'İmralı, Hyde Park değil'

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İmralı’yla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Bakan Ergin’in kimsenin bilmediği yönleriyle birlikte İmralı açıklamaları:


* CHP’li Tacidar Seyhan’ın “Müsteşar yardımcısı Öcalan ile görüştü” iddiaları gündeme geldi. Yalanladınız ama öncesinde bir görüşme oldu mu?


Net olarak söylüyorum: Böyle bir görüşme yoktur. Bakanlığımızdan müsteşar ve müsteşar yardımcısı düzeyinde Adaya giden kimse olmamıştır ve böyle bir görüşme olmamıştır. Geçmişte Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, kamuoyunun bilgisi dahilinde, Türkiye’deki cezaevlerini incelediği gibi İmralı’yı da inceledi. Çünkü Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin bizden bir takım talepleri vardı. Bir çok cezaevlerinde bu çalışmaları yapıyoruz. Sayın Seyhan’ın ortaya attığı iddia doğru değildir.


* Öcalan’ın İmralı’dan avukatları aracılığıyla emir gönderdiği, örgütü yönettiği iddiaları hep gündemde. Yeni bir düzenleme, önlem gündemde mi?

Kamuoyuna öyle bir hava yansıtılıyor ki sanki İmralı Hyde Park, gelen geçen istediği gibi konuşabilir ve her istediğini söyleyebilir. Öyle bir şey yok. Bütün görüşmeler, ziyaretler Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki yasadaki hükümlere uygun olarak yapılmakta ve yaptırılmaktadır. Bu yasanın ihlal edildiği olaylar yok mudur, vardır elbette. Bu ihlallerle ilgili de derhal gereken soruşturma ve kovuşturmalar yapılmıştır ve yapılmaktadır.


* Sadece avukatlarla ilgili mi soruşturmalar yapıldı?

Hem avukatlarla ilgili hem de hükümlüyle ilgili. Kamuoyuna yansıtılan bilgiler çok doğru değil. 1999-2010 yılları arasında toplam avukatlarla ilgili 125 dosya işleme konuldu. Bir kısmında beraat, takipsizlik çıktı, bazılarıyla ilgili cezalar verildi. Yani değişik kararlar var. 10 avukatın görüşmesine yasak getirildi. Hükümlüye ilişkin disiplin soruşturma ve cezaları var. Şimdiye kadar 11 ceza aldı.


* Öcalan’ın cezası nasıl uygulanıyor?

Bir takım haklar kullandırılmıyor. Hükümlünün havalandırma, yakınlarıyla, avukatıyla görüşme gibi hakları var. Bunlara sınırlama getiriliyor. Bu şartlar İmralı’ya özgü değil. Türkiye’nin her köşesindeki yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında hangi imkan varsa İmralı da da o var. Ne bir eksik ne fazla. Sincan Kapalı F tipi’nde, Silivri F tipindeki standartlar neyse İmralı’daki standartlarda odur. Biz bir hukuk devletiyiz ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinden doğan taahhütlerimizi de yerine getirmemiz gerekiyor. Ciddi bir hukuk devletinin tavrını ortaya koymamız gerekiyor.


* Görüştürmüyoruz demek mümkün değil tabii ki?

Bu görüşmeler yasalar çerçevesinde yaptırılacak görüşmelerdir. Ancak kötüye kullanmasını da korumamız mümkün değil. Hiçbir evrensel hak böyle bi imkanı sunmaz. Bir hakkın kötüye kullanılmasını yasa himaye etmez. Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinde de bu çok net ifade edilmiştir. Haklar demokrasiyi tehdit edecek, kamu düzenini bozacak şekilde istismar edilemez. Sözleşme buna müsaade etmez. Bu sınırlar içerisinde çalışmaya gayret ediyoruz. AİHM yargı yetkisini tanımış bir ülke olarak bütün uluslar arası yükümlülüklerimize, iç hukuktan doğan sorumluluklarımıza göre hareket etmeye çalışıyoruz. Bu konu üzerinden spekülasyon yapmak da, siyaset yapmak da doğru değil.


*“İmralı’dan emir yağdırılıyor” gibi bir hava var. Örgüt İmralı’dan mı yönetiliyor?

Ben aslında soruyu şöyle sorabilirim. Terör örgütüyle İmralı’daki arasında nasıl bir ilişki olduğunu iyi tahlil etmek gerekir. Kim kimi yönlendiriyor? Burada etkileşim tek taraflı değildir. İmralı’daki hükümlünün imkanları nedir, ne değildir? Dışarıda örgütün yaptıklarına bakarsanız, İmralı’dakinin iradesiyle ne kadar örtüşüyor, bunlar arasında çelişkiler var mıdır daha iyi tahlil ederseniz ‘Kim kimi yönlendiriyor’ sorusunun cevabını bulmak daha kolay olabilir.



*Sözlerinizden anladığım aslında dışardan içeriye bir yönlendirme var?

Bunu işi bakan gözler değerlendirebilir. Daha ileri bir şey söylemeyeceğim şu aşamada.


* Başka mahkum gönderilecek mi?

Şu an için düşünülmüyor. Şu anda İmralı’da toplam 6 hükümlü var.


*Türkiye Cumhuriyeti İmralı’yı muhatap alır mı ve bu çözüm olur mu?

Bizim muhataplarımız meşru unsurlardır. Gayri meşru yöntem ve unsurları hükümetin muhatap alması söz konusu olmaz. Terörle mücadele konusunda bir çok enstrüman var. Gizli servislerin kendi aralarındaki temasları ayrı, diplomasi ayrı, güvenlik güçleriyle mücadele etmek ayrı birer enstrümandır. Bu işin sosyal kültürel boyutlarıyla birlikte mücadele ayrı bir enstürmandır. Bütün bunları birleştirdiğinizde terörle mücadelenin genel konsepti ortaya çıkar. Dolasıyla bunların bir tanesini öne çıkartarak yapılacak değerlendirme eksik olur. Tamamını bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor.


*Bu sesi yazıya dönüştüren cihaz gerçek mi peki?

Gerçek ama o haberler spekülatif yapılıyor ve doğru olmayan bilgilere dayandırılıyor. O haber hükümlüye ilave imkan sağlanıyor gibi verildi. Ve 600 bin TL’lik bir bedel yazıldı ki bunların hiçbiri doğru değil. Sadece 400 TL’lik bir cihaz. Hükümlü ile avukatların görüşmeleri hakim kararıyla bir refakatçi nezdinde yapılıyor. Örgütü yönettiği iddiaları nedeniyle tutanak altına alınıyor. Konuşmalar tutanak altına alınırken zaman zaman eksiklikler veya yanlışlar söz konusu olabiliyor. Dolasıyla görüşmeyi kaydedip yazıya döken pratik bir cihaz var ve bu tamamen savcı ve hakimlere hizmet veren bir sistem. Hükümlüye hiçbir faydası yok. Tamamen adanın yönetimi elinde olan savcı ve infaz hakiminin hizmetine sunulmuş bir sistem.


*Bordo bereliler tamamen ayrıldı mı adadan?

Bu da speküle edilen bir konu. Adada cezaevinin iç yönetimi ve güvenliği Adalet Bakanlığı’nın kontrolünde. Dış güvenliği Türkiye’nin her cezaevinde olduğu gibi Jandarma tarafından yapılıyor. İmralı’da ayrıca bordo bereliler dediğimiz özel kuvvetlere ait bir tim vardı. Mayıs ayı itibariyle Genelkurmay Başkanlığı’nın tasarrufuyla çekildi. Yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığının denizden yaptığı koruma, Sahil Güvenlik Komutanlığına yine Genelkurmay’ın tasarrufuyla devredildi. Bu tasarruflar sanki bizim tasarrufumuzmuş gibi çarpıtılarak ve ajite edilerek haberleştirildi. Doğru değil.


* İmralı da artık diğer cezaevleri gibi yani?

Bir tek fark var; Ada şuanda hava, deniz ve kara açısından ikinci derece askeri yasak bölgedir, 1999’dan beri.



* Avrupa Konseyi İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi Öcalan’ın koşullarının oldukça uygun olduğunu açıkladı...

Daha önce söylediğim gibi bir hukuk devleti olarak hem uluslar arası hukukun hem iç hukukumuzun gereklerini tamamen yerine getiriyoruz. Bu karar da bunu belgeler mahiyette. Bu kararla daha önce bir bardak suda fırtına kopartanların iyi niyetli olmadıklarını da ortaya çıkmıştır.


*****


ERBAKAN’A DA SAYGI GÖSTERİRİZ


* Necmettin Erbakan’ın durumu ne olacak, bu yaşta hapse mi gidecek?

Cezasını evinde infaz etmesine ilişkin hükümden istifade etmişti. O cezası infaz edildi bitti. Bir alacağın tahsil edilip edilmemesine bağlı olarak hürriyeti bağlayıcı bir ceza hukukumuzda öngörülmemiştir. Bunu söyleyenler neye dayanarak söylüyor bilmiyorum.


* Kürsüde sizi eleştirirken genç, ama yaşı oldukça ilerledi?

Eleştirebilir ama Türk siyasetinin önemli ve renkli simalarından, ülkenin siyasi tarihinde önemli hizmetlere imza atmış bir siyasetçimizdir. Bu ülkeye geçmişte hizmet yapmış, siyaset büyüklerine gösterdiğimiz saygıyı sayın Erbakan’a gösteririz.




*****



‘İllegal işiniz yoksa yasal dinlemeden çekinmeyin!’


*Dinlemelere yönelik endişeler bitmiyor. Bakkallar bile endişeli “dinleniyoruz” diye?

Dinlemeler yasaların öngördüğü şartlarda yapılıyorsa korkmamak, çekinmemek lazım. Kamu güvenliği önemli bir unsur. Ülkemizde terör riski, organize suçlarla mücadelede delil elde etme konusunda ceza usul yasamızın öngördüğü yöntemlerden bir tanesidir dinleme. Yasalar çerçevesinde, hakimler kontrolünde, mahkemelerin denetiminde yapılan dinlemeden çekinmemek lazım. İllegal bir işiniz yoksa elbette. Burada mücadele edilmesi gereken illegal dinlemelerdir.


* Neden daha önce bu kadar dinleme haberi çıkmıyordu?

Çünkü bu dinlemeleri denetleyen bir kurul da yoktu, bunu düzenleyen bir mevzuatta yoktu. Türkiye’nin en ücra köşesinde bir ilçede bir güvenlik görevlisi o zaman PTT’ler eliyle bu işlemleri yaptırabiliyordu. Yasaları da olmadan yapıldığı için tespiti de mümkün olmuyordu. 2005 hükümetin yaptığı düzenleme ile bunlar zapturapt altına alındı ve TİB kuruldu


* TİB de eleştiriliyor ama?

Bu Başkanlık mahkemeler tarafından alınmış dinleme kararlarının yasalara uygun olup olmadığını denetleyip gerekirse itiraz etmek suretiyle keyfi kararların bozulmasını sağlayan bir oto kontrol sağladı. Keyfi dinleme olmasın, insanların haberleşme hürriyetlerine müdahale yapılmasın diye yapıldı. Kaç kişi mahkeme kararıyla dinleniyor, TİB’de olan veriler bunlar ve denetime açık. Mahkeme gitti yerinde denetimini de yaptı. Oysa bu kurum yokken bunları denetleyemiyordunuz. TİB’in bakanlığımla ilgisi yok. Ulaştırma bakanlığının ilgili kuruluşu. Toplumda dinlemeler Adalet Bakanlığı ile ilgili olduğu şeklinde bir yargı oluştu ki bu yanlış.


* Hakim ve savcılar açısından dinlemeler?

Bunlar hakim kararıyla yapılan dinlemelerdir. Son 5 yılda toplamda dinlenen hakim savı sayısı 69’dur diye bilgi paylaştık kamuoyuyla.


* ADD Başkanı Çölaşan, ‘Mektup yazın’ dedi

İnsanların algıları, kendilerini rahat hissetmeleri elbette ki önemlidir. Biz toplumdaki bu endişeyi giderici tedbirleri almak zorundayız.




*****



KAHVALTIYLA AFFETTİRİRİM

*Hangi takımı tutuyorsunuz?: Hatayspor (gülüyor) Galatasaray taraftarıyım. Ancak işler pek iyi gitmiyor.


* Kilo almaz ve vermezsiniz. Özel bir diyet mi uyguluyorsunuz?: Grup Başkan Vekiliyken spora ihtiyaç yoktu. Grup odası-Genel Kurul arasında ‘yoklama’, ‘karar yeter sayısı’ dendiğinde koşarak gidip geliyorduk. Çok büyük mesafeleri koşuyorduk. Bakanlıkta hareket azaldı ama zaman zaman yürüyorum ve masa tenisi oynarım.


* Masa tenisinde rakip tanır mısınız?: Amatör birine göre fena bir oyuncu değilim.


* Hangi kitabı okuyorsunuz: Elif Şafak’ın ‘Kağıt Helva’sı, ‘Bir yiğit vardı’, Adnan Menderes’in hayatı ve Yargının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı. Güncel bir konu olması nedeniyle 3 kitabı aynı anda okuyorum.


* En iyisi hangisi?: Hepsi.


* Elif Şafak sever misiniz?: Benim beğenip beğenmemem önemli değil. Kendi alanında bir marka. Hakkını teslim ediyorum.


*“Duygusalım” der misiniz?: İç dünyasını dinleyen bir yapım var. Çok atak olmayı, ön planda gözükmeyi tercih etmem. Zorlama olur çünkü. Kendim gibi olmayı severim.


* Gazete okur musunuz?: Sabah evden çıkmadan en az 8 gazete okurum. Siyasetçi için önemli olduğunu düşünüyorum.


* Mutfakla arası nasıl?: Hafta sonları ev halkına kahvaltı hazırlıyorum. Çocuklarla çok ilgilenemiyoruz . Hafta sonları onlara kahvaltı hazırlayıp bir arada olmak, sohbet etmek, şakalaşmak hem bizim için hem onlar için ihtiyaç. Kendimizi onlara affetirmeye çalışıyoruz. Çocuklar baba göremiyorlar

'Hans’ın kararına evet Hasan’a hayır denir mi?'










Deniz GÜÇER RÖPORTAJI / Vatan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.