İlker Başbuğ'dan MGK açıklaması
Ergenekon davasında müebbet hapis cezası alan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, tartışmalara yol açan 2004 tarihli MGK belgesiyle ilgili açıklama yaptı.

Başbuğ, kendi adına kurulan internet sitesi ve twiter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, gazetelerde yayımlanan 2004'teki MGK kararına ilişkin haberlerin Türkiye'nin gündemine oturduğunu belirtti.

Haberlerin, Başbakanlığın 28 Ekim 2004 tarihli Ek Eylem Planı-1 ve 17 Mart 2005 tarihli Ek Eylem Planı-2'ye ilişkin olduğunu ifade eden Başbuğ, davanın soruşturma aşamasında Genelkurmay Başkanlığınca, konuyla ilgili bilgi içerebileceği düşünülen direktif, genelge ve MGK kararlarının listesinin de savcılığa gönderildiğini, listede MGK'nın 25 Ağustos 2004 tarihli kararı ile 28 Ekim 2004 tarihli Ek Eylem Planı-1 ve 17 Mart 2005 tarihli Ek Eylem Planı-2'nin de yer aldığını kaydetti.

Başbuğ, avukatı İlkay Sezer'in talebi üzerine, davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Başbakanlık Müsteşarlığı'na müzekkere yazarak aralarında 25 Ağustos 2004 tarihli MGK kararı ile 28 Ekim 2004 ve 17 Mart 2005 tarihli eylem planlarının da bulunduğu ilgili yazı ve eklerinin onaylı suretlerini istediğini, ancak bu ara kararın bugüne kadar yerine getirilmediğini belirtti.
     
Mahkemenin, kararını, Başbakanlık Müsteşarlığından istediği ancak dosyaya gelmeyen direktif ve kararları incelemeden verdiğini ifade eden Başbuğ, MGK Genel Sekreterliğinden istenilen "Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı-2006"nın 45 nolu tedbiri ile Genelkurmay Başkanlığına internet faaliyetlerinde bulunma görevinin verildiği dikkate alınırsa, eksik incelemeyle verilen kararın vahametinin net olarak ortaya çıktığını savundu.
     
Başbuğ, bu durumun, adil yargılamanın yapılmadığını bir kez daha ortaya koyması açısından çok önemli ve hayati olduğunu belirterek, "İnsanlar hakkında müebbet hapis cezası dahil en ağır cezalar verilmiştir. Mahkemenin kararını açıklamasından neredeyse dört ay geçmesine rağmen  gerekçeli karar hala ortada değildir. Söylentiler, gerekçeli kararın çıkması için bir dört ay daha geçeceğini göstermektedir. Ancak, insanların cezaevlerinde tutuklulukları devam etmektedir. Bu vahim tablo karşısında yetki ve sorumluluk taşıyan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun, Yargıtay Başkanlığı'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin ne düşündüğü merak edilmektedir  Kulaklarını tıkayıp, sessizliklerini koruyacaklar mıdır  Yoksa, duruma müdahale ederek, vicdanları kanatan, Türkiye'de adalet sistemini yerle bir eden, bu gibi durumlara karşı tavır mı alacaklardır " ifadelerini kullandı.



AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.