'İfade özgürlüğü çarpıtmayı da kapsar'
Çiğdem TOKER
 
Siyasi irade bu hedefi öyle sahiplendi ki, düne kadar kim, "KCK'lılar serbest kalsın diye hazırlandı" dediyse, bakanlar arka arkaya çıkıp "hayır ifade özgürlüğü için"  diye tekzip etti...   

Bizlerin 4. Yargı Paketi diye kısalttığı "İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun",  beş gün önce TBMM'de kabul edildi.
 
Meclis Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu'nu aradım. Yasa "Köşk'e gönderilmek üzere"ymiş. TBMM Başkanı Cemil Çiçek yurtdışında olduğu için; Başkanvekili Sadık Yakut'un imzasını bekliyormuş. "Muhtemelen birkaç saat içinde gönderilmiş olur" dedi Neziroğlu.
İfade özgürlüğünü genişleteceği söylenen bir kanun Köşk yoluna çıkarken, İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi'nin Fazıl Say'a verdiği hapis cezası, Türkiye'nin önündeki yolun daha çok uzun olduğunu kanıtlıyor. 
 
Yürürlüğe bile girmemiş  bu yasanın, söylendiği gibi ifade özgürlüğü sicilimizi düzeltme amacına ne kadar hizmet ettiği konusunda çabucak fikir sahibi olduk. 

İNANMAMA ÖZGÜRLÜĞÜ "YEŞİL"E BOYANDI
Dün gruplar için Meclis'teydim. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun CHP'li üyesi eski AİHM yargıcı Rıza Türmen'le karşılaştık.
 
Soru belliydi. Türmen de aynı dersi kim bilir kaçıncı kez veren bir hoca tavrıyla hızla sıraladı:
- AİHM içtihatları açısından bakıldığında, yazılı ve sözlü ifade özgürlüğü, hükümetin de toplumun belli bir kısmını şoke edici, incitici rahatsız edici fiilleri de korur. 
 
- Din ve vicdan özgürlüğü, hem inanmak hem de inanmamak özgürlüğünü kapsar. Bunda hiçbir tereddüt yoktur. AİHM'in Kokkinakis kararından, bugünkü anayasa önerilerine kadar bakın. Bugün bizim çalışmalarda, dört parti de inanmama özgürlüğünde mutabıktır. AKP de dahil olmak üzere, bu kısım Komsiyon'da tam uzlaşı anlamında yeşile boyanmıştır.

- "Ben ateistim" diyor, yani ne olacak? Hayyam'ın dizelerini alıntılıyor. (Çarpıtarak yorumlamış hatırlatması üzerine)  E bulunur. Bir sanatçı bakımından böyle bir yorumda bulunmak biraz da doğası gereğidir. Sanatçı böyle şeyler yapar. İfade özgürlüğü böyle biraz yanıltmaları, "distortion"ları (çarpıtma, bozma) da kapsar.

İKİ AYRI CEZA HUKUKU OLUŞTU
 
Türmen, kararı "orantı" açısından da eleştirdi: "AİHM içtihatlarına göre ifade özgürlüğünü hapis cezasıyla cezalandırmak, ifade özgürlüğünün ihlali olarak görülür" dedi ve şöyle sürdürdü:
 
"Fazıl Say, Türkiye'nin uluslararası alana verebildiği, bir elin parmaklarıyla sayılamayacak kadar nadir sanatçılardan biri. Kimse suç işleme özgürlüğüne sahip değildir diyenleri anlıyorum da, bu adamın sanatına yaratıcılığına da biraz saygı göstermek lazım. Türkiye'de muhalifler bakımından yeni bir ceza hukuku ortaya çıkıyor. Muhalifler Türkiye'de daha kolay cezalandırılır, daha çok cezalandırılır ve mutlaka cezalandırılır."
 
Fazıl Say hakkındaki karar Yargıtay'da onanırsa, Anayasa Mahkemesi'nde bireysel başvuru yolu açılacak. Konu buraya gelince Türmen sözlerini, "Anayasa Mahkemesi'nin kararını tahmin etmek zor olmaz. AİHM'e giderse AİHM'de bu davayı kazanır" diye noktaladı. 

Bense, hazır "sicilimizi düzeltmekten" söz ediyorken  "belirsiz" kavramlarla hüküm kurma keyfiyeti veren TCK 216/3'ün gözden geçirilmesini öneriyorum.



Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.