumunda, bırakın polis ya da jandarmayı, her vatandaşın suçluyu yakalama yetkisi vardır. Polisin ise gecikmesinde sakınca bulunulan her durumda yakalama yetkisi vardır. Bir suçluyu yakalayan vatandaş en kısa sürede şüpheliyi polise teslim eder.  Polis ise yakaladığı şüpheli ve suçunu en kısa sürede cumhuriyet savcısına bildirir. Cumhuriyet savcısı ise suçun niteliğine göre gözaltı talimatı verir ya da serbest bırakır.  Mevcut yasalar ile bir sokak gösterisinde elinde taş, sapan ya da molotof olan bir gösterici polis tarafından derhal yakalanarak gözaltına alınabilir. Hatta elindeki zarar verici araçları vs. kullanılması dahi beklenilmeden polis bu yakalamayı yapabilir. Yasalar bu kadar açık iken polisin yetkilerinin azlığından şikâyet ederek, kişi hak ve özgürlükleri yok edecek faşizan uygulamalar içeren bir tasarıyı savunmak mümkün değildir.

4. Polisin silah kullanma yetkisi yeterli değil mi?

2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 16. maddesi polisin silah kullanma yetkisini ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Maddeye göre  “Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.” Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında;

a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,

b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,

c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir.

Polis, silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.

Görüldüğü gibi iktidar tarafından yapılmak istenen değişiklik ile ilgili kamuoyuna sunulan gerekçeler haklı, tutarlı ve doğru değildir. 2000’li yıllarda AB uyum çalışmaları çerçevesinde evrensel hukuk normlarına uygun olması için yeniden düzenlenen ceza mevzuatı, yapılmak istenen değişiklik ile 1980 öncesi uygulamalara geri dönecektir. Toplumsal olayları önlemede her türlü yasal mevzuat var iken, yürütmenin talimatı ile hareket eden polisin bu olayları önlemedeki zaafı yasalardan değil, siyasi iradenin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Tasarıda ayrıca soruşturma açma emrinin savcıdan alınarak mülki amire verilmesi benzeri teklifler, hukuk devletinin esası olan kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle iç güvenlik yasa tasarısı hakkında, toplumdan gelen güçlü itiraz dikkate alınarak, demokrasi ve insan hakları konusunda özgürlüklerin korunması Türkiye için vazgeçilmezdir. Ne yazık ki; tasarı maddelerinin TBMM’de oylanması sırasında iktidar ve muhalefet partileri arasında yaşanan gerginlik ve diyaloglar, konunun tasarı sahipleri tarafından bilimsel ve tarafsız olarak değil, siyasi olarak ele alındığını kamuoyuna göstermiştir.

*İzmir Barosu Avukatı

(Kaynak: Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.